Danıştay Kararı 4. Daire 2019/5010 E. 2022/6468 K. 21.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/5010 E.  ,  2022/6468 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/5010
Karar No : 2022/6468

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Gümrük Müşavirliği A.Ş.nin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin 2010/7-9 ve 10-12 dönemlerine ait aslı aranmayan geçici verginden kaynaklanan vergi ziyaı cezası ile 2010/10-12 döneminden kaynaklanan yargı harcına ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu geçici vergilerin normal olarak 14/11/2010 ve 14/2/2011 tarihlerinde beyan edilip 17/11/2010 ve 17/2/2011 tarihlerinde ödenmesi gerekirken, beyan edilmeyip, sonrasında resen yapılan tarhiyatlara konu olduğu ve bu tarhiyatlara karşı açılan dava neticesinde verilen karar üzerine de 15/3/2016 tarihinde tahakkuk ettiği ve vade tarihi olan 1/7/2016 tarihinde de ödenmediği, asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilci olan davacının, beyan edilmesi gereken dönemde kanuni temsilci sıfatı bulunmadığı gibi, söz konusu vergilerin vadesi tarihinden (1/7/2016) evvel 13/6/2016 tarihinde kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği nazara alındığında, vergilerin vadesi tarihinde kanuni temsilci olmayan davacının, bu bağlamda davaya konu vergi borçlarından ötürü herhangi bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan, vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı yönlerinden dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının şirkete kanuni temsilci olarak 24/6/2011 tarihinde atandığı, bu durumun da 18/7/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 7860 sayılı nüshasında yayımlandığı, davacının şirketin 7/2/2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ve 13/6/2016 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiği, davaya konu ödeme emrinin dava konusu edilen vergi ziyaı cezalı geçici vergilerinin re’sen tarh edilmesi üzerine açılan davanın Mahkemelerinin … tarih ve E:.. K:… sayılı kararı ile reddedilmesinden sonra tahakkuk ettiği ve tahakkuk eden bu alacakları içerir iki no’lu ihbarnamenin düzenlenerek 1/6/2016 tarihinde tebliğ edildiği, bu alacaklar için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan dava sonucunda … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında borcun tahsil edilebileceği mal varlığına rastlanmaması üzerine de kanuni temsilci sıfatıyla davacının takibine geçildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının borcun doğduğu dönemde asıl amme borçlusu limited şirketin kanuni temsilcisi olmadığı açık olduğundan, davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.