Danıştay Kararı 4. Daire 2019/5745 E. 2022/4714 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/5745 E.  ,  2022/4714 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/5745
Karar No : 2022/4714

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin 28/11/2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak şirketin 09/10/2014 tarihi itibariyle sicilden resen silindiği ve bu durumun16/10/2014 tarih ve 8674 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, dava konusu ödeme emirleri içeriği alacakların şirketten tahsili için şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ise şirketin ticaret sicilinden kaydının silinmesinden sonra tebliğ edildiği, ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği son bulduktan sonra şirkete yapılan tebliğin usulsüz olduğunun anlaşıldığı, asıl borçlu şirket tüzel kişiliği sona ermeden önce şirkete usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmediğinden şirket açısından kesinleştirilmeyen vergi borçlarından dolayı kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenerek takip yapılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; şirket adına tüzel kişiliği silinmeden önce usulüne uygun olarak tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların ilgili dönemde şirketin kanuni temsilcileri ve ortaklarından tahsil zamanaşımı süresi içerisinde tahsil edilmesine engel bir durum olmadığı, ara kararı ile davalı idareden borcun usule uygun tahakkuk ettiğini ortaya koyan asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnameler ve tebliğ belgelerinin istenildiği, gelen bilgi ve belgelerden dava konusu ödeme emrinin 2007/1-12 dönemi özel usulsüzlük cezaları haricindeki kısımlarının 2 nolu ihbarnamelerden kaynaklandığının anlaşıldığı, ödeme emrinin özel usulsüzlük cezalarına ilişkin ihbarnamelerin 213 sayılı Kanun’da belirtilen usule uygun şekilde tebliğ edildiğinin davalı idarece ortaya konulamaması karşısında 2007 yılına ilişkin cezaların 31/12/2012 tarihi itibariyle ceza kesme zamanaşımına uğradığı sonucuna varıldığından bu borçlardan dolayı kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin ilgili kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2 nolu ihbarnamelerden kaynaklanan kısmına gelince, yapılan ara kararlarına rağmen borcun dayanağını, hangi Mahkeme kararlarından kaynaklandığını ortaya koyan 2 nolu ihbarnamelerin ve tebliğ alındılarının davalı idarece gönderilmediği, yargı kararları uyarınca tahsili talep edilen söz konusu borç tutarlarının Mahkeme kararlarına uygun şekilde belirlenip belirlenmediğinin anlaşılmadığı ve 2 nolu ihbarnamelerin usule uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği ortaya konulamadığından ödeme emrinde belirlenen vade tarihlerinin yerinde olup olmadığı hususunun tespit edilemediği, davalı idare tarafından dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2 nolu ihbarnamelerden kaynaklanan kısmının usule uygun şekilde tahsilinin sağlanmaya çalışıldığı hususu ortaya konulamadığından söz konusu ödeme emrinin bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı, … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerine ilişkin olarak, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinde dava konusu edilen borçların vadesinin 2010 ve 2011 yıllarına rastladığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin şirketin tüzel kişiliği sona erdikten sonra 28/11/2014 tarihinde tebliğ edildiği görüldüğünden tahsil zamanaşımının işlemesine bir etkisinin bulunmadığı, davalı idarece tahsil zamanaşımını kesen herhangi bir belge de sunulmadığı, dava konusu ödeme emri içeriği borçların 31/12/2015 ve 31/12/2016 tarihleri itibariyle tahsil zamanaşımına uğradığı, tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra (dava dilekçesinde belirtilen 03/01/2017 tarihi itibariye) davacının söz konusu ödeme emirlerinden haberdar olduğu anlaşıldığından, dava konusu … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığından istinaf başvurusunun bu gerekçelerle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Soyut verilere dayalı ve yasal dayanaktan yoksun davacı iddialarının reddedilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.