Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/4881 E. , 2022/7572 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/4881
Karar No : 2022/7572
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi Ticaret Türk Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Vergi Mahkemesinin kısmen kabul, kısmen ret kararı uyarınca ödenen ve bu kararın Danıştay’ca bozularak nihayetinde kabul kararı verilmesi üzerine iade edilen 1.113.024,47 TL’nin iadesi sırasında ödenmeyen ve VUK. 112/4 uyarınca hesaplanan 1.112.597,71 TL faizin ödenmesi talebiyle idareye yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K… sayılı kararda; davacıdan haksız yere tahsil edilen katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi tutarı toplamı olan 1.113.024,47 TL’ye 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda hesaplanacak yasal faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 6322 sayılı Kanunla yapılan son değişiklik sonrası, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde “tecil faizi” ödenmesi esasının getirildiği, fazla veya yersiz tahsil edilen vergiler için iadede, bu tahsilin mükellefin hatasından kaynaklanıp kaynaklanmamasına göre ikili bir ayrıma gidildiği, fıkrada, bir verginin fazla veya yersiz alınmasının ortaya çıkarılması hususunda, haksızlığın tespitinin idare tarafından yapılmış olması veya yargı kararı ile tespiti hususunda ise herhangi bir ayrım yapılmadığı, idarenin kendi tespit ve inisiyatifi ile ödeme yapması halinde tecil faizi ödenirken; aksi bir durumda, idarenin kusurunu kabul etmemesi üzerine, bu haksızlığın yargı yerince tespiti halinde bu durum için maddede faiz öngörülmediğini söylemenin, hukuk devleti ilkesine, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu gibi, bir önceki düzenlemeye ilişkin iptal kararı sonrası maddenin getiriliş amacı ve lafzı dikkate alındığında, fıkra hükmünden böyle bir anlam çıkarılmasının da olanaklı bulunmadığı sonucuna varılmakla, Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesindeki, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde, “tecil faizi” uygulanacağı yolundaki açık hüküm uyarınca, davacıdan tahsil edilen verginin, davacının talebi doğrultusunda, tahsil tarihinden itibaren işleyecek ve 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte davacıya iadesi gerekmekteyken, ilk maddesinde açıkça “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde” uygulanacağı belirtilen 3095 sayılı Kanundaki “kanuni faize” hükmedilmesi yerinde olmadığından, mahkeme kararının bu kısmında hukuka uygunluk sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idare istinaf isteminin reddine, davacı istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrasında, fazla veye yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği, aynı maddenin 5. fıkrasında ise, vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödeneceği kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanunun, Geçici 29. maddesinde; “Bu Kanunun 112 nci maddesinin (4) numaralı fıkrası, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanır.” lafzı yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket adına 2004/8, 9 dönemleri için tarh edilen katma değer vergisi ve vergi ziyaı cezasına karşı … Vergi Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında dava açıldığı, Mahkemece … tarih ve K:… sayılı karar ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile dava konusu edilen katma değer vergisi ve bir kat vergi ziyaı cezasının onanmasına, tekerrür nedeniyle arttırılan kısımlarının kaldırılmasına karar verildiği, bu karar gereği Dış Ticaret Vergi Dairesine 24/09/2009 tarihinde 1.084.572,47 TL ödendiği, yine davacı şirket adına 2005/7 dönemi için tarh edilen katma değer vergisi ve vergi ziyaı cezasına karşı … Vergi Mahkemesi’nin E:…sayılı dosyasında dava açıldığı, Mahkemece … tarih ve K:… sayılı karar ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile dava konusu edilen katma değer vergisi ve bir kat vergi ziyaı cezasının onanmasına, tekerrür nedeniyle arttırılan kısımlarının kaldırılmasına karar verildiği, bu karar gereği Dış Ticaret Vergi Dairesine 24/09/2009 tarihinde 28.452,00 TL ödendiği, kararların Danıştay tarafından bozulduğu ve Mahkemece bozma kararlarına uyularak davaların kabulüne karar verildiği, davacı tarafından 18/01/2017 tarihinde idareye başvurularak ödenen toplam 1.113.024,47 TL’nin iadesinin talep edildiği, söz konusu tutarın 1.084.572,47 TL’lik kısmının 30/03/2017 tarihinde davacıya iade edildiği, davacı tarafından bu kez Vergi Usul Kanunu’nun 112/4 maddesi uyarınca tecil faizi oranında iade faizi ödenmesi talebiyle 26/07/2017 tarihinde idareye başvurulduğu, idare tarafından bu başvuruya süresi içinde cevap verilmeyerek oluşan zımni ret işleminin iptali ve 1.112.597,71 TL faizin ödenmesi talebiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda değinilen, Vergi Usul Kanunu’nun 112/4 düzenlemesinin, Geçici 29. maddesi ve davacının yoksun kaldığı tutarın ise 2009 yılında idarenin uhdesine geçtiği anlaşılmakla, söz konusu maddede düzenlenen faiz hükümlerinden davacının yararlanamayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Vergi Dava Dairesinin kararının bozulması gerektiği görüşüyle, daire kararına katılmıyorum.