Danıştay Kararı 4. Daire 2019/618 E. 2022/4973 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/618 E.  ,  2022/4973 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/618
Karar No : 2022/4973

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
2- … Grup Endüstiri Otomasyon Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına sahte fatura kullandığından bahisle 2010/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemleri için takdir komisyonu kararına istinaden tarh edilen vergi ziyaı cezalı geçici vergi tarhiyatını ihtiva eden ihbarnameler ile bu ihbarnamelerin dayanağı takdir komisyonu kararlarının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirketin 2010 yılına ilişkin olarak geçici vergi matrahlarının belirlenmesi amacıyla 25/12/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, 15/11/2016 tarihli takdir komisyonu kararıyla, … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu esas alınarak ilgili dönemde gerçek olmayan işlemlere ait faturalarla giderlerini yüksek göstererek geçici vergileri eksik beyan ettiğinden bahisle dönem matrahı belirlenerek dava konusu tarhiyatın yapıldığı, 2010 yılı için davacı şirket adına yapılan cezalı kurumlar vergisi tarhiyatına karşı açılan davada Mahkemelerinin … tarih, E:…, K:… sayılı kararı ile vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi kaldırıldığından aynı matrah farkı esas alınarak resen tarh edilen geçici vergide de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu cezalı tarhiyatlar yönünden; davacının takdir komisyonuna sevk edilmiş bulunmasının, gerçekte takdir komisyonu kararına dayanmayan dava konusu cezalı tarhiyatlar yönünden, tek başına, tarh zamanaşımını durdurucu etki yaratmasına imkan bulunmadığı, davacının 2010 yılı hesap ve işlemlerinin 2010 yılını takip eden yılın başından itibaren başlayan beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 31/12/2015 tarihinden sonra vergi incelenmesine tabi tutulmasına olanak bulunmadığı dikkate alınarak, 2010 yılına ilişkin dava konusu cezalı tarhiyatın, verginin doğduğu 2010 yılını takip eden yılın başından itibaren işlemeye başlayan ve beş yıllık zamanaşımı süresi içinde olmak üzere en geç 31/12/2015 tarihine kadar tarh ve ihbarname ile davacıya tebliğ edilmemesi nedeniyle tarh zamanaşımına uğradığı, dava konusu cezalı tarhiyatlarda bu gerekçeyle hukuka uygunluk, dava konusu takdir komisyonu kararları yönünden; dava konusu işlemin vergilendirmeye yönelik tarhiyatın hazırlayıcısı mahiyette olması, tek başına kişinin hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmesinin hukuken mümkün bulunmaması, kesin ve yürütülmesi gerekli icra nitelikte bir işlem olmaması nedeniyle takdir komisyonu kararlarının iptali isteminin inceleme olanağı bulunmadığı, istinaf isteminin takdir komisyonu kararları yönünden kabul edilerek, isteme konu kararın takdir komisyonu kararları hakkında hüküm tesis edilmemesine ilişkin kısmı yönünden kaldırılması ve bu kısım yönünden davanın (incelenmeksizin) reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen gerekçeli reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI :Davacı vekili tarafından, olayda tarh zaman aşımı bulunduğu, Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan hükümlerinin bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare vekili tarafından, yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan hükümlerinin bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın incelenmesinin redde ilişkin kısmın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinde; Re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. Vergi beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi halinde vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Anılan Kanunun “Takdir Kararı” başlıklı 31. maddesinde ise; takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanacağı ve takdirin müstenidatı ve takdir hakkında izahatın takdir kararlarında bulunması gereken malumat arasında olduğu belirtilmiştir. Kanunun 75. maddesinde de, takdir komisyonlarının vergi matrahı takdir ederken Vergi Usul Kanunu’nda sayılan inceleme yetkisine haiz oldukları hükme bağlanmıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 114. maddesinde; vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı, şu kadar ki vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durduracağı, duran zaman aşımının mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam edeceği hükme bağlanmış olup, zaman aşımının sadece takdir komisyonuna başvurmakla duracağı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece2010/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemleri geçici vergi dönem matrahının takdiri için 25/12/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevki ile zamanaşımının durduğu, takdir komisyonunca … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporuna istinaden davacının dönem matrahının … tarih ve … ve … sayılı kararları ile takdir edildiği, vergi/ceza ihbarnamelerinin 08/12/2016 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, takdir komisyonu kararının vergi dairesine geldiği tarihten itibaren 6 gün içerisinde ihbarnamenin tebliğ edilmemesi halinde tarhiyatın zamanaşımına uğrayacağı, dolayısıyla takdir komisyonu kararının vergi dairesine hangi tarihte geldiğinin açıklığa kavuşturulması ve bu tarihe göre uyuşmazlıkta tarh zamanaşımı bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekirken, salt zamanaşımı süresini durdurmak amacıyla takdire sevk işlemi yapıldığından bahisle uyuşmazlık konusu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığından bahisle verilen temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, takdir komisyonu kararının iptali istemine ilişkin kısmının üye …’in karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının tarhiyata ilişkin kısmının oy birliğiyle BOZULMASINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı şirket adına 2010/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemine ilişkin takdir komisyonu kararına istinaden yapılan tek kat vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergisi tarhiyatını ihtiva eden ihbarnameler ile bu ihbarnamelerin dayanağı takdir komisyonu kararlarının iptali istemiyle açılan davanın kısmen incelenmeksizin reddine, kısmen kabulüne dair Vergi Dava Dairesi kararı temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaati ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği, 14. maddesinde de, dava dilekçelerinin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği, Kanunun 15/1-b maddesinde de, dava konusu edilebilecek bir işlem bulunmadığı takdirde davanın reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanları belirleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 377. maddesinin 1. fıkrasında; mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri belirtildikten sonra, 378. maddesinde de; vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödeme yapılmış veya ödemeyi yapan taraftan verginin kesilmiş olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemler, tesis sebepleri, şekli, doğuracağı hukuki sonuçları vergi kanunlarıyla belirlenmiş tahakkuk fişi, vergi/ceza ihbarnameleri, vergi tevkifatı yapılması, aleyhe yapılan düzeltme işlemleri, düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme taleplerinin yetkili makamlarca reddi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin ödeme emri, haciz, ihtiyati tahakkuk, ihtiyati haciz gibi işlemlerdir.
Bu durumda, takdir komisyonu kararı tek başına idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai nitelikte işlem niteliği taşımadığı, ancak söz konusu kararın ihbarname ile birlikte dava konusu edilebileceği görüşü ile Dairemiz kararına katılmıyorum.