Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/5517 E. , 2022/7418 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/5517
Karar No : 2022/7418
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı hakkında, sahte fatura kullanarak haksız katma değer vergisi iadesi aldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden … dönemlere ilişkin olarak resen tarh edilen katma değer vergilerinin kaldırılması ve iadesi reddedilen 17.783,98 TL katma değer vergisinin yasal faizi ile birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararda; ihtilaflı dönemde davacının fatura aldığı Beylikdüzü Vergi Dairesi mükellefi … Sanayi Ticaret A.Ş. hakkında vergi inceleme raporunda yer alan tespitlerin, düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koymaya yeterli olmadığından, bahsi geçen firmadan alınan faturalar nedeniyle yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık, davacının fatura aldığı Esenler Vergi Dairesi mükellefi … Giyim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Üsküdar Vergi Dairesi mükellefi … Çorap Madencilik Gıda İnş. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında vergi inceleme raporunda yer alan tespitlerden, düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koymaya yeterli olduğundan, bahsi geçen firmalardan alınan faturalar nedeniyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı mükellefin sahte faturaları temin ettiği alt mükellefler hakkında faturaların sahte olduğu hususu yeterli ve hukuken geçerli tespitlerle ortaya konulduğundan bahisle dava konusu tarhiyatların hukuka uygun olduğu belirtilerek söz konusu Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 01/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporunda, Beylikdüzü Vergi Dairesi mükellefi … Sanayi Ticaret A.Ş. hakkında, mükellefin iplik toptan ticareti faaliyeti ile iştigal ettiği, davacı şirkete … dönemlerinde 6 fatura ile 5.313.412,24 TL tutarında muhtelif tekstil içerikli mal ve hizmet sattığı, 13/11/2015 tarihli yoklamada, iş yerinin aylık kirasının 1.750 TL olduğu, bir işçi çalıştığı, demirbaş olarak 3 masa, 1 koltuk takımı, 4 sandalye, 1 bilgisayar, 1 yazıcının bulunduğu, adresin ofis olarak kullanıldığı, iplik ve toptan kumaş faaliyetinde bulunulduğu, üretiminin bulunmadığı, iş makinasının olmadığı, deposunun bulunduğu fakat şu anda stokta hiçbir ürünün bulunmadığı, sigortalı çalışanı tarafından beyan edildiği, 22/04/2016 tarihli yoklamada, iş yerinin 1 kat ve 130 m2 olduğu, kirasının 1.750 TL olduğu, 70 m2sinin ödevli şirket tarafından kullanıldığı, adreste başka şirketin de faaliyette bulunduğu, çalışan işçi sayısının 9 olduğu, 12/07/2016 tarihli yoklamada, iş yerinin 160 m², aylık kirasının 1.750 TL olduğu, çalışan işçi sayısının 9 olduğu, deposunun bulunduğu, burada 1032 kg 54.473.00 TL polyester ipliği, 6390 mt kumaş 108.630,00 TL maliyetli stokları olduğunun, şirket yetkilisi tarafından beyan edildiği, 14/10/2016 tarihli yoklamada, iş yerinin 140 m2 olduğu, çalışan işçi sayısının 13 olduğu, 3 aracın bulunduğu, 14/11/2016 tarihli yoklamada, adreste faaliyetine devam ettiği tespitlerinin yapıldığı, muhtasar beyannamelerine göre 2015 Ocak ve Şubat aylarında işçi çalıştırmadığı ,diğer aylarda bir işçi çalıştırıldığı, mükellefin 2015 yılı bilanço verilerinden 2015 yılı brüt satış miktarının 77.157.798,94 TL, satılan ticari malların maliyeti tutarının 76.284.556,77 TL olduğu, demirbaşlarının 23.560,68 TL, faaliyet giderlerinin 140.889,20 TL olduğu, ödenmemiş vergi borcunun 250 bin TL civarında, ödenen tutarın ise 20 bin TL olduğu, mükellefin mal alışı yapmış olduğu bazı firmalar hakkında olumsuz tespitlerin bulunduğu, mükellef şirketin 19/01/2015-28/01/2016 tarihleri arasındaki kurucu ortağı ve yöneticisinin aynı zamanda “Bilerek Sahte Belge Kullanmak Suretiyle Haksız K.D.V. iadesi aldığı yönünde … sayılı Vergi Tekniği Raporu bulunan … Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin de kurucu ortağı olduğu, şirketin 2016 hesap dönemi işlemlerinin sahte belge düzenleme fiili nedeniyle incelenmekte olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, anılan şirketin çok küçük bir sermaye ile kuruluşundan henüz bir yıl geçmemişken 77 milyon liralık satış rakamlarına ulaşması, buna karşın sadece 20 bin liralık vergi ödemiş olması, ödenmemiş vergi borcunun 250 bin TL civarında olması, mal alışı yapmış olduğu bazı firmalar hakkında olumsuz tespitlerin bulunması, mükellef şirketin kurucu ortağı ve yöneticisinin aynı zamanda “Bilerek Sahte Belge Kullanmak Suretiyle Haksız K.D.V. iadesi aldığına ilişkin vergi tekniği raporu bulunan … Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin de kurucu ortağı olduğu dikkate alındığında, bu şirket tarafından davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz istemi kabul edilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.