Danıştay Kararı 4. Daire 2019/475 E. 2022/6189 K. 03.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/475 E.  ,  2022/6189 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/475
Karar No : 2022/6189

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Grup Mühendislik Tesisat İnşaat Dış Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olan ihbarnamelerde yer alan 2010 yılına ilişkin olarak yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkin zamanaşımı süresinin 31/12/2015 tarihinde dolacağı; sırf zamanaşımını kesmek amacıyla takdire sevk işleminin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinde belirtilen zamanaşımı süresini durdurmayacağı ve olayda, davacı hakkında uyuşmazlık konusu husus ile ilgili olarak inceleme yapılmadan zamanaşımı gerekçe gösterilerek takdir komisyonuna sevki üzerine, takdir işlemlerine esas teşkil etmek üzere 2010 yılı için yapılacak vergilemeye ilişkin olarak 2015 yılı sonunda zamanaşımı süresinin dolmasından sonra düzenlenen vergi tekniği raporu dikkate alınarak takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden cezalı katma değer vergisi tarhiyatının yapıldığı, bu haliyle, zamanaşımına uğradığı sonucuna varılmakla böyle bir borcu bulunmayan davacı şirket adına düzenlenen ödeme emrinde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tarh aşaması ile ilgili olan ve vergiyi doğuran olayın varlığına ilişkin iddiaların borcun yokluğu kapsamında değerlendirilerek dava konusu ödeme emrinin iptal edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış olup, bu durumun mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği, 114. maddesinde ise, “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.” denilmek suretiyle takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan re’sen tarhiyatlarda zamanaşımı hususunun olup olmadığının tespiti için takdir komisyonuna sevk tarihi, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi, ihbarnamenin tebliğ tarihi ve takdir komisyonunda geçen süreye (takdir komisyonuna sevk tarihi ile takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi arasındaki süre) bakılarak karar verilmelidir.
Vergi Usul Kanununun 30. maddesinde sayılan re’sen vergi tarhını gerektiren sebeplerin varlığı halinde vergi inceleme elemanlarınca ilgili dönem matrahı re’sen tarh edilebileceği gibi takdir komisyonuna sevk edilerek de söz konusu işlem yapılabilmektedir. Kanunun 74. maddesinde ise, takdir komisyonlarının görevlerini yaparken takdir sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği, hatalı gördüğü işlemlerde ilgili vergi dairesini yazı ile ikaz etmeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, takdir komisyonu takdir nedenleri ile ilgili herhangi bir belirleme yapma veya değiştirme hakkına sahip değildir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, takdir komisyonu kararına göre yapılan tarhiyatlarla ilgili uyuşmazlıklarda zamanaşımı ile ilgili hususların çözümünde, genel ilke olarak takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gereklidir. Takdir komisyonuna sevk edilme sebepleri ise mahkemece ayrıca değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, yalnızca takdire sevk tarihine bakılarak takdir komisyonuna sevkin, zamanaşımını durdurmak amacıyla yapıldığının bu çerçevede kabulüne imkan bulunmamaktadır. Mevcut vergi incelemeleri tamamlanmadan da takdire sevk işleminin bu kapsamda yapılabileceği ve tamamlanan inceleme sonucunda elde edilen bilgi ve verilerin takdir komisyonunca da değerlendirilebileceği tabiidir.
Olayda, davacı şirketin 2010 yılına ilişkin olarak 22/12/2015 tarihinde zamanaşımının bitimine 9 gün kala takdir komisyonuna sevk edildiği ve böylece zamanaşımının durduğu, takdir komisyonunca davacının dosyasının tetkiki ile yapılan araştırmalar neticesinde tüm faktörler dikkate alınarak 07/03/2016 tarihinde matrah takdir edilip karar verilerek takdir komisyonu kararına istinaden tarh edilen vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin 21/03/2016 tarihinde, davacıya tebliğ edildiği, ihbarnamelerin tebliği üzerine … Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasından açılan davanın süre aşımından reddedilmesi ve kesinleşmesi üzerine bu amme alacaklarına ilişkin dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği ve tebliğ edilmesi ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. anlaşılmıştır.
Bu durumda, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi araştırılarak, zamanaşımı bulunup bulunmadığı, zamanaşımının bulunmadığının tespiti halinde ödeme emrine ilişkin diğer hususlar incelenerek karar verilmesi gerektiğinden dava konusu ödeme emri içeriği amme alacaklarına ilişkin takdire sevkin zamanaşımını durdurmadığı gerekçesiyle verilen Vergi Mahkemesi kararına ilişkin istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 03/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “ödeme emri” başlıklı 55’inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında 2010 dönemine ilişkin olarak sahte fatura kullandığından bahisle, davacının 2010 yılı hesapları sahte fatura kullanımı yönünden incelenilmesinin istenildiği, 2010/09,12 dönemleri katma değer vergisi tarhiyatlarının takdiri için takdir komisyonuna sevkinin yapıldığı, ardından takdir komisyonu tarafından davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden hareketle takdir edilen matraha istinaden davacı adına dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatların yapıldığı, ihbarnamelerin tebliği üzerine … Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasından açılan davanın süre aşımından reddedilmesi ve kesinleşmesi üzerine ihbarnamelere karşı dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği ve tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Ödeme emrinde yer alan amme alacaklarının kesinleşmesine ilişkin değerlendirmenin, bir önceki aşama olan ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ile sınırlı olduğu; buna göre uyuşmazlıkta dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edildiğine ilişkin şüphe olmadığı gibi, bu ihbarnamelere karşı dava açıldığı ve davanın süreaşımı nedeniyle reddedildiği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına ilişkin istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile kesin olarak bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.