Danıştay Kararı 4. Daire 2019/6317 E. 2022/5639 K. 13.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/6317 E.  ,  2022/5639 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6317
Karar No : 2022/5639

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnş. G. Oto. Tek. Mb. Dy. Nak. San. Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçları nedeniyle şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; iptali istenen dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket … İnş. G. Oto. Tek. Mb. Dy. Nak. San. Tic. Ltd. Şti adına düzenlenen … tarih ve …, … ve … no’lu ödeme emirleri ile … tarih ve … no’lu ödeme emirlerinin, tebliğ tarihinde şirket kanuni temsilcisi olan …’a şirket adresinde tebliğ edilmeyip o tarihte kanuni temsilcilik sıfatı bulunmayan Süleyman Koçak’a ikametgah adresinde tebliğ edildiği dolayısıyla asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmek suretiyle amme alacağının şirketten takip ve tahsiline başlanmaması, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 94. maddesinde yer alan hükümlere aykırı olarak yapılan tebligat neticesinde amme alacağının asıl şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulanmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 18/12/2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan … tarih ve … nolu ortaklar kurulu kararıyla davacının hisselerini devrettiği, dava konusu ödeme emirlerindeki şirket borçlarının vadelerinin ise 2007 ve 2012 olduğu, dolayısıyla borçların tahakkuk ve vade tarihlerinde davacının şirket ortağı olmadığı anlaşıldığı, bu durumda, amme alacaklarının doğduğu tarihte şirket ortağı olmayan davacının söz konusu şirket borçlarından sorumlu tutularak adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İstinaf isteminin belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare vekili tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “ödeme emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği, aynı Kanunun ”limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları, 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayanağı olan asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenmiş … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirleri ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, düzenlenen ödeme emirlerinin 14/04/2012 tarihinde şirket ortağı olan Süleyman Koçak’a ikametgah adresinde tebliğ edildiği, söz konusu amme alacaklarının vadesinde ödenmemesi üzerine şirket malvarlığı araştırmasının yapıldığı, asıl amme borçlusu şirketin amme alacağını karşılayacak malvarlığının bulunmaması üzerine davacı adına şirket ortağı sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenerek rızasına binaen dairede 07/06/2018 tarihinde tebliğ edilmesiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre, iptali istenen dava konusu ödeme emirleri dayanağı şirket adına düzenlenen … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirleri ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, şirkete ya da tebliğ tarihinde şirket kanuni temsilcisi olan …’a tebliğ edilmeyip o tarihte kanuni temsilci sıfatı bulunmayan …’a ikametgah adresinde tebliğ edildiği dolayısıyla asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmek suretiyle amme alacağının şirketten takip ve tahsiline başlanmaması, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 94. maddesinde yer alan hükümlere aykırı olarak yapılan tebligat neticesinde amme alacağının asıl şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyize konu kararda sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Borçlu şirket hakkında ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği ve ilgili dönemlerde şirket ortağı olan davacının sorumluluğu açık olduğundan, ödeme emri içeriği borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yollarının tüketilip tüketilmediği, tahsil imkansızlığının ortaya koyulup koyulmadığı hususları dikkate alınarak davacı şirket ortağından kamu alacağının tahsili için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı saptanmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz istemi kabul edilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.