Danıştay Kararı 4. Daire 2019/4068 E. 2022/5800 K. 20.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/4068 E.  ,  2022/5800 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/4068
Karar No : 2022/5800

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
2- …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, şirket ortağı sıfatıyla … Tekstil İth. İhr. San.Tic. Ltd. Şti’nin borçlarının tahsili amacıyla malvarlığı üzerine konulan hacizlerin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; …Tekstil İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti’ne ait vergi borçlarının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmesi üzerine davacı tarafından kendi rızasıyla Erzurum İli, Aziziye İlçesi, …Köyü, …ada …parsel ve …Köyü …ada, …parselde kayıtlı taşınmazlarını teminat olarak gösterilmiş ve bunun üzerine davalı idare tarafından söz konusu taşınmazlar üzerine haciz konulmuş olduğundan, haciz işleminde hukuka aykırılık; davacıdan ödeme emirleri ile istenilen vergi borçları nedeniyle davacının talebi üzerine teminat olarak gösterilen taşınmazına haciz konulmuş olduğundan ve bahse konu amme borçlarının ödenmemesi halinde idare tarafından teminatın paraya çevrilerek vergi borcunun tahsil edilme imkanı bulunduğundan, söz konusu teminatın amme borcunu karşılamadığı hususunda herhangi bir tespit yapılmaksızın bahse konu vergi borçlarının tahsili amacıyla ayrıca davacının banka hesaplarına da haciz konulmasında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Haciz konusu borçların zamanaşımına uğradığı, zamanaşımını kestiği ileri sürülen af kanunlarına yapılan başvuruyu kendisinin yapmadığı, 2004 yılında gösterdiği teminata ilişkin şimdiye kadar işlem tesis edilmiş olması gerektiği, taşınmazına konulan haczin de kaldırılması gerektiği, mahkeme kararının bu hususa ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davacı hakkında tesis edilen tüm haciz işlemlerinin hukuka uygun olduğu, kararın aleyhlerine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği, davacının gayrimenkulüne konulan hacze ilişkin ise; 25/08/2004 tarihinde teminat olarak gösterilmesinin ardından haciz konulan taşınmaz üzerinde davalı idare tarafından davanın açıldığı 15/03/2017 tarihine kadar işlem tesis edilmemesi, Anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlüklerden olan ve malvarlığı üzerindeki haczin doğrudan ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olup aynı zamanda hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle de bağdaşmadığından davacının taşınmazları üzerine konulan hacizde hukuka uyarlık bulunmadığı; kaldı ki, zamanaşımını kestiği ileri sürülen af kanunlarına yapılmış başvurulardan, asıl borçlu şirketin ticaret sicilinden silindiği 03/06/2013 tarihinden sonrakiler hüküm ve sonuç doğurmayacağından zamanaşımını kesmeyeceği görüşüyle davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın redde ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın kabule ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1/a bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaati ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği, 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı ve ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabileceği, 14. maddesinde dava dilekçelerinin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği, 15/1-b maddesinde ise, dava konusu edilebilecek bir işlem bulunmadığı takdirde davanın reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanları belirleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 377. maddesinin 1. fıkrasında; mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri belirtildikten sonra, 378. maddesinde de; vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödeme yapılmış veya ödemeyi yapan taraftan verginin kesilmiş olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemler, tesis sebepleri, şekli, doğuracağı hukuki sonuçları vergi kanunlarıyla belirlenmiş tahakkuk fişi, vergi/ceza ihbarnameleri, vergi tevkifatı yapılması, aleyhe yapılan düzeltme işlemleri, düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme taleplerinin yetkili makamlarca reddi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin ödeme emri, haciz, ihtiyati tahakkuk, ihtiyati haciz gibi işlemlerdir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu ve 24/09/2013 tarihli karar ile Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca 03/06/2013 tarihi itibariyle re’sen terkin edilen …Tekstil İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti’ne ait vergi borçları nedeniyle davacı adına ödeme emri düzenlenerek tebliği edilmesi üzerine davacı tarafından idareye verilen dilekçe ile Beyoğlu 37. Noterliği’nce düzenlenen … tarih ve …yevmiye numaralı taahhütname ile Erzurum İli, Aziziye İlçesi, …Köyü, …ada …parsel ve …Köyü …ada, …parselde kayıtlı taşınmazların teminat olarak gösterildiği, bunun üzerine davalı idare tarafından … tarih ve …sayılı haciz bildirileri ile söz konusu taşınmazlar üzerine haciz şerhi konulduğu, bunun yanısıra davalı idare tarafından bahse konu vergi borçları nedeniyle davacının banka hesaplarına da haciz konulduğu, davacı tarafından vergi borçlarının zamanaşımına uğradığı iddiası ile söz konusu hacizlerin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anılan mevzuat hükümlerinin değerlerdirilmesinden, davacı tarafından davalı idareden haciz işleminin kaldırılmasının talep edilmesi gerekirken bu usule uyulmadan idareye herhangi bir başvuru yapılmadan doğrudan açılan davanın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/3-d maddesi ve 15/1-b maddesi uyarınca usul yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek verilen davanın reddine ilişkin mahkeme kararına yönelik istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin belirtilen gerekçe ile reddine
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, kabule ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, redde ilişkin hüküm fıkrasının belirtilen gerekçe ile ONANMASINA
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, …TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.