Danıştay Kararı 4. Daire 2020/1406 E. 2022/6207 K. 03.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/1406 E.  ,  2022/6207 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/1406
Karar No : 2022/6207

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- Tasfiye Halinde … Hayvancılık İnşaat Reklam Zirai Yatırım Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
2- …Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :…Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen … tarihli ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve …sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … tarihli ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirleri bakımından; ödeme emirleri içeriğindeki amme alacaklarının beyan üzerine tahakkuklara ilişkin olduğu anlaşıldığından kendi beyanına dayalı tahakkuklara karşı dava açamayacağından hukuka aykırılık bulunmadığı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirleri bakımından; ödeme emrinin dayanağı …sayılı ihbarnamelerin tebliğ edildiğini tevsik edici belgelerin ibraz edilemediği görüldüğünden, usulüne uygun tahakkuk etmeyen amme alacağının tahsiline ilişkin düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı; … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirleri bakımından; … sayılı ihbarnamelerin usulüne uygun olarak 04/11/2016 ve 29/12/2016 tarihlerinde tebliğ edildiği anlaşıldığından usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleşen amme alacağına ilişkin olarak düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirleri … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2010 yılı borçlarına ilişkin kısmı dışında kalan kısmının ve … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali isteminin reddine yönelik hüküm fıkrasına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden, reddine; … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali isteminin reddine yönelik hüküm fıkrasına ve … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2010 yılına ilişkin borçlara ilişkin kısmının iptali isteminin reddine yönelik hüküm fıkrasına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden, davacının sahte fatura kullandığından bahisle 12/11/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, … tarihinde düzenlenen … sayılı Vergi Tekniği Raporu’na istinaden takdir komisyonunca matrah takdir edilerek düzenlenen ihbarnamelerin 04/11/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bu durumunda takdir komisyonuna sevkin usulüne uygun olmadığı ve tarh zamanaşımını durdurmayacağı, 31/12/2015 tarihinde tarh zamanaşımına uğramış olan cezalı vergilerin tahsili için düzenlenen söz konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı; … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali isteminin kabulüne yönelik hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden, davalı istinaf başvurusunun bu kısım yönünden reddine; … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2010 yılına ilişkin borçlara ilişkin kısmı dışında kalan kısmının, … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali isteminin kabulüne yönelik hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden, her ne kadar … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriğinde 2010 yılına ilişkin borç görünse de, bunların 2012 yılına ilişkin borç olduğu, ödeme emrine sehven 2010 yılı olarak yazıldığının dava dosyasında yer alan belgelerden anlaşıldığı, söz konusu ödeme emri içeriğindeki 2010 yılı olarak görünen borçların 2012 yılı borcu olarak incelenip değerlendirildiği, söz konusu ödeme emirleri içeriği cezalı vergilere ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinin davacı şirketin tasfiye memuruna usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ceza ve vergiler dava konusu edilmediği gibi süresi içinde de ödenmemesi üzerine söz konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşıldığından söz konusu ödeme emirlerinin belirtilen kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu kısımlarının iptali yönünde verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle taraflar istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, idare tarafından şirket adına düzenlenen ödeme emirleri tebliğinin şirket başkan, müdür veya kanuni temsilcisine yapılması gerektiği, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı temyiz isteminin reddi, davalı temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
Temyiz dilekçesinde belirtilen hususlar kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrine yönelik hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Kararın … tarih ve … sayılı ödeme emri ve … tarih ve … sayılı ödeme emrinin … ila … ve … satırlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısmına gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış olup bu durum mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği; 114. maddesinde ise “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” denilmek suretiyle takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan re’sen tarhiyatlarda zamanaşımı hususunun olup olmadığının tespiti için takdir komisyonuna sevk tarihi, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi, ihbarnamenin tebliğ tarihi ve takdir komisyonunda geçen süreye (takdir komisyonuna sevk tarihi ile takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi arasındaki süre) bakılarak karar verilmelidir.
Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinde sayılan re’sen vergi tarhını gerektiren sebeplerin varlığı halinde vergi inceleme elemanlarınca ilgili dönem matrahı re’sen tarh edilebileceği gibi takdir komisyonuna sevk edilerek de söz konusu işlem yapılabilmektedir. Kanunun 74. maddesinde ise, takdir komisyonlarının görevlerini yaparken takdir sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği, hatalı gördüğü işlemlerde ilgili vergi dairesini yazı ile ikaz etmeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, takdir komisyonu takdir nedenleri ile ilgili herhangi bir belirleme yapma veya değiştirme hakkına sahip değildir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, hakkında re’sen tarh sebeplerinden biri bulunan mükelleflerin hangi hallerde 135. maddede sayılan incelemeye yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi tutulacakları, hangi hallerde matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilecekleri hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle takdir komisyonu kararına göre yapılan tarhiyatlarla ilgili uyuşmazlıklarda zamanaşımı ile ilgili hususların çözümünde, genel ilke olarak takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının … tarih ve … sayılı ödeme emrinin ve … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1 ila 21. ve 25,26,27. satırlarında yer alan amme alacaklarının 2010 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalı tarhiyatlardan müteşekkil olduğu, ilgili dönem davacının sahte belge kullandığından bahisle matrahlarının belirlenmesi amacıyla 12/11/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, 13/10/2016 tarihli takdir komisyonu kararına istinaden düzenlenen ihbarnamelerin 04/11/2016 tarihinde süresinde tebliğ edildiği dolayısıyla uyuşmazlıkta zamanaşımı bulunmadığı sonucuna varıldığından, temyize konu kararın buna ilişkin kısmında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1 ila 21. ve 25,26,27. satırlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının diğer kısımlarının ONANMASINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 03/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davalı idarenin, … tarih ve … sayılı ödeme emri ve … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1 ila 21. ve 25,26,27. satırlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin karara ilişkin temyiz istemi yönünden;
Ödeme emri muhteviyatı vergi borçlarına ilişkin dayanak ihbarnamelerinin 04/11/2016 tarihinde davacı şirketin tasfiye memuru olan …’ya tebliğ edildiği, cezalı vergilerin dava konusu edilmemesi ve süresi içinde de ödenmemesi üzerine dava konusu mezkur ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağının kurala bağlandığı, aynı Kanunun ‘Ödeme Emrine İtiraz’ başlıklı 58. maddesinde “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.” hükmü yer almaktadır.
İdare hukukumuzda, hukuka uygunluk ilkesinden yararlanan idari işlemin idarenin iradesi dışında yalnızca mahkeme kararıyla hüküm ve sonuçlarının ortadan kaldırılması mümkündür ki, söz konusu işlemlere karşı da dava açılmasının süresi ve yolu yine kanunla belirlenmiş olup, bu yol ve süre dışında ilgili idari işlemin mahkemece değerlendirilme olanağı da bulunmamaktadır. Aksi takdirde, idarenin işleminin sürekli ortadan kaldırılma riski altında bulunması idarenin sürekliliği ve işleyişi açısından bir duraksama barındıracağı doktrinde ve yargı kararlarında da kendisine yer bulmuş bir düşüncedir.
Yukarıdaki mevzuatın değerlendirilmesinden; davacı adına düzenlenmiş olan ödeme emirlerinin hukuka uygunluğunun denetlenmesi ancak bir önceki aşama olan ihbarnamelerin usulüne uygun tebliği safhasının araştırılması ile mümkün olabileceği, davacı şirket adına usulüne uygun tebliğ edilerek tahakkuk eden vergi borçlarının bu aşamada borcum yoktur itirazı kapsamında irdelenme imkanı bulunmadığı sonucuna varıldığından gerekçe yönünden Daire kararına katılmıyorum.