Danıştay Kararı 4. Daire 2019/9648 E. 2022/5899 K. 25.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/9648 E.  ,  2022/5899 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9648
Karar No : 2022/5899

TEMYİZ EDEN TARAFLAR: 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2- …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; haczin dayanağı davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşılık gelen asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının usulüne uygun tebliğ edildiği görüldüğünden bu kısımları bakımından uygulanan haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen bir kısım ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğinden haczin bu ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı ile davacı adına düzenlenen … sayılı ödeme emrine karşılık gelen şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilip kamu alacağı şirket hakkında kesinleştirilmiş ise de, davacı hakkında düzenlenen 25 sayılı ödeme emri içeriği kamu alacağı davacı hakkında düzenlenen 21 sayılı ödeme emriyle aynı olduğundan mükerrer olarak düzenlenen … sayılı ödeme emrine karşılık kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Tarafına herhangi bir ödeme emri tebliğ edilmediği, haciz içeriği alacakların zamanaşımına uğradığı, usule aykırı tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından kararın aleyhe hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Usule uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Taraflarca temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından taraflar temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükme bağlanmış, 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı ve 58. maddesinde; ödeme emrine karşı böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüş, 62. maddesinde de; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükmüne yer verilmiştir.
Türk vergi sisteminde, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh ve tahakkuk usulleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, tahsil usulleri ise 6183 sayılı Kanunda düzenlenmiştir. Bir kamu alacağının tahsil edilebilmesi için öncelikle 213 sayılı Kanuna göre tarh ve tahakkuk usulleri ile 6183 sayılı Kanuna göre tahsil usullerinin sırasıyla denenmiş olması zorunludur. Bu zorunluluğun doğal sonucu olarak, sistematiğin içinde yer alan bir idari işlemin bu amaçla tesis edilebilmesi için bir önceki hukuki durumun tekemmül etmiş olması hali aranmalıdır. Dolayısıyla bir önceki safha tekemmül etmeksizin bir sonraki safhaya ilişkin idari işlem tesis edilemeyeceği gibi, sistematik içinde yer alan herhangi bir işleme karşı dava açılması durumunda ise önceden kesinleşmiş hukuki durumların yeniden incelenmesi de yasal olarak mümkün değildir.
Dosyanın incelenmesinden, kanuni temsilcisi olduğu … Tekstil San. Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçları nedeniyle …’ta bulunan banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin kaldırılması istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; kanuni temsilci sıfatıyla takip edilen davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işlemine karşı açılan bu davada mahkemece, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, bir kısmının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, bir kısmında ise aynı içerikte mükerrer olarak ödeme emri düzenlendiğinden bahisle kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, söz konusu kararın istinaf konun yolu incelemesi sonucu, Vergi Dava Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir. Ancak Mahkemece değerlendirilen bu husus, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi üzerine şirketin kanuni temsilcileri ya da ortaklarından aynı amme alacağının tahsili amacıyla bu kişiler adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı dava açılması durumunda incelenebilecek bir husus olup, haciz ise, bu kişiler adına düzenlenen ödeme emri safhasından sonra uygulanan bir işlemdir. Dolayısıyla, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin hukuki tekemmülün daha açık bir ifade ile davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde zamanaşımı vb. kriterler gözetilerek düzenlenilip düzenlenmediğinin, usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin ve dava konusu haciz işlemlerinin yasal şartlarının oluşup oluşmadığının irdelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davacı adına düzenlenen ödeme emri safhasında incelenmesi gereken ( asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği vb.) bir husustan bahsedilerek, haciz ile ilgili hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu nedenle Vergi Mahkemesi kararının kaldırılması isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.