Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/2501 E. , 2022/3335 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2501
Karar No : 2022/3335
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Eğitim Öğretim ve Danışmanlık Hizmetleri Ticaret Sanayi Anonim Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin, davacıya tebliğe çalışıldığı tarihte 213 sayılı Kanun’un yürürlükte olan 102. maddesinde belirtilen usule uygun şekilde tebliğ edilmediği, tebligatın davacının eşine yapıldığı belirtilmesine karşın, davacıya tebliğ edilememe sebeplerinin tebliğ zarfı üzerinde belirtilmek suretiyle herhangi bir şerhin düşülmediği görülmekle, usulsüz tebliğ nedeniyle öğrenme tarihine göre süresi içinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarenin süre aşımı itirazı yerinde görülmeyerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği; 17/08/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenleme uyarınca, kapatılan kurum ve kuruluşların kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülüklerini tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemek suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yetkili kılınması ve kapatılan kurum ve kuruluşların ödenecek borçları ile ilgili olarak 679 sayılı KHK ile getirilen düzenleme ile öncelik sıralaması değiştirilerek kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçların ilk sıraya alınması, bu borçların, gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gerek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da belirli kılınan ilkelerin KHK’larla getirilen düzenlemeler de korunarak öncelikle asıl borçlunun mal varlığından tahsilinin öngörülmesi ve dolayısıyla amme alacağının tahsili için kapatılan kurum ve kuruluşların mal varlıklarının düzenlemede belirtildiği şekilde emanet ve nazım hesaplarla takip edilmek suretiyle tasfiyesinin sağlanması gerektiği, bu kapsamda asıl borçlu şirket hakkında … tarih ve … sayılı Görüş ve Öneri Raporu’nun düzenlendiği, anılan rapora göre şirketin varlıkları toplamının 6.163.668,07 TL, borçları toplamının ise 346.524,77 TL olduğu, bu durumda, kapatılan kurumların 670 sayılı KHK kapsamında vergi borçlarının öncelikle hazineye devredilen mal varlığından tahsili cihetine gidilmesi gerektiğinden, KHK hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler dikkate alınmaksızın ve asıl borçlu şirketten tahsil imkanının kalmadığı açık ve net olarak ortaya konulmaksızın davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 213 sayılı Kanun’un 94. maddesine uygun şekilde tebliğ edilen dava konusu ödeme emrine karşı süresi içinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, olayda ödeme emrine itiraz nedenlerinin mevcut olmadığı, malvarlığı araştırması sonucunda, OHAL kapsamında kapatılarak malvarlığının hazineye devredilmesi nedeniyle asıl borçlu şirketten tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı, 14. maddesinin 3/e bendinde, dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği, 6. bendinde, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin 1/b bendinde de, süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiasıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait dava işlerine bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükmüne yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinin 1. fıkrasında, tahakkuk fişinden gayrı, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, “Tebliğ Yapılacak Kimseler” başlıklı 94. maddesinin 1. fıkrasında, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 3. fıkrasında da; tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı, muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükmüne göre, muhatabın bulunmaması halinde onun yerine tebligat yapılacak kişinin, muhatabın ikametgah adresinde bulunması veya muhatabın işyerinde memur ya da müstahdem olması, bunun yanında bariz bir şekilde ehliyetsiz ve görünüş itibarıyla 18 yaşından küçük olmaması yeterli olmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin 04/10/2016 tarihinde davacının ikametgah adresinde eşi …’ya tebliğ edildiği, 09/01/2019 tarihinde Vergi Mahkemesi esasına kaydolan dilekçe ile de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 04/10/2016 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde 11/10/2016 tarihine kadar dava açılması gerekirken, 09/01/2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 26/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.