Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/698 E. , 2022/4729 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/698
Karar No : 2022/4729
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının ortağı olduğu … Büro Makinaları Dayanıklı Tüketim Malları Bilişim Bilgisayar Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden tahsil edilemeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen 05/08/2016 tarih ve 2016/3, 4, 5 sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği vergi borçlarının davacının şirketteki ortaklığının devam ettiği; 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin olsa da, borcun nitelik değiştirerek, asıl borçlu şirketin temsilcisi … tarafından … tarih ve … numaralı dilekçeyle 6552 sayılı Kanun uyarınca yapılandırma sonucu taksitlendirilip ödenmeyen borca dönüştüğü anlaşıldığından, 6552 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılan vergi borçlarının öncelikle asıl borçlu … Büro Makinaları Dayanıklı Tüketim Mallları Bilişim Bilgisayar Medikal Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi’nden tahsili gerektiği, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun malvarlığı araştırması yapılıp malvarlığına rastlanılamaması durumunda taksitlendirme tarihindeki şirket kanuni temsilcisi adına takip yapılması gerekirken bu işlemler yapılmadan davacı adına ödeme emri düzenlendiği görüldüğünden ayrıca vergi borcunun asıl amme borçlusu şirketten tahsilinin olanaksız hale geldiği belirtilerek, usulüne uygun olarak kanuni temsilciden aranması ve kanuni temsilciden tahsilinin olanaksız hale geldiğinin anlaşılması halinde şirket ortağından hissesi oranında aranılması gerekirken bu yol izlenmeden 06/08/2016 tarihli ödeme emirleri ile aynı anda hem kanuni temsilci hemde şirket ortağından aranılması suretiyle 2009-8/2011 dönemleri arası amme borçları için davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirket tarafından yapılan 6552 sayılı Kanundan yararlanma başvurusu sonrası şirket adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerinin incelenmediği, şirketten tahsil edilemeyen amme borçları için öncelikle ortağa mı yoksa kanuni temsilciye mi gidileceği yönünde herhangi bir sıralamanın kanunda yapılamadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava konusu 05/08/2016 tarih ve 2016/3, 4 sayılı ödeme emirleri yönünden;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla dava açabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı adına düzenlenen 05/08/2016 tarih ve 2016/3, 4 sayılı ödeme emirlerine konu borçların 10/12/2014 tarihli dilekçeyle 6552 sayılı Kanun’dan yararlanılarak yapılandırıldığı görülmüştür.
Bu durumda, yapılandırılarak yeniden vadelendirilen borçların, artık hukuk aleminde yeni bir hukuksal kimliğe büründüğü açık olduğundan asıl borçlu şirket adına yeniden takip yapılarak, kamu alacağının şirketten tahsilinin mümkün olmaması halinde kanuni temsilci veya ortak adına takip yapılması gerektiğinden söz konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla; yazılı gerekçeyle verilen Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz konusu kararın bu kısmının yukarıdaki gerekçeyle onanması gerekmektedir.
Dava konusu 05/08/2016 tarih ve 2016/5 sayılı ödeme emri yönünden;
Söz konusu ödeme emrine konu borçların yapılandırma tarihi olan 10/12/2014 tarihinden sonraki borçlar olduğu görüldüğünden davacının ihtilaflı dönemlerde şirket ortağı sıfatını haiz bulunup bulunmadığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, asıl borçlu şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılıp yapılmadığı vb. hususlar yönünden araştırma yapılarak değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, 05/08/2016 tarih ve 2016/3, 4 sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle Üye …, …’ün karşı oyları ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının 05/08/2016 tarih ve 2016/5 sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının Üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 15/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı adına, ortağı olduğu şirketin ödenemeyen vergi borçlarının tahsili için 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada verilen kabul kararı, davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Ortakların, şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzelkişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulmasından sonra ortak olarak sorumlu tutulacağı dönemler dikkate alınarak takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun, miktarı ve vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi yasa gereğidir.
Amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde ortağın sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez.
6552 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte yapılandırma koşullarına uyulmaması ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesi önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyeceği, takibin yeniden başlatılmasını gerektirmeyeceği gibi anlık kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmekle birlikte kaldığı yerden hem asıl borçlu şirket hem kanuni temsilci ve ortakları için devam ettirilmesi 6183 sayılı Kanun gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının 2016/3, 4 sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının da bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.