Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/896 E. , 2020/5448 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/896
Karar No : 2020/5448
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …KARŞI TARAF (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …İSTEMİN KONUSU : …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ikrazatçılık faaliyetinden dolayı elde ettiği faiz gelirini beyan etmediğinden bahisle düzenlenen vergi tekniği raporuna dayanılarak vergi inceleme raporuna istinaden re’sen tarh edilen 2007 yılına ilişkin gelir vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı tarafından …devamlı surette borç para verildiği, faiz hesaplanıp alacağa karşı kıymetli evrak alındığı, ödenmeyenler için faiz ilavesi ile yeni evraklar tanzim edildiği, alacaklarını tahsil etmek için müştekiye ait evrakları, üçüncü kişileri, ortağı olduğu şirketleri ve bazende alışverişlerinde kullanmak suretiyle tahsilatlar yapıldığı, dolayısıyla davacının ödünç para verme faaliyetini devamlı suretle yaptığı ve bu işi meslek haline getirdiği kanaatine varıldığı, bu haliyle ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında davalı idare tarafından tespit edilen matrah ve bu matrah üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı olaya ilişkin olarak tefecilik suçlamasıyla yapılan yargılama neticesinde, faaliyetin ikrazatçılık olmadığı ve tefecilik suçunun işlenmediği hususlarının ceza mahkemesi kararıyla ortaya konulduğu, Vergi Mahkemesince bu durumun bekletici mesele yapılması gerektiği halde bekletme kararı verilmediği, ceza yargılamasında tefecilik, ikrazatçılık ve benzeri yöndeki iddiaların asılsızlığının ortaya çıktığı, aynı konu hakkında birbiriyle çelişen iki yargı kararının olduğu, Vergi Mahkemesince tefecilik yapıldığından hareketle davanın reddine karar verildiği, ancak hiçbir yorum yapılmadan ve değerlendirmede bulunulmadan beraat kararlarına atıf yapılmadığı, cezalı tarhiyatın dayanağı olan raporların usule aykırı olduğu, incelemenin eksik ve varsayımlara dayalı olarak yapıldığı, muhbir sıfatıyla Uğur Terzioğlu’nun üç defa ifadesine başvurulmasına rağmen taraflarının bir defa dahi dinlenmediği, içinde çelişki bulunan rapor karşısında delillendirilen iddia ve sunulan belgelerin dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiği, muhbir ifadelerinin hayatın doğal akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğu, ceza yargılamalarında lehe olan ifadelerin Vergi Mahkemesince dikkate alınmadığı belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olup bu hususun her türlü araştırma ve inceleme yapılarak somut verilerle ortaya konulması zorunludur. Bu itibarla karşıt inceleme yapmak ve olayla ilgisi tabii ve açık olan kişilerin ifadesine başvurmak gibi her türlü araştırmanın yapılması gerekmektedir. Verginin kanuniliği ilkesinin bir sonucu olarak kişisel düşünce, varsayım ya da kanaate dayalı olarak vergilendirme yapılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Olayda, davacının faiz karşılığında ödünç para verme işini mutad meslek halinde getirdiği şeklinde ulaşılan sonucun, şikayetçi olan kişinin ifadesine dayandırıldığı, konuyla ilgili diğer kişilerin ifadesine başvurulmadığı, vergi tekniği raporunda para hareketlerinin birçoğunun teyidinin sağlanmadığı, …ve …arasındaki borç alacak ilişkisinin 1995 yılından bu yana devam ettiği tespit edilmiş olmakla birlikte miktarı konusunda ödünç verilen tutarların elden yapıldığı ve belgelenmediği bilgisi nedeniyle net bir tespit yapılamadığının da raporda belirtildiği, davacının, tarhiyatlara dayanak tefecilik fiilinden dolayı yapılan yargılamasında beraatine karar verildiği, bu haliyle tamamen şikayetçinin ifadesi doğru kabul edilmek suretiyle sonuca gidildiği görülmektedir. Bu durumda, davalı idarece davacı tarafından faiz karşılığı borç para verildiği somut olarak ortaya konulamadığından, varsayım ve kanaate dayanılarak düzenlenen vergi tekniği ve vergi inceleme raporlarına göre yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla, davacının temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu kararın davacının ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu tespitine ilişkin kısmı Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/11/2017 tarih ve E:2013/9003, K:2017/7250 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın söz konusu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu karara yönelik diğer temyiz istemleri bakımından;
Davacının temyiz dilekçesinde, tek kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatına ilişkin olarak ileri sürdüğü iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Davacının, re’sen tarh edilen gelir vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının tek katı aşan kısmına ilişkin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde, “vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder” şeklinde tanımlanmış, 344. maddesinde ise, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı hususu hükme bağlanmıştır.
Olayda, dava konusu tarhiyatın davacının ikrazatçılık faaliyetinden elde ettiği tespit edilen faiz gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu sonucuna varılmak suretiyle yapıldığı, ortada Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde öngörülen şekilde sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlendiği ve kullanıldığına ilişkin hukuken yeterli delil ve tespit bulunmadığı görülmüş olup, olayın oluş şekli ve matrahın bulunuş biçimi dikkate alındığında, vergi ziyaı cezasının tek katı aşan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, Vergi Mahkemesi kararının belirtilen kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, tek kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının vergi ziyaı cezasının tek katı aşan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve …TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.