Danıştay Kararı 4. Daire 2019/4149 E. 2022/5007 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/4149 E.  ,  2022/5007 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/4149
Karar No : 2022/5007

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:2019/90 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Asıl amme borçlusu …. Taahhüt Tic. Ltd. Şti.’ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …/…, …, … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu … tarih ve …, … takip numaralı ödeme emirlerinin içeriğinde yer alan 2008 ve 2009 yılı kurumlar vergisi, 2008 ve 2009 yılının muhtelif dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ile 2008 ve 2009 yılının muhtelif dönemlerine ait usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının; söz konusu borcun doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerde şirket ortağı olan davacı adına, asıl borçlu şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde ödenmeyen ve yapılan malvarlığı araştırması sonucunda da şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı için ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmediği, davacı adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine içeriğinde yer alan 2008/1-12 ve 2008/8-9 dönemlerine ait usulsuzlük cezalarının yazılı vade tarihinin 26/02/2011 olması nedeniyle, bu borclara ilişkin olarak 31/12/2016 tarihlerinde zamanaşımı süresi dolmuş olacağından, zamanaşımını kesen sebeplerin bulunup bulunmadığı Mahkemelerince 14/02/2018 tarihli ara kararı ile sorulmuş ise de, davalı idarece ödeme emri içeriğinde bulunan alacaklara ilişkin herhangi tahsilata rastlanılmadığı şeklinde cevap verildiği ve gönderilen belgelerin incelenmesinden zamanaşımını kesen herhangi bir nedene rastlanmamış olduğundan, zamanaşımına uğradığı anlaşılan vergi borçlarının davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen … takip numaralı ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davacının şirketteki hissesini … Noterliğince düzenlenen 16/01/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devretmesine karşın şirket pay defterine durumun işlenmediği, dolayısıyla davacının şirketteki ortaklığının devam ettiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen alacağın davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenmesi yerinde ise de, kesinleşen alacak için şirket mal varlığına yönelinmesi, şirketten tahsil olanağı kalmadığının ortaya konulması halinde şirket temsilcisi veya ortağı hakkında takibe geçilmesi gerekirken, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 2012 yılında tebliğ edildiği, buna karşın şirket hakkındaki mal varlığı araştırmalarının 2009 yılı içerisinde gerçekleştirildiği, dolayısıyla şirket adına ödeme emri tebliği sonrasında 6183 sayılı Kanun’da yazılı amme alacağının şirketten tahsil edilemediği veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hususunun ortaya konulamadığı anlaşıldığından 03/04/2017 tarih ve2017/0007 takip numaralı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ”limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları; amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları düzenlemelerine yer verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi’nce davacının şirketteki hissesini … Noterliğince düzenlenen 16/01/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devretmesine karşın şirket pay defterine durumun işlenmediği, dolayısıyla davacının şirketteki ortaklığının devam ettiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen alacağın davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenmesi yerinde ise de, kesinleşen alacak için şirket mal varlığına yönelinmesi, şirketten tahsil olanağı kalmadığının ortaya konulması halinde şirket temsilcisi veya ortağı hakkında takibe geçilmesi gerekirken, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 2012 yılında tebliğ edildiği, buna karşın şirket hakkındaki mal varlığı araştırmalarının 2009 yılı içerisinde gerçekleştirildiği, dolayısıyla şirket adına ödeme emri tebliği sonrasında 6183 sayılı Kanun’da yazılı amme alacağının şirketten tahsil edilemediği veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hususunun ortaya konulamadığı anlaşıldığından … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, şirket hakkında yapılan mal varlığı araşıtırmasının şirket adına düzenlenen ödeme emrinden önceki tarihe ilişkin olduğu görülse de, bu mal varlığı araştırmaları sonuç itibariyle şirketin borcu karşılamaya yetecek herhangi bir malı olmadığını ortaya koyduğundan, netice itibariyle vergi alacağının, asıl borçlu vergi mükellefinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilme imkanının bulunmadığının vergi dairesi tarafından ispatlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının usulüne uygun olarak kesinleştirilerek öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidildiği ve yapılan mal varlığı araştırmaları sonucu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından kesinleşen ve asıl borçlu şirketten tahsil edilmeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tahsili amacıyla ilgili dönemde şirket ortağı olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.