Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/9803 E. , 2022/5030 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9803
Karar No : 2022/5030
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : ….
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, banka hesaplarına uygulanan haciz ile taşınmazı üzerine konulan haczin iptali ve banka hesaplarından haczedilen tutarların yasal faiziyle birlikte iade edilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93 ve izleyen maddelerinde tebliğ esaslarının düzenlendiği, ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin tebliğ alındılarının tetkikinden, davacının ikametgah adresi kısmına “Yurtdışı Yok” ibaresinin işyeri adresi kısmına ise “… mah. … sok. No:… …” ibaresinin yazıldığı, ödeme emirlerinin işyeri adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, muhatabın adresinde bulunamadığından bahisle tebligatın merciine iade edilmesi üzerine ilanen tebligat yoluna gidildiği, MERNİS sistemi üzerinden yapılan adres araştırmasında tebligat yapılmaya çalışılan tarihlerde davacının yurtiçi adres bilgisine rastlanılmadığı, bununla beraber 09/04/2010 tarihi itibarıyla yurt dışı adresi olan “….” adresinde ikamet ettiğinin görüldüğü, 213 sayılı Kanun’un yabancı memleketlerde bulunanlara yapılacak tebliğleri düzenleyen 97. maddesinde, yabancı memleketlerde bulunan mükelleflere Dışışleri Bakanlığı ve elçilik ya da konsolosluklar veya bu makamların isteğiyle yabancı ülkenin yetkili makamları vasıtasıyla tebliğ yapılacağının düzenlendiği, yurt dışında yaşadığı tespit edilen davacının adresi belirtilen makamlar vasıtasıyla araştırılıp belirlenerek ve haczin dayanağı olan ödeme emirlerinin yurt dışı adresinde tebliğ edilmeye çalışılması gerekirken, bu usul takip edilmeden tebliğ alındılarında görülen işyeri adresine tebligata çıkılmasında, sonrasında da söz konusu adreste tebliğ yapılamadığından bahisle ilanen tebliğ yoluna gidilmesinde ve söz konusu ödeme emri içeriği kamu alacağı sebebiyle uygulanan haciz işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davalı idarenin istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, davacının istinaf istemine gelince; davanın, haciz işlemlerinin iptali ve banka hesaplarından haczedilen paranın yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açıldığı, ancak mahkeme kararında faiz istemi hakkında hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, davacının banka hesaplarındaki paranın haczinin hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilmiş olup, haksız yapılan tahsilat nedeniyle yoksun kalınan tutarın, tahsilat tarihinden itibaren, 213 sayılı Kanun’un 112. maddesinin 4. fıkrasına göre tecil faizi oranında faiz uygulanarak davacıya ödenmesi gerektiğinden bahisle, davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun faiz istemi yönünden kabul edilerek, davacının banka hesaplarından haciz yoluyla tahsil edilen tutarın faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında gayrimenkul satışları nedeniyle takdir komisyonu kararına istinaden yapılan tarhiyatlar ve kesilen cezalara ilişkin borçların vadesinde ödenmemesi nedeniyle amme alacağının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi ve sonrasında dava konusu haciz işlemlerinin uygulanmasının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.