Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/1007 E. , 2022/6563 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1007
Karar No : 2022/6563
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Pazarlama ve Servis Hizmetleri Anonim Şirketi’nin 2013 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin kamu alacağının kanuni temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl amme borçlusu … Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş.’nin yönetim kurulunda A grubu imza yetkisine sahip davacının da aralarında bulunduğu toplam üç kişinin yetkili kılındığı, A grubu imza yetkisine sahip olan üyelerin şirketi temsil ve ilzam etme konusunda sorumluluk gerektiren yetkilerle donatıldığı ve B grubu imza yetkisine sahip başka bir üye ile birlikte imza yetkisine sahip olduğu, şirket dışından müdür veya murahhas üye ataması da yapılmadığının anlaşılması karşısında, 6102 sayılı Kanun’un 365. maddesinde düzenlenen anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı hükmü gereğince, şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının A grubu imza yetkisine sahip olması sebebiyle temsil yetkisi bulunan davacıdan kanuni temsilci sıfatıyla tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu ödeme emri içeriği borcun, asıl borçlu şirketin ihtilaflı dönem hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayandığı ve vergi borcunun doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemde kanuni temsilcilik sıfatının bulunduğu ve kurum kazancının eksik beyan edilmesinde kusuru bulunduğu, ihtilaflı dönem borcundan kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu olduğu, vergi borcu aslına bağlı olarak tahsil edilen gecikme faizi ile açılan davalarda haksız çıkılması nedeniyle tahsili gereken yargı harcının da feri nitelikte alacaklar olması nedeniyle, dava konusu ödeme emri içeriğine dahil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, davalı idarece yapılan iş ve işlemlerin hukuka aykırı olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ve bunun yemin hariç her türlü delille ispat edilebileceği; 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yazılı olanlarca bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı düzenlenmiştir.
Dava konusu dönemde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 359. maddesinde anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunduğu, bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde tüzel kişiyle birlikte tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen sadece bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağı, ayrıca tescil ve ilanın yapılmış olduğunun şirket internet sitesinde hemen açıklanacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, … Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş.’nin (yeni ticaret ünvanı … Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş.) 09/06/1999 tarih ve 4808 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil ve ilan edilen kuruluş sözleşmesinin Yönetim Kurulu ve Süresi başlıklı 10. maddesi ile şirketin, genel kurul tarafından seçilecek 6 kişiden oluşan bir yönetim kurulu tarafından yürütüleceği, yönetim kurulu üyelerinin üçünün A Grubu diğer üçünün B Grubu hisse sahipleri tarafından gösterilecek adaylar arasından seçilmesinin zorunlu olduğunun kararlaştırıldığı, 28/05/2010 tarih ve 7573 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nde 05/05/2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile de 05/04/2010 tarihi itibariyle istifa eden yönetim kurulu üyesi …’ nun yerine davacı …’ın atanmasına ve kendisine A grubu imza yetkisinin verilmesine karar verildiği, 08/10/2012 tarihli ve 8169 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde de şirket yönetim kurulunda … İletişim Hizmetleri A.Ş’yi temsilen seçilmiş olan yönetim kurulu üyesi …’ın bu defa gerçek kişi yönetim kurulu üye sıfatı ile yeniden atanmasına karar verildiği görülmektedir.
Dava konusu dönemde yürürlükte olan mevzuat doğrultusunda, tüzel kişilerin anonim şirket yönetim kurulu üyesi olabileceği, temsilcileri üzerinden temsil yetkilerini kullanabileceği, bu şekilde anonim şirket yönetimine katılabilecekleri, görevlendirilen temsilcinin iradesinin temsil ettiği tüzel kişinin iradesinden bağımsız olmayacağı, böyle bir halde de kanuni temsilci olarak gerçek kişinin sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmayacağı hususu açıktır.
Dosyanın incelenemesinden, davacının durumunun açıklığa kavuşturulabilmesi bakımından, … İletişim Hizmetleri A.Ş. ile ilişkisinin ne olduğu, şirket çalışanı olup olmadığı, şirketi temsilen … Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş.(… Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş.)’nin yönetim kurulu üyesi olarak atanıp atanmadığı, yönetim kurulu üyeliğini kendi adına mı yoksa … İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin temsilcisi olarak mı yaptığı vb. hususların araştırılarak (gerekirse … İletişim Hizmetleri A.Ş. nezdinde) ve gerekli bilgi belgeler istenilerek değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.