Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/1083 E. , 2022/5822 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1083
Karar No : 2022/5822
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, asıl borçlu … Çelik Metal Demir ve İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen … tarih ve … , … ve … sayılı sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacının, 30/05/2008 tarih ve 7073 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilan edilen 20/05/2008 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürü olarak atandığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının 2006, 2007 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin olması karşısında, tahsili istenen amme alacaklarının; doğduğu dönemlerde, davacının kanuni temsilcilik sıfatına haiz olmadığı, bu nedenle söz konusu vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; asıl amme borçlusu şirkete 30/05/2008 tarihinden itibaren kanuni temsilci olan davacının, bu göreve başladığı tarih itibariyle üstlendiği şirket yönetiminin gerektirdiği sorumluluk gereği, şirketin tüm idaresi, tüm alacak ve haklarının takibinin yanında öncelikle vergi borçları olmak üzere vadelerinde ödenmeyen tüm borçlarını ödemekle yükümlü olduğundan, şirkete ait vergi borçlarının tahsili için davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği borcun dönemi, her ne kadar davacının kanuni temsilcisi olduğu dönemden önceki bir tarihe, 2006 ve 2007 yıllarına ait olsa da, vadesinin davacının kanuni temsilcilik görevinin devam ettiği 2013, 2015 ve 2016 yılları olduğu görüldüğünden, davacının şirketin kanuni temsilcisi olarak söz konusu vergi borcunun vadesinde ödenmesinden sorumlu olduğu, bu durumda, vadesi kanuni temsilcisi olduğu döneme rastlayan şirkete ait kesinleşmiş amme alacağının, asıl amme borçlusu şirketten tahsil edilememesi üzerine, kanuni temsilci sorumluluğu kapsamında davacıdan tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu, aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde de, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni temsilcilerin ödevi” başlıklı 10. maddesinde ise, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında da uygulanır. Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükmüne göre, kanuni temsilcinin şirket borçlarından dolayı sorumluluğuna gidilebilmesi için amme alacağının usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilememiş olması ve amme alacağının ait olduğu dönemde kanuni temsilci olduğunun ortaya konulması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borcunun, 2006 ve 2007 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin olduğu, davacının ise 30/05/2008 yılından itibaren adı geçen şirkete kanuni temsilci olduğu, dolayısıyla söz konusu dönemlerde kanuni temsilcilik sıfatını haiz olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu dönemde şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının, söz konusu döneme ilişkin re’sen tarhiyata konu vergiler nedeniyle sorumluluğundan bahsedilemeyeceği açık olup, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.