Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/457 E. , 2022/6106 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/457
Karar No : 2022/6106
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Enerji Elektrik Taahhüt Sanayi Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği … sayılı ihbarnameler yönünden incelendiğinde; 13/02/2008 tarihinde yayımlanan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde davacının … Enerji Elektrik Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti.’nin müdürlüğüne seçildiği, 29/01/2009 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ise davacının şirkette bulunan hisselerinin tamamını …’ye devrederek şirket müdürlüğünden ayrıldığı, şirket müdürlüğüne 10 yıl süre ile şirket ortaklarından …’nin getirildiği, 213 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre kanuni temsilcilerin asıl borçlu şirketin vergi borçlarından sorumlu tutulabilmesi için ödeme emrine konu vergi borcunun, kanuni temsilcinin vergisel ödevlerini yerine getirmemesinden kaynaklanması gerektiği, bu durumda, defter ve belge isteme yazısının tebliğ edildiği 25/01/2013 tarihinde davacının anılan şirketle hukuki bağı olmadığı, kendisinin o tarihte kanuni temsilci olmaması nedeniyle vergisel ödevlerini yerine getirmeme durumunun fiilen mümkün bulunmadığı, defter ve belge ibraz etmeme fiilini gerçekleştiren kanuni temsilcinin sorumluluğunun bulunduğu açık olduğundan tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin ve kesilen özel usulsüzlük cezasının şirketten tahsil edilememesi üzerine kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin bu kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu ödeme emrinin … ila … ve … sayılı ihbarnamelere ilişkin kısmına gelince; asıl borçlu şirketin 2008 yılı hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, mal ve hizmet alımlarının bir kısmının sahte faturalarla belgelendirildiğinden bahisle, ödenecek vergi çıkan 2008/02 ila 10 dönemleri için tarh edilen vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi ile 2008 yılı için kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin düzenlenen … ila … ve … nolu ihbarnamelerin tebliğ alındıları üzerine ”iade” şerhi düşülerek yalnızca posta memurunun imzası ile iade edildiği ve bunun üzerine ilanen tebliğ edildiğinin görüldüğü, yapılan tebliğlerin bu haliyle 213 sayılı Kanun’un tebliğe ilişkin hükümlerinde öngörüldüğü şekilde yapılmadığı, asıl borçlu şirkete yapılan tarhıyatların süresi içerisinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği hususunun davalı idarece ortaya konulamadığı, dolayısıyla 2008 yılına ait amme alacağına ilişkin düzenlenen … sayılı ödeme emrinin tarh zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 13/05/2014 tarihinde şirket müdürüne tebliği üzerine anılan borçlardan haberdar olunması karşısında, tarh zamanaşımı nedeniyle artık varlığından söz edilemeyecek alacaklar için 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan cebri takibatın dayanağı kalmadığından, dava konusu ödeme emrinin bahse konu borçlara ilişkin kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde temyiz konusu kararın yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesi üzerine o tarihte şirketle hukuki bağı bulunmayan davacıya sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle ödeme emrinin buna ilişkin kısmı için ileri sürdüğü nedenler, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Kararın, diğer kısımlarına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun hükmü uyarınca şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin malvarlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Uyuşmazlıkta her ne kadar Mahkemece usulsüz tebligatlar nedeniyle davalı idarece vergi borçlarının şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkansızlığı koşulunun ortaya konulamadığı, usulüne aykırı tebligatlar nedeniyle şirket hakkında düzenlenen ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tarh zamanaşımına uğradığı, bu şekilde zamanaşımına uğrayan amme alacaklarının şirketten tahsiline imkan olmadığı, şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan da dava konusu ödeme emri ile istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu aşamada kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin ihtilafın incelenmesinde, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnameye gidilemeyeceği hususu açıktır.
Bu durumda, davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği yukarıda belirtilen borçların dışındaki borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yollarının tüketilip tüketilmediği, tahsil imkansızlığının ortaya koyulup koyulmadığı hususları araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, ödeme emri içeriği … ila … ve … sayılı ihbarnameler yönünden kararın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, ödeme emri içeriği … ila … ve … sayılı ihbarnameler yönünden kararın kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Asıl amme borçlusu şirket borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin içeriği olan şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirketin bilinen adresinde tebliğ edilemediği hususunun asıl borçlu şirketin 2019/5703 dairemiz esasına kayıtlı diğer kanuni temsilci dosyasında bulunan muhtar ve tebliğ memuru nezdinde tutulan 22/10/2010 tarihli adres tespit tutanağı ile tespit edildiği, bunun üzerine ilanen tebligat cihetine gidildiği görülmüştür.
Bu durumda ödeme emirlerinin dayanağı ihbarnamelerin ilanen tebliğine ilişkin kanunun aradığı şartlarının oluştuğu dolayısıyla, ilanen tebliğin usulüne uygun yapılıp yapılmadığına dair diğer hususlar değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.