Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/7757 E. , 2022/5239 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/7757
Karar No : 2022/5239
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ortak sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına düzenlenen, … tarih ve … ile … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin, … adlı şirket ortağının adresinde adı geçen kişinin kardeşi olduğu belirtilen … adlı şahsa 12/05/2016 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu ödeme emirlerinin şirketi temsile ve şirket adına yapılan tebligatları kabul etmeye yetkili olan …’un adresine tebliğe çıkarılmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emri içeriği borçların şirket hakkında kesinleştiğinden ve tahsil edilebilir safhaya geldiğinden bahsetmeye olanak bulunmadığı, öte yandan, asıl borçlu şirket adına, 2009/6,7,8,9,10,11 ve 12. dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh olunan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 2009/01-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin olarak düzenlenen, … tarih ve … sayılı vergi/ceza ihbarnameleri ile … tarih ve …vergi/ceza ihbarnamesinin, 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre tebliğ edildiği, bu tebliğ işleminin tarh zamanaşımına etki etmeyeceği, söz konusu alacaklara ilişkin tarh zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğu, zamanaşımına uğrayan alacakların ise ne şirket ne de şirket ortakları adına düzenlenecek ödeme emirlerine konu edilmesi mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emrinin anılan alacaklara ilişkin bölümünde bu bakımdan da hukuki isabet bulunmadığı, bu durumda, ortada asıl borçlu şirket adına usulüne uygun şekilde kesinleşen, vadesinde ödenmeyen ve tahsili gereken bir kamu alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, davacı adına ortak sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu ödeme emri ile tahsil edilmek istenen alacaklar 2009 ve 2010 yılının muhtelif tarihlerine ait ise de, alacakların vadeleri 2015 yılına rastladığı, dolayısıyla alacakların tahakkuk ve vade tarihlerinde davacı şirket ortağı sıfatına sahip olmadığından, davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait ve amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları kuralı getirilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının ticaret siciline 09/01/2008 tarihinde tescil edilen ve kuruluşu 14 Ocak 2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan şirketin kurucu ortaklarından olduğu, 11 Kasım 2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan 28/09/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emri içeriği borçların 2009/6,7,8,9,10,11,12 ve 2010/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10 dönemlerine ilişkin olduğu, bu dönemlerde asıl vergi borçlusu mükellef şirketin kanuni temsilcisi olduğu tartışmasız olan davacı adına, sözü edilen şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amaçlı tanzim ve tebliğ olunan ödeme emrinde yasal aykırılık bulunmadığı ve 10/2010 dönemi için de bir değerlendirme yapması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.