Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3971 E. 2022/5617 K. 13.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3971 E.  ,  2022/5617 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3971
Karar No : 2022/5617

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….
2- … Demir Çelik Limited Şirketi
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı şirket tarafından, sahte belge düzenlediğinden bahisle tanzim edilen vergi tekniği raporuna dayanılarak vergi inceleme raporlarına istinaden re’sen tarh edilen 2013 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile …/… dönemleri vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen… tarih ve E…, K:… sayılı kararda; olayda, davacı şirket hakkında tanzim edilen raporlarda yer alan tespitlerin düzenlenen faturaların sahte olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davanın, …/… dönemleri için re’sen tarh edilen geçici vergiler ile buna bağlı olarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarının bir katını aşan kısmına ilişkin olarak; 193 sayılı Kanun’un mükerrer 120. maddesinde yer alan düzenleme dikkate alındığında, davacıdan mahsup dönemi geçen geçici vergi istenilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, bununla birlikte yıllık vergiye mahsuben peşin alınan geçici vergi nedeniyle yol açılan vergi kaybından dolayı bir kat ceza kesilmesi gerektiğinden, davacı adına sahte fatura düzenleme fiili nedeniyle tarh edilen geçici vergi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının bir kat vergi ziyaı cezasını aşan kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığından mahkeme kararının belirtilen hüküm fıkralarında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın, 2013 yılı için re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile …/… dönemleri için re’sen tarh edilen geçici vergilere bağlı olarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının bir katına isabet eden kısmına ilişkin olarak; davacı hakkında tanzim edilen raporlarda yer alan tespitlere göre düzenlenen faturaların sahte olduğu anlaşıldığından re’sen tarh yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, tarh edilen vergi ve kesilen cezalara gelince; dava konusu cezalı tarhiyatların dayanağı vergi tekniği ve vergi inceleme raporlarında, davacı şirketin dava konusu dönemde elde edilen komisyon geliri hesaplanırken, Danıştay içtihatına göre, düzenlenen sahte fatura tutarlarının %2’si oranında komisyon geliri elde edildiğinin kabul edildiği, ancak, bu oranın günümüz koşullarında düşük kaldığından bahisle bu dönemde düzenlenen sahte fatura tutarlarının %5’i oranında komisyon geliri elde edildiği kabul edilerek cezalı tarhiyatlar yapılmışsa da, davalı idarece, davacı şirketin dava konusu dönemde düzenlediği sahte fatura tutarlarının %5’i oranında komisyon geliri elde edildiği yönünde somut bir tespit olmadığı, bu yönden herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı dikkate alındığında, %5 komisyon geliri oranı esas alınmak suretiyle matrahın belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, ancak, en azından, Danıştay içtihatına göre, düzenlenen sahte fatura tutarlarının %2’si oranında komisyon geliri elde edildiğinin kabulü gerektiğinden, dava konusu cezalı tarhiyatların, %2 komisyon geliri oranına denk gelen matrah tutarına isabet eden kısmında hukuka aykırılık, fazlaya ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine kesin olarak karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, Vergi Dava Dairesi kararında temyiz yolunun kapatıldığı, bu haliyle öncelikle temyiz isteminin süresinde yapıldığının kabulü gerektiği, aynı döneme ilişkin olarak düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerine karşı açılan davanın derdest olduğu, gerçekleştirilen mal satışı ve alışlarının tamamının gerçeği yansıttığı, yargılama süresince sunulan beyan ve delillerin dikkate alınmadan karar verildiği, düzenlenen vergi tekniği raporunda lehe olabilecek hususların göz ardı edildiği, faaliyetin yok sayılarak kanaate ulaşıldığı belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yargı organlarının yanlış yönlendirmesi sonucunda ilgililerin hak kaybına uğramaması için süresinde olmayan başvuru hakkının kullandırılması gerektiği, cezalı tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin davacı hakkında düzenlenen raporlara istinaden hukuka uygun olarak tesis edildiği, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı şirket hakkında düzenlenen raporlarda sahte belge düzenlendiği hususunun somut olarak tespit edildiği, sac ticareti yapmak için gerekli olan nakliye, yükleme, boşaltma işlerini yapacak aracının mevcut olmadığı, işçi çalıştırmadığı vb. tespitler dikkate alındığında davacı tarafından beyan edilen satış hacmine ulaşılmasının ticari icaplara uygun düşmediği belirtilerek davacı temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre; mahkemeye erişme hakkı sadece ilk derece mahkemesinde dava açma hakkını değil, eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (AİHM Kararı, Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).
Mahkemeye erişme hakkının yasal birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da, mahkemelerin, usûl kurallarını, uyuşmazlığın esasında mündemiç hakkı ihlâl edecek kadar katı ve bu kuralları ortadan kaldıracak kadar da geniş yorumlamaktan kaçınmaları gerekir (AİHM Kararı, Walchli/Fransa, B. No. 35787/03, § 29).
Usûl kurallarının, hukukî güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucunda adaletin tecellî etmesine hizmet etmek yerine, bir çeşit engel hâline gelmeleri durumunda mahkemeye erişim hakkı ihlâl edilmiş olur (AİHM Kararı, Efstathiou ve Diğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02, § 24).
Bu itibarla, mahkemeye erişme hakkı, temyiz yoluna başvurma hakkını da kapsadığından, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu’nun temyize tâbi davaları düzenleyen 46. maddesinin temyiz yoluna başvuru haklarını daraltan şekilde katı yorumlanmaması gerekir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (6545 sayılı Kanunla değişik) 45. maddesinin altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; aynı fıkranın (b) bendinde ise, konusu yüz bin Türk Lirasını (anılan Kanunun Ek 1. maddesine göre 2018 yılı için 117.000,00 TL) aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan davalar hakkında bölge idare mahkemelerinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından, sahte belge düzenlediğinden bahisle tanzim edilen vergi tekniği raporuna dayanılarak vergi inceleme raporlarına istinaden re’sen tarh edilen 2013 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2013/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulüne dair Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesi’nin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; kısmen kabulüne, kısmen reddine, Vergi Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine kesin olarak karar verilmesi üzerine taraflarca 30 (otuz) günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının verildiği tarihte (2018) temyiz sınırının 117.000,00 TL, dava konusu vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerde yer alan tutarın ise 239.035,12 TL olduğu dikkate alındığında, somut olayda, davayı esastan inceleyecek şekilde temyiz yolunun kullanılabilmesinin engellendiği açık olup, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı kapsamında tarafların temyiz talebinin süresinde olduğu sonucuna ulaşılmakla, temyiz istemlerinin esasının incelenmesine oybirliğiyle geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; geçici vergi asıllarının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrası yönünden üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla, diğer hüküm fıkraları yönünden ise oybirliğiyle ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 120/4. maddesinde, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş döneme ait geçici verginin %10’unu aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için resen veya ikmalen geçici verginin tarh olunacağı, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği ancak, gecikme faizi ve geçici vergiye bağlı kesilen cezanın tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda, dava konusu ihbarnamelerde geçici vergi miktarı gösterilmiş ise de, geçici verginin aslının aranmayacağının belirtilmesi karşısında vergi miktarının kesilecek vergi ziyaı cezası tutarının belirlenmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, aslı aranmayacağı hem kanunun ilgili maddesi gereği olması ve hem de idarece tanzim olunan ihbarnamelerde geçici verginin aslının aranmayacağının açıkça belirtilmesi nedeniyle, kararın geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının hukuki sonuç doğurmasına imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, ihtilafın “geçici vergi asıllarına ilişkin kısım yönünden incelenmeksizin reddine” karar verilmesi gerekirken, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararının geçici vergi asıllarının kaldırılması yönündeki hüküm fıkrasının belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum.