Danıştay Kararı 4. Daire 2019/7201 E. 2022/8607 K. 20.12.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/7201 E.  ,  2022/8607 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/7201
Karar No : 2022/8607

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Aydınlatma Alt Yapı Mlz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirleri açısından; asıl borçlu şirket hakkında bankalar nezdinde yapılmış mal varlığı araştırmasına ilişkin bilgi ve belgelerin ibraz edilmemesi karşısında, davalı idare tarafından kamu alacağının asıl borçlu şirket adına ve usulüne uygun bir şekilde kesinleştiği ve kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsili için öncelikle şirketin usulüne uygun bir şekilde takip edildiği hususu ispatlanamadığından, davacının kanuni temsilci olduğundan bahisle düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri açısından; ödeme emrinin düzenlendiği tarih olan 19/10/2017 tarihinde iptal edildiği, dolayısıyla dava açma tarihi itibarıyla mevcut bir ödeme emri bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu … sayılı ödeme emrinin iptali isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği, yargılama gideri ve vekâlet ücretine gelince, ödeme emrinin iptal edildiğinin davacıya bildirilmediği, bu haliyle davacının idarece iptal edilen ödeme emrine karşı dava açmasının davacının kusurundan kaynaklanmadığı, bu durumda, yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılması ve davalı idare vekili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; asıl borçlu … Aydınlatma Alt Yapı Mlz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarını 28/11/2016 tarihli başvuruyla 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığı ve tecilin 19/06/2017 tarihinde iptal edildiği, Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla da kabul edildiği üzere, özel kanunlarla borcun yapılandırılarak taksite bağlanması halinde, borcun hukuki niteliği değiştiğinden, yapılandırma koşullarına riayet edilmemesi nedeniyle yapılandırmanın iptal edilmesi halinde, borçlu adına yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerektiği, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırmanın iptal edilmesi üzerine, şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerekirken edilmediği, bu haliyle söz konusu ödeme emirleri içeriği borcun, şirket yönünden takibi işlemlerinin usulüne uygun şekilde tamamlandığı kabul edilemeyeceğinden, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacının … Aydınlatma Alt Yapı Mlz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ilgili dönemlerde kanuni temsilcisi olduğu, asıl borçlu şirket nezdinde amme alacaklarının usule uygun olarak kesinleştirildiği, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde, ödeme emrine itirazın belirli sebeplerle sınırlandırıldığı, davacının iddialarının bu kapsamda bulunmadığı, vergi borcunun zaman aşımına uğramadığı, ödenmeyen şirket borcunun takip ve tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, 2012 yılında müdürlük yetkisinin ve ortaklığın devredildiği, amme alacaklarının şirketten tahsil edilip edilemeyeceği hususuna ilişkin olarak yeterli araştırma yapılmadığı, böyle bir borcunun bulunmadığı, limited şirkete ait borçların tarafından istenilmesinin vergi kanunlarına ve Anayasaya aykırı olduğu, asıl borçlu şirket nezdinde mal varlığı yapıldığına ilişkin olarak herhangi bir bilgi-belge ibraz edilmediği, asıl amme borçlusunun söz konusu vergi borçlarını yapılandırdığı, yapılandırma sonrası borcun nitelik değiştirdiği, amme alacaklarının doğmasından herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 20/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesine göre, kanuni temsilcilerin tüzelkişinin borçlarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için, usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen amme alacağının tüzelkişiden tahsil edilememiş olması ve adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenen kişilerin, amme alacağının ilişkin bulunduğu vergilendirme dönemi, beyan ve vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak görev yapmış olmaları, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmuş olması ve kanuni temsilci olduğu dönemde vergi ödevi ile ilgili kusur sorumluluğunun ortaya konulması gereklidir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir.
Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez.
Bu bakımdan, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlunun 6736 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini geçersiz hale getirmesine ve sorumluluğun ortadan kalkmasına hukuken olanak yoktur.
Açıklanan nedenlerle, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.