Danıştay Kararı 4. Daire 2019/7750 E. 2022/5044 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/7750 E.  ,  2022/5044 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/7750
Karar No : 2022/5044

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına 2017 yılında banka hesabına konulan haciz ile öğrenilen 2003-2004 yıllarına ilişkin re’sen tarh edilen gelir vergisi ve katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; mahkemelerince verilen ara kararlar gereği davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davalı idare tarafından yalnızca 2003/10,11,12 dönemine ilişkin davacı adına inceleme raporuna dayalı tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine ilişkin ihbarnamelerin gönderildiği, söz konusu ihbarnamelerin tebliğine ilişkin tebliğ alındı örneği ve eki tutanak incelendiğinde, ihbarnamelerin tebliğine dair adres tespit tutanağının 23/06/2008 tarihli olduğu, nakilsiz terk yazıldığı ve muhtarın imza ve şerhinin bulunduğu ve 2010 yılında ilanen tebligat yapıldığı ; bu durumda, 2003 yılına ilişkin cezalı tarhiyatların 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde en geç 31/12/2008 tarihine kadar tebliğ edilmesi gerekirken 2010 tarihinde tebliğ edildiğinden yukarıda hükmü yazılan madde uyarınca tarh zamanaşımına uğradığı; dava konusu yapılan diğer ihbarnamelerin ve ihbarnamelere ilişkin tebliğ alındılarının, ilanen tebliğin usulüne uygun yapıldığını gösteren bilgi ve belgelerin ise davalı idare tarafından gönderilemediği yalnızca ihbarname sorgulama kağıtlarının gönderildiği, söz konusu tarhiyatların davacı tarafından banka hesplarına koyulan haciz işlemiyle 21/08/2017 tarihinde öğrenilerek dava açıldığı ve davalı idare tarafından davacının söz konusu ihbarnamelerden daha önce haberdar olduğu yönünde bir iddia ve delil ortaya konulamadığından bahsi geçen ihbarnamelerin davacıya 21/08/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 2003 ve 2004 yıllarına ilişkin cezalı tarhiyatların 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde en geç 31/12/2008 ve 31/12/2009 tarihine kadar tebliğ edilmesi gerekirken tebliğ edilmediği sabit bulunduğu; böylece tarh zamanaşımına uğradığı anlaşılan tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Mükellef adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde, dava dilekçelerinin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; Kanunun 15/1-b. maddesinde de, dava konusu edilebilecek bir işlem bulunmadığı takdirde davanın reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu olayda, davacı tarafından, banka hesabına konulan haciz üzerine öğrendiği çeşitli ihbarnameler içerisinde yer alan 2003-2004 yıllarına ilişkin kamu alacaklarının dava konusu edildiği görülmektedir.
Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanları belirleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 377. maddesinin 1. fıkrasında, mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarhedilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri belirtildikten sonra; 378. maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarhedilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödeme yapılmış veya ödemeyi yapan taraftan verginin kesilmiş olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemler, tesis sebepleri, şekli, doğuracağı hukuki sonuçları vergi kanunlarıyla belirlenmiş tahakkuk fişi, vergi/ceza ihbarnameleri, vergi tevkifatı yapılması, aleyhe yapılan düzeltme işlemleri, düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme taleplerinin yetkili makamlarca reddi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin ödeme emri, haciz, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi işlemlerdir.
Bu durumda; banka hesaplarına konulan haciz işlemi ile öğrenilen geçmiş tarhiyatlar, haciz aşamasında öğrenildiğinde idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai nitelikte işlem niteliğinde olmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca, bu tarhiyatların kaldırılması istemiyle açılan davanın incelenmeksizin reddi gerekmekteyken, esasının incelenmesi suretiyle verilen vergi mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.