Danıştay Kararı 4. Daire 2019/5165 E. 2022/5723 K. 18.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/5165 E.  ,  2022/5723 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/5165
Karar No : 2022/5723

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen … tarih ve … , … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edildikten sonra yapılması gereken mal varlığı araştırmasının ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmeden önce yapıldığı, amme alacağının tahsili için gerekli olan prosedüre (sıralamaya) uyulmadığı anlaşıldığından usulüne uygun olarak kesinleştirilmeyen amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ve yasaya uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında ise yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacakları belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a 4108 sayılı Kanunla eklenen Mükerrer 35. maddede, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Terimler başlıklı 3. maddesinde; Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; “Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacağı olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine; 6183 sayılı Kanunun 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanun ile ikinci fıkra olarak “Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabilir.” hükmü eklenmiştir. Bu yetkiye istinaden; 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklik uyarınca; mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırması elektronik ortamda yapılacaktır düzenlemesi getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2014 ve 2015 dönemine ait muhtelif vergi borçlarının şirketten tahsil edilememesi üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Vergi Dava Dairesince asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edildikten sonra yapılması gereken mal varlığı araştırmasının ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmeden önce yapıldığı, amme alacağının tahsili için gerekli olan prosedüre (sıralamaya) uyulmadığı anlaşıldığından usulüne uygun olarak kesinleştirilmeyen amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, asıl borçlu şirket hakkında 15/03/2018 tarihli motorlu taşıtlar sorgulaması dökümüne göre şirket adına 1997 model … marka, 1994 model … marka ve 1984 model … marka araçların olduğu, … tarih ve … sayılı Ulus Vergi Dairesi yazısında şirkete ait iki aracın dairelerince 1. sıradan hacizli olduğunun ve borcun karşılanmadığının belirtildiği, şirket adına gayrimenkul kaydına rastlanılmadığı, banka hesabında bulunan tutarın vergi dairesinin hesabına aktarılmasına ilişkin … A.Ş.’ye gönderilen yazıya verilen 21/01/2015 tarihli cevapta 1.272,36-TL nin Ulus Vergi Dairesi Müdürlüğünün hesabına gönderildiğinin belirtildiği, 08/01/2015 ve 09/02/2015 tarihlerinde malvarlığı araştırmasına ilişkin bankalara yazı gönderildiği tespit edilmiş olup asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Kaldı ki; davacı tarafından, asıl borçlu şirketin , borcun tahsil edilebileceği malvarlığı olduğu yönünde ispat edici bir belge sunulmadığı gibi iddiada dahi bulunulmamaktadır. Bu durumda; dava konusu ödeme emirlerinde yer alan amme alacaklarının dayanağı asıl amme borçlusu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, zamanaşımı vb. hususlar yönünden değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi… Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.