Danıştay Kararı 4. Daire 2019/6971 E. 2022/6188 K. 03.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/6971 E.  ,  2022/6188 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6971
Karar No : 2022/6188

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına şirket ortağı sıfatıyla, … Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla uygulanan e-haciz işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idarece sunulan bilgi ve belgelerden hacze dayanak olarak davacı hakkında ortak sıfatıyla düzenlenmiş … tarih …, …, …, …, …, sayılı ve … tarih …, …, …, sayılı ödeme emirlerinin alındığı anlaşıldığı; söz konusu ödeme emirlerinin davacıya 05/01/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından ödeme emirlerinin … Vergi Mahkemesi’nin … esasında dava konusu edildiği, … Vergi Mahkemesi’nin … tarihli, E:…, K:… sayılı ve … tarihli, E:…, K:… sayılı kararları ile davaların reddedildiği, söz konusu mahkeme kararlarının 2012 yılında İstanbul Bölge İdare Mahkemesince onandığı görülmüş olup, vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı olan davacı hakkında yapılan dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu e-haciz bildirisinin …, …, …, …, …, …, … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmının iptali isteminin reddine yönelik hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; davalı idarenin 09/02/2018 tarihli yazısı ve eki belgelerde, e-haciz atıldıktan sonra yukarıda bahsedilen ödeme emirleri ve buna bağlı haciz varakalarının iptal edildiği bildirildiğinden, dava konusu haciz işleminin bahse konu ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığı; dava konusu e-haciz bildirisinin …, …, …, …, …, …, …, .. ve … ve … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden; olayda, dava konusu haciz işlemi dayanağı haciz varakaları içeriği vergi borçlarının ait olduğu dönemde yürürlükte olan yasal mevzuata göre, limited şirketten tahsil imkanı kalmayan amme alacağından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluğun ortaklık sıfatına ve payına bağlı bir sorumluluk olduğu, dolayısıyla söz konusu amme alacağının ortaklık payını devreden ve şirketle ilgisi kalmayan davacıdan takibi mümkün olamayacağından, davacı adına ortak sıfatıyla yapılan takibat sonucu banka hesaplarına konulan haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne; mahkeme kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un -29/07/1998 tarihli ve 23417 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik- 35. maddesinde yer alan “Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” hükmü, 06/06/2008 tarihli ve 26898 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3. maddesi ile değiştirilerek mezkûr maddeye, “limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları” ibareleri ve “Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. ‘Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” fıkraları eklenmiştir.
Yine 5766 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde, “Bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır” hükmü ile, belirtilen değişiklikler ve getirilen yeni hükümlerin, yürürlük tarihinden sonra doğacak amme alacakları için uygulanacağı gibi kanunun yürürlülük tarihinden önce doğmuş olup, halen ödenmemiş amme alacakları için de uygulanacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.
Ancak 5766 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/04/2011 tarih ve E.2009/39, K.2011/68 sayılı kararı ile 5766 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göre, 5766 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yapılan ve vergi borcundan sorumlu tutulan şahıslar hakkında önceden varolmayan bir takım yeni sorumluluk yolları ve yeni sorumluluk kriterleri getiren değişikliklerin, henüz tahsil edilmeyen amme alacakları için de geriye yürütülerek söz konusu alacakların tahsiline ilişkin olarak yapılacak işlemlere uygulanması hukuka aykırılık oluşturacaktır. Bu durumda, uyuşmazlığın, davacının sorumlu tutulduğu kamu alacağının ait olduğu yıllarda yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un -29/07/1998 yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik- 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir.
Bu düzenlemenin değerlendirilmesinden, şirket ortaklığı sona ermiş olsa da, ödeme emri ile takip edilen kamu alacaklarının doğduğu dönemde şirket ortağı olan kişilerin bu borcun ödenmemesinden sadece ortak olduğu dönemlerle ve hissesi oranıyla sınırlı olarak sorumlu olacağı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, bir önceki aşama olan asıl borçlu şirketin borçlarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı tarafından ödeme emirlerinin … Vergi Mahkemesi’nin … esasında dava konusu edildiği, … Vergi Mahkemesi’nin … tarihli, E:…, K:… sayılı ve … tarihli, E:…, K:… sayılı kararları ile davaların reddedildiği, söz konusu mahkeme kararlarının 2012 yılında İstanbul Bölge İdare Mahkemesince onandığı anlaşıldığından, usulüne uygun kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla tesis edilen e-haciz işleminde hukuka aykırılık; aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 03/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.