Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/4357 E. , 2022/5431 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/4357
Karar No : 2022/5431
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ticaret sicilinden terkin edilmiş … İlet. Sis. Bilg. Tekn. San. Tic. Ltd. Şti.’nin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına takdir komisyonu kararlarına istinaden tarh edilen 2010/1 ila 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ve ilgili şirket defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen 2011/1 ila 12. dönemleri üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355/1-1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davanın 2010/1 ila 12. dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatına ilişkin kısmı yönünden; olayda, davacının temsilcisi olduğu ticaret sicilinden resen terkin edilmiş … İletişim Sis. Bilg. Tekn. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporuna istinaden alınan takdir komisyonu kararları uyarınca tarhiyat yapılmış ise de; ilgili firmanın takdire sevk tarihi itibarıyla hakkında somut bir tespit bulunmadığı, hakkında takdir komisyonuna sevk tarihinden sonra inceleme yapıldığı anlaşılmış olup, komisyona sevk tarihinden sonra düzenlenen ilgili vergi tekniği raporuna atıfla davacının savunma ve bilgi edinme hakkını kısıtlayarak VUK.’nun 31. maddesine aykırı şekilde belirlenen matrah üzerinden uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin olarak tarhiyat yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı; davanın 2011/1 ila 12. dönemlerine ilişkin üç kat vergi ziyaı cezalı katma deger vergisi tarhiyatına ilişkin kısmı yönünden; katma değer vergisinde tahsil edilen miktarlardan, ilgili dönemde ödenen vergilerin indirilebilmesi için, indirime konu belgelerin kanuni defterlere usulüne uygun olarak kaydedildiğinin ve idarece yapılacak her türlü incelemeye elverişli olduğunun istenildiği takdirde yükümlü tarafından kanıtlanması gerektiğinden davacının temsilcisi olduğu şirket tarafından bu kayıt ve tevsik yükümlülüğünün yerine getirilmediği, defter ve belgelerin ibraz edilememe gerekçesi olarak herhangi bir mücbir sebep sunulamadığı anlaşıldığından dava konusu döneme ilişkin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı adına salınan katma değer vergileri üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarına gelince; cezanın incelenmesi sırasında matrahın bulunuş biçimi, takdire esas alınan verilerin ve fiilin kaçakçılık niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup, olayda davacının 2011 yılı defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimleri reddedilmek suretiyle saptanan matrahlar üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarının, matrahın davacının vermiş olduğu beyanların dikkate alınması sonucu tespit edildiği ve davacının mal/hizmet alışverişinde bulunduğu firmaların tespiti ile bu firmaların beyanları üzerinden davacı hakkında araştırma yapılmak suretiyle sahte belge düzenlendiği/kullanıldığı yönünde yeterli delil ortaya konulmaksızın sırf defter belge ibraz etmeme durumuna dayanılarak üç kat vergi ziyaı cezası kesildiği görüldüğünden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesinin atıfta bulunduğu 359. maddesinde yer alan koşulların olayda birarada gerçekleşmediği anlaşılmış olup dava konusu döneme ilişkin vergi ziyaı cezasının bir kat olarak uygulanması gerektiği kanaatine ulaşıldığından dava konusu vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı; defter belge ibraz etmeme nedeniyle 213 sayılı VUK’ nun mükerrer 355/1-1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin olarak; davacının temsilcisi olduğu şirketin,2011 yılı defter ve belgelerinin ibrazı istemli yazının davacının eşi Tülay Demir’e 29/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği halde davacının ilgili şirket yasal defter ve belgelerini süresi içinde vergi incelemesine ibraz edilmemesi üzerine kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; Mahkeme kararının dava konusu 2010/1 ila 12 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma deger vergisi tarhiyatlarının kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik istinaf istemi yönünden; zamanaşımı süresi içerisinde, hakkında sahte fatura düzenleyen mükelleflerden alış yaptığı yönündeki tespitler nedeniyle, 15/12/2015 tarihli görevlendirme yazısıyla inceleme başlatıldığı, dolayısıyla, dava konusu dönemlere ilişkin olarak, re’sen tarh nedeninin, hakkında … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu düzenlenmeden önce ve zamanaşımı süresi içerisinde tespit edildiği ve ayrıca … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nun ihbarnameler ekinde davacıya tebliğ edildiğinin mazbata örneğinden görülmesi karşısında, aksi yöndeki Mahkeme gerekçesi yerinde görülmemekle birlikte davacının, takdir komisyonuna sevk edilmiş bulunmasının, gerçekte takdir komisyonu kararına dayanmayan dava konusu cezalı tarhiyatlar yönünden, tek başına, tarh zamanaşımını durdurucu etki yaratmasına imkan bulunmadığı, davacının 2010 yılı hesap ve işlemlerinin 2010 yılını takip eden yılın başından itibaren başlayan beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 31/12/2015 tarihinden sonra vergi incelenmesine tabi tutulmasına olanak bulunmadığı dikkate alınarak, 2010 yılına ilişkin dava konusu cezalı tarhiyatların, verginin doğduğu 2010 yılını takip eden yılın başından itibaren işlemeye başlayan ve beş yıllık zamanaşımı süresi içinde olmak üzere en geç 31/12/2015 tarihine kadar tarh ve ihbarname ile davacıya tebliğ edilmemesi nedeniyle tarh zamanaşımına uğradığından bu gerekçeyle hukuka uygunluk bulunmadığı; Mahkeme kararının dava konusu 2011/1 ila 12 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalarının vergi asıllarının bir katını aşan kısımlarının kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik istinaf istemi yönünden; ibraz zorunluluğu bulunan defter ve belgelerini mücbir sebep sunmaksızın incelemeye ibraz etmeyen davacının kaçakçılık suçunu işlediği ihtilafsız olduğundan, davacı adına 213 sayılı Kanun’un 344. maddesi gereği üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf isteminin kısmen gerekçeli reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararda vekalet ücreti için ilk derece mahkemesi kararında hüküm kurulduğundan yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine gerek olmadığına karar verilmiş ise de, ilk derece mahkemesi kararında 1.100,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, temyize konu karar tarihinin 15/01/2019 olduğu, bu tarihte yürürlükte bulunan vekalet ücretinin 1.512,00 TL olduğu, bu sebeple kararın vekalet ücreti yönünden bozularak lehlerine 1.512,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, söz konusu işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğu, zamanaşımı süresi içinde yapıldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 30. maddesinde; re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır, şeklinde tanımlanmış, inceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re’sen takdir olunmuş sayılacağı belirtilmiş, re’sen takdir sebepleri bentler halinde sayılmış, aynı maddenin ikinci fıkrasının 4. ve 6. bentlerinde; defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmaması ve tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hallerinde, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 134. maddesinde de, vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırarak, tespit etmek ve sağlamak olduğu açıklanmıştır.
Aynı Kanunun 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış olup, bu durumun mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği, 114. maddesinde ise, “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” denilmek suretiyle takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan re’sen tarhiyatlarda zamanaşımı hususunun olup olmadığının tespiti için takdir komisyonuna sevk tarihi, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi, ihbarnamenin tebliğ tarihi ve takdir komisyonunda geçen süreye (takdir komisyonuna sevk tarihi ile takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi arasındaki süre) bakılarak karar verilmelidir.
Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinde sayılan re’sen vergi tarhını gerektiren sebeplerin varlığı halinde vergi inceleme elemanlarınca ilgili dönem matrahını re’sen tarh edilebileceği gibi takdir komisyonuna sevk edilerek de sözkonusu işlem yapılabilmektedir. Kanunun 74. maddesinde ise, takdir komisyonlarının görevlerini yaparken takdir sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği, hatalı gördüğü işlemlerde ilgili vergi dairesini yazı ile ikaz etmeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, takdir komisyonu takdir nedenleri ile ilgili herhangi bir belirleme yapma veya değiştirme hakkına sahip değildir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, takdir komisyonu kararına göre yapılan tarhiyatlarla ilgili uyuşmazlıklarda zamanaşımı ile ilgili hususların çözümünde, genel ilke olarak takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gereklidir. Dolayısıyla, yalnızca takdire sevk tarihine bakılarak takdir komisyonuna sevkin, zamanaşımını durdurmak amacıyla yapıldığının bu çerçevede kabulüne imkan bulunmamaktadır. Mevcut vergi incelemeleri tamamlanmadan da takdire sevk işleminin bu kapsamda yapılabileceği ve tamamlanan inceleme sonucunda elde edilen bilgi ve verilerin takdir komisyonunca da değerlendirilebileceği tabiidir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2010 takvim yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesinin istenilmesi üzerine 25/12/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir işlemlerine esas teşkil etmek üzere … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunun düzenlendiği, takdir komisyonunca anılan vergi tekniği raporu dayanak alınmak suretiyle 18/10/2016 tarihinde matrah takdir edildiği, belirlenen matrahlar üzerinden yapılan cezalı tarhiyatların ise 11/11/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, 2010 dönemine ilişkin olarak 31/12/2015 tarihinde dolan tarh zamanaşımı süresinin dolmasından önce 25/12/2015 tarihindeki sevk işleminin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesi uyarınca işlemeye devam eden tarh zamanışımı süresini durduracağından, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, Vergi Dava Dairesi kararının 2010/1 ila 12. dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma deger vergisi tarhiyatlarının kaldırılmasına ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının 2010/1 ila 12. dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma deger vergisi tarhiyatlarının kaldırılmasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.