Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/7762 E. , 2022/5631 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/7762
Karar No : 2022/5631
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, komisyon karşılığında sahte fatura düzenlediğinden bahisle takdir komisyonu kararına istinaden re’sen tarh edilen 2014/1-12 dönemi için tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle yapılan dört buçuk kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, 2014/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemleri için yapılan dört buçuk kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden düzenledikleri faturaların sahte oldukları sonucuna varıldığı bu nedenle üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatı ile gelir geçici vergisine bağlı olarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık, gelir geçici vergisi ile vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davacı hakkında düzenlenen … tarih ve …-…-… sayılı Vergi Tekniği Raporu’ndan yapılan yoklamalarda davacının aktif olduğu, faaliyetinin bulunduğu, emtiasının olduğu, çalışan işçisinin bulunduğu dikkate alındığında, raporda yer alan diğer tespitlerin davacının ilgili dönemde sahte fatura düzenlediği iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare vekili tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı adına, komisyon karşılığında sahte fatura düzenlediğinden bahisle takdir komisyonu kararına istinaden re’sen tarh edilen 2014/1-12 dönemi için tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle yapılan dört buçuk kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, 2014/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemleri için yapılan dört buçuk kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulü yönündeki Vergi Dava Dairesi kararı temyiz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtildikten sonra, 30. maddesinde; “re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır” şeklinde tanımlanmış, inceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkının re’sen takdir olunmuş sayılacağı belirtilmiş, re’sen takdir sebepleri bentler halinde sayılmış, aynı maddenin 2. fıkrasının 4. ve 6. bentlerinde; defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmaması ve tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hallerinde, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 75. maddesinde, takdir komisyonunlarının görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisine haiz oldukları, 134. maddesinde de vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu hükümlerine yer verilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde ise, gerçek gelirin vergilendirileceği ilkesi benimsenerek matrahın, re’sen takdir yoluyla belirlenmesi gereken hallerde dahi gerçek gelire en yakın gelire ulaşılması amaçlanmıştır.
Olayda davacının yaptığı satışların tümü sahte olmamakla birlikte, 25 m² büyüklüğündeki iş yerinde oto yedek parça, harfiyat ve inşaat malzemeleri satışı faaliyetinin devam ettiği görülmekte, ticari bir faaliyetinin olmadığına dair bir teknik ve fiziki herhangi bir donanımının olmaması, ve faaliyetini yürüttüğü başkaca şube veya deposunun bulunmaması, yapılan nakliye işini yapabilecek kapasitede aracının bulunmaması, araç kiraladığına dair herhangi bir evrak ve sözleşmenin de sunulamaması, yapılan karşıt tespitlerde davacıdan mıcır ve kereste alımı yaptıkları, söz konusu alımların davacının faaliyetiyle ilgisinin bulunamaması, tüm bu nedenlerle davacının düzenlediği faturaların gerçek bir mal ve hizmet hareketi olmaksızın komisyon geliri elde etmek amacıyla düzenlendiği ve bu nedenle yapılan dava konusu tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki Vergi Mahkemesi kararına yönelik davacı istinaf isteminin kabulüne ilişkin temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.