Danıştay Kararı 4. Daire 2019/5575 E. 2022/5188 K. 27.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/5575 E.  ,  2022/5188 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/5575
Karar No : 2022/5188

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … İnş. Tesisat Taah. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin kaldırılması amacıyla yapılan başvurunun reddine ilişkin …tarih ve E… sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacının 28/02/2009 tarihinde asıl borçlu şirketin kanuni temsilci olarak seçildiği, … tarih ve … nolu ortaklar kurulu kararı ile şirketteki hissesini …’a devrederek müdürlük görevinden ayrıldığı, bu durumun 19/04/2013 tarih ve 8307 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, bu tarihten itibaren şirketin tüm hisselerinin şirketin kurucu ortağı ve yöneticisi olan …’a geçtiği ve şirketin tek ortağı ve temsilcisi olduğu, dava konusu haciz işlemine dayanak alınan asıl borçlu şirketin tüm borçlarıyla ilgili olarak şirket kanuni temsilcisi sıfatıyla …’ın 31/12/2014 tarihinde 6552 sayılı Kanun’dan yararlanılmak suretiyle yeniden yapılandırılıp taksitlendirildiği ve bu haliyle asıl amme borçlusu şirketin vergi borçlarının yapılandırma sonucu yeni bir borca dönüştüğü anlaşıldığından, gerek yapılandırma sırasında gerek söz konusu taksitlerin vade tarihlerinde asıl borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının, söz konusu borçlar nedeniyle sorumlu tutularak adına ödeme emri düzenlenmesinde ve söz konusu ödeme emri içeriği borçların ödenmediğinden bahisle banka hesapları üzerine haciz konulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının asıl borçlu şirketin ilgili dönemlerde kanuni temsilcisi olduğu, vergi borçlarının elektronik ortamda verilen beyannameler üzerine tahakkuk ettirildiği, asıl borçlu şirket nezdinde yapılan takip işlemlerinde borcun asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi üzerine haciz işleminin uygulandığı, asıl borçlu şirketin 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğundan zaman aşımı süresinin kesildiği, dava konusu işlem tesis edilmeden önce davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin bilinen adreslerde bulunamadığından bahisle usule uygun olarak ilanen tebliğ edildiği, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu vergilerin yasal süresinde tahakkuk ettirilerek tarafına tebliğ edilmediği, amme alacaklarının usule uygun olarak kesinleştirilmediği, yapılandırma sonrasında borcun nitelik değiştirdiği, bu aşamadan sonra vergi borçlarından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesine göre, kanuni temsilcilerin tüzelkişinin borçlarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için, usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen amme alacağının tüzelkişiden tahsil edilememiş olması ve adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenen kişilerin, amme alacağının ilişkin bulunduğu vergilendirme dönemi, beyan ve vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak görev yapmış olmaları, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmuş olması ve kanuni temsilci olduğu dönemde vergi ödevi ile ilgili kusur sorumluluğunun ortaya konulması gereklidir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir.
Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez.
Bu bakımdan, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlunun 6552 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini geçersiz hale getirmesine ve sorumluluğun ortadan kalkmasına hukuken olanak yoktur.
Açıklanan nedenlerle, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.