Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/6783 E. , 2022/4738 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6783
Karar No : 2022/4738
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Hizm. Ltd. Şti.’nin borçları dolayısıyla, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl amme borçlusu şirket hakkında usulüne uygun olarak mal varlığı araştırması yapılmadığı, yapılan kısımda bir kısım mal varlığının bulunduğunun görüldüğü buna göre asıl amme borçlusu hakkında yapılan mal varlığı araştırması tamamlanmadan, amme alacağının, şirketten tahsil olanağı kalmadığından bahsedilemeyeceği dolayısıyla davacı hakkında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu … tarih ve … nolu ödeme emri içeriği borç için, asıl borçlu şirket adına … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği ve 20/0472016 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, ödeme emri içeriği borcun, 15/11/2014 tarihli dilekçeyle yapılan başvuru üzerine 6552 sayılı Yasa kapsamında yapılandırılan borca dahil olduğu, yapılandırmanın 13/10/2015 tarihinde iptal edilmesi üzerine, şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerekirken, yapılandırmanın iptal edilmesinden önce düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edildiği görüldüğünden, söz konusu ödeme emri içeriği borcun, şirket yönünden takibi işlemlerini usulüne uygun şekilde tamamladığı kabul edilemeyeceğinden, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … nolu ödeme emri içeriği borcun da yapılandırmaya dahil olduğu, yapılandırmanın 13/10/2015 tarihinde iptal edilmesinden sonra … tarihinde, şirket adına … sayılı ödeme emrinin düzenlenip 05/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği, şirket adına haciz varakasının 14/09/2017 tarihinde düzenlendiği, haciz varakasının düzenlenmesinden sonra e-haciz bildirisinin 31/10/2017 tarihinde gönderildiği görüldüğünden, şirket hakında yapılan takip işlemleri tamamlanmadan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla takibe geçildiği anlaşıldığından, bu ödeme emrinde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı istinaf isteminin belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde belirtilen hususlar, kararın 13/09/2017 tarih ve 2 nolu ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kalan kısım yönünden;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, cebren tahsilin, amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi yöntemlerinden biriyle yapılacağı; olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emriyle tebliğ olunacağı belirtilmiş; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiasını öne sürerek dava açabileceği; 62. maddesinde de, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; asıl amme borçlusundan tahsil imkanı kalmadığı anlaşılan amme borcu için kanuni temsilcilerin sorumluluğuna gidilebileceği, asıl amme borçlusunun mal varlığının bulunmasının tahsil imkanına doğrudan işaret etmediği, söz konusu mal varlığının amme alacağını karşılamaya yetecek düzeyde olmadığının anlaşılmasının yeterli olduğunun düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Olayda; dosya içeriği bilgi ve belgelerden, amme alacağını karşılayacak miktarda mal varlığı bulunmadığı anlaşılan, asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisi hakkında takip işlemlerinin yapılmasında hukuka aykırılık, yazılı gerekçeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, söz konusu ödeme emrine ilişkin olarak, diğer hususların araştırılarak bir karar verilmesi gerektiği tabidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve … nolu ödeme emrine ilişkin kısmının ONANMASINA, oyçokluğuyla
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının kalan kısmının BOZULMASINA, oybirliğiyle
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 15/09/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesine göre, kanuni temsilcilerin tüzelkişinin borçlarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için, usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen amme alacağının tüzelkişiden tahsil edilememiş olması ve adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenen kişilerin, amme alacağının ilişkin bulunduğu vergilendirme dönemi, beyan ve vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak görev yapmış olmaları, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmuş olması ve kanuni temsilci olduğu dönemde vergi ödevi ile ilgili kusur sorumluluğunun ortaya konulması gereklidir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir.
Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez.
Bu bakımdan, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlunun 6552 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini geçersiz hale getirmesine ve sorumluluğun ortadan kalkmasına hukuken olanak yoktur.
Açıklanan nedenlerle, … tarih ve … nolu ödeme emrine ilişkin olarak, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına, bu kısım yönünden katılmıyoruz.