Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/2519 E. , 2022/4960 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2519
Karar No : 2022/4960
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Müteahhitlik Planlama İnş. Müh. Enerji Mad. ve Taş. A.Ş.’nin vergi borçlarının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl amme borçlusu … Müteahhitlik Planlama İnş. Müh. Enerji Mad. ve Taş. A.Ş.’nin ödenmemiş vergi borçlarının tahsiline ilişkin mal varlığı araştırılması yapıldığı ve adı geçen şirkete ait 25 adet motorlu taşıt ve bir adet gayrimenkul üzerine haciz şerhi işlendiği, haciz şerhi işlenen gayrimenkul ve menkuller üzerinde rehin ve ipotekler bulunması nedeniyle, vergi alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilme imkanının olmadığından bahisle, vergi borçlarının davacıdan kanuni temsilci sıfatıyla tahsili amacıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiş ise de, bu mal varlıklarının haczi ve satışında önceliği bulunan vergi borçlarını karşılayıp karşılamayacağı ancak haciz, rehin ve ipotekli malların satışından sonra anlaşılacağından, davacının yasal temsilci olduğu dönemlere ilişkin olarak düzenlenen ödeme emrinin; şirket hakkında cebri tahsil yolları tüketilmeden, amme alacaklarının borçlu tüzel kişiden tahsil olanağı kalmadığı saptanmadan tanzim edildiği sonucuna varıldığından, ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin usul ve hukuka uygun olarak düzenlendiği belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde de, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde, “tahsil edilemeyen amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirkete ait 24 adet araç ve İzmir Aliağa’da tarla cinsi taşınmazının bulunduğu, her ne kadar Mahkemece, dava konusu ödeme emrinin şirket hakkında cebri tahsil yolları tüketilmeden, amme alacaklarının borçlu tüzel kişiden tahsil olanağı kalmadığı saptanmadan tanzim edildiği belirtilerek ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmışsa da davalı idare tarafından sunulan belgelerden şirket üzerine kayıtlı araçların tamamının hacizli olduğu, tarla cinsi taşınmaz üzerinde rehin olduğu ve şirketin başkaca mal varlığı olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, şirketin borçlarını ödeyecek mal varlığının bulunmadığı ve tahsil edilemeyeceği de anlaşıldığından davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği vs. diğer hususlar incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden vergi mahkemesi kararının kaldırılması isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava, davacı adına, … Müteahhitlik Planlama İnş. Müh. Enerji Mad. ve Taş. A.Ş.’nin ödenmeyen vergi borçları için kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirkete ait 24 adet araç ve İzmir Aliağa’da tarla cinsi taşınmazının bulunduğu, davalı idare tarafından dosyaya sunulan belgelerden şirket üzerine kayıtlı araçların tamamının hacizli olduğu, tarla cinsi taşınmaz üzerinde rehin olduğu belirtilmişse de davalı idare tarafından asıl borçlu şirkete ait araç ve taşınmazlarla ilgili değer tespiti yapılıp yapılmadığı, alacaklı olan davalı vergi dairesinin hacizlerde kaçıncı sırada olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan rehnin değerine ve kime ait olduğuna ilişkin dosyada belge olmadığı görülmüş olup, söz konusu hususlar aydınlatılmadan dava konusu ödeme emrini iptal eden Mahkeme kararının eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.