Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/6970 E. , 2022/5435 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6970
Karar No : 2022/5435
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen … tarih,… sayılı ve … tarih, … saylı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:…. Vergi Mahkemesince verilen… tarih ve E…, K:… sayılı kararda; dava konusu 2016/212 sayılı ödeme emrinin; davacının ilgili dönemde beyanname vermediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezalarının tahsili amacıyla düzenlendiği, davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … cilt numaralı yoklama fişine istinaden davacının 2009, 2010, 2011 yıllarında 5 ve üzeri oto alım satımı faaliyetinde bulunduğu gerekçesiyle davacı adına geçmişe dönük olarak 30/03/2009 tarihi itibariyle vergi mükellefiyeti tesis edildiği, davacının bu mükellefiyetine istinaden vermesi gereken geçici vergi beyannameleri kanuni süresinde vermediğinden bahisle davacı adına 2009/01-03, 04-06 ve 07-09 dönemlerine ilişkin …, …ve … sayılı vergi ceza ihbarnameleri ile özel usulsüzlük cezalarının kesildiği görülmüş olup, her ne kadar elektronik ortamda beyanname verme zorunluluğunun yerine getirilmemesi özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektiriyor ise de ve davacı tarafından bu özel usulsüzlük cezaları için adına düzenlenen ihbarnamelere karşı süresi içinde dava açılmamış ise de; özel usulsüzlük cezalarına konu söz konusu vergi mükellefiyetine ilişkin olarak davacıya herhangi bir bildirim yapılmadığı, mükellef olmadığı dönemde ya da mükellef olduğundan habersiz olduğu dönemde elektronik ortamda beyanname vermesine olanak bulunmayan davacının bu ödevi yerine getirmediğinden söz edilmesine olanak bulunmadığı, diğer bir ifadeyle sonradan tesis edilen vergi mükellefiyeti nedeniyle beyanname verme yükümlülüğünün geçmişe teşmil edilmesi olanağı bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin … ilâ… ve … ilâ … sıra numaralarında yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerine ait tebligatın “adresin sürekli kapalı olduğu, çıkış mercine İade” şerhi düşülerek iade edildiği, ancak tebligatın posta yoluyla yapılamadığına ilişkin durumun 213 sayılı Kanun’un 102’nci maddesinin son fıkrasında öngörüldüğü şekilde; komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda durumun taahhüt ilmühaberine yazılarak, tarih ve imza konularak hazır bulunanlara imzalatılması gerekirken, sadece posta memuru tarafından tarih ve imza konulmak suretiyle tebligatın iade edildiği, sonrasında ise ihbarnamelerin ilanen tebliğ edildiği, ödeme emrinin 4 ilâ 12 ve 28,29,30’uncu sıra numaralarında yer alan amme alacaklarına ilişkin olarak davacı adına düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinin ve bu ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair tebliğ alındılarının veya ilanen tebligata ilişkin evrakların Mahkemelerinin 28/12/2017 ve 09/02/2017 tarihli ara kararları ile istenilmesine rağmen davalı idarece dava dosyasına sunulmadığı görülmüş olup, bu haliyle ortada tahsil edilmek istenen vergi ve cezalara ilişkin olarak usulüne uygun tebliğ edilmiş vergi/ceza ihbarnamesi bulunmadığından … tarih ve … sayılı ödeme emrinde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emirlerinin usul ve hukuka uygun olarak düzenlendiği belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Danıştay’ın kimi kararlarında belirtildiği gibi, dava konusu edilmeksizin kesinleşmiş idari işlemler sonrası kurulan yeni idari işlemlere karşı açılan davalarda sadece, bu yeni işlemin hukuka uygunluğu incelenebilecektir. Bu davalarda kesinleşmiş hukuksal durumların incelenmesine olanak yoktur.
Bakılmakta olan davada, dava konusu … tarih ve… sayılı ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi/ceza ihbarnameleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen dava açılmaması nedeniyle özel usulsüzlük cezaları kesinleşmiş olup özel usulsüzlük cezalarına karşı açılan davada ileri sürülmesi mümkün olan iddiaların ödeme emrine karşı açılan işbu davada incelenemeyeceği gibi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesinde sayılan itiraz sebepleri kapsamında da bulunmamaktadır. Dava konusu bu ödeme emrinde yasaya aykırılık bulunmadığı; temyiz isteminin kısmen kabulü ile kararın …tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle kararın buna ilişkin kısmına katılmıyorum.