Danıştay Kararı 4. Daire 2020/2708 E. 2022/7802 K. 08.12.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/2708 E.  ,  2022/7802 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2708
Karar No : 2022/7802

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında yapılan vergi incelemesine istinaden sahte fatura düzenlediğinden bahisle vergi ziyaı cezalı olarak, 2016/1-12 dönemlerine ilişkin tarh edilen katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının yapılan yoklamalarda faal olduğunun görülmesi, akaryakıt alımında bulunduğunun ve bu alımların gerçek olduğunun ilgili dönemdeki alıcı tarafından beyan edilmesi ve idarenin de bunun aksine bir delil ortaya koyamaması, vergi ödemesi yapıldığının belirtilmesi, beyannamelerinin verilmiş olması, yapılan yoklamalarda işçi çalıştırıldığının görülmesi ve mükellefin faaliyette olmadığına ilişkin somut bir tespitin bulunmaması hususu karşısında, davacının sahte fatura düzenlediğinin net olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde edildiğinden bahisle 2016/1-12 dönemlerine ilişkin davacı adına yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uygunluk görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği; 134. maddesinde de, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 30. maddesinde ise, re’sen vergi tarhının, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olduğu belirtilmiş; maddenin 4. fıkrasında ise, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmaması hali, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı haller arasında sayılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için, davacının dava konusu dönemde düzenlediği faturaların sahte olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Davacı …’in muhteviyatı itibariyle yanıltıcı ve sahte belge düzenlediğine yönelik tespitlerin bulunduğu, dava konusu tarhiyatının da dayanaığı olan …tarih ve …sayılı VTR’nin incelenmesinden; mükellefin “sıvı yakıtlar ve bunlarla ilgili ürürünlerin toptan ticareti” işi ile iştigal etmek üzere 16/12/2015 tarihinde işe başladığı, mükellefiyetinin 31/12/2016 tarihi itibariyle re’sen terk ettirildiği, 14/10/2016 tarihinde mükellefin “…Mah. …Cad. No:… Çankaya/ANKARA” adresine defter belge isteme yazısının tebliğ edildiği ancak incelemeye ibraz edilmediği, bir kaç kez bu konuda firma ile irtibata da geçildiği fakat defter belgelerini ibraz edecklerini bildirmelerine rağmen ibraz etmedikleri, tarh dosyasında bulunan kira sözleşmesinde iş yerinin 1.800-TL bedelle kiralandığı, işletme defterlerinin tasdik ettirildiği, başka herhangi bir ortaklık ve yöneticilik bilgisinin bulunmadığı, sahte belge düzenleme fiilinden dolayı özel esaslara tabi tutulduğu, “…Mah. …Cad. No:…Çankaya/ANKARA” adresinde 16/12/2015 tarihinde yapılan işe başlama yoklamasında; ödevlinin işe başlağı, faaliyetine devam ettiği, adresi ofis olarak kullandığı, şube ve deposunın bulunmadığı, akaryakıt ürünlerini sipariş üzerine TÜPRAŞ’tan alıp doğrudan müşterilerine satış yapacağı, muhasebecisinin …olduğu, aynı adreste 26/05/2016 tarihinde yapılan yoklamada, …’in adreste bulunduğu, faaliyetine devam ettiği, iş yerini ofis olarak kullandığı, müşterilerden telefon ve faks ile sipariş alıp toptan satış yaptığı, Kırıkkale Rafinerisi, Körfez Rafinerisi ya da Marmara Ereğlisi Rafinerisinden akaryakıt sürünlerini toptan alıp sattığı, şube ve deposunun bulunmadığı, taşimayı müşterilerinin yaptığı, muhasebecisinin …olduğu, üzerine kayıtlı araç olmadığı, 2016 yılına ilişkin gelir vergisi, kdv ve muhtasar beyannamelerinin verildiği, mülekleften 2016 yılında 79.458.513,00-TL alış yaptığını bildiren …hakkında herhangi bir inceleme veya teknik rapora rastlanmadığı ancak özel esaslara tabi olduğu, mükellefe 2016 yılında mal ve hizmet sattığını bildiren mükelleflere rastlanılmadığı, …’ın ifade tutanağında ; “Söz konusu malları gerçekten satın aldık. Malların alımı sırasında …’le muhatap olduk. Malların nakliyesi genellikle söz konusu şirket tarafından yapılmaktadır. Depomuz yoktur. Müşteriler mal ihtiyacı olduğunda bizi arardı, alıcı firmalar yükleme yapılan yerlerden malları teslim alırlardı. Mal alışlarımıza ait ödemelerimizi müşteri çeki ile gerçekleştirdik.”şeklinde beyanda bulunduğu, muhasebeci …’in ifade tutanağında: “Mükellefin faaliyetinin akaryakıt toptan satışı olduğu, …Mah. …Cad. …Balgat/ANKARA adresinde faaliyet yürüttüğü, mükellefin 2015/12-2016/12 dönemleri arası beyannamelerini kendisinin verdiği, çalıştığı süreçte …ve çalışan olarak bildiği … ile muhatap olduğu, ücretlerinin çoğunu alamadığı, elinde bulunan defter ve belgeleri imza karşılığı …’e teslim ettiği, şu an elinde defter ve belge bulunmadığı” şeklinde beyanda bulunduğu, mükellefin 2016 yılında 79.458.316,56-TL satışının olduğu ancak hesabına giren havale turaranın 2.870,00-TL, EFT tutarının ise 14.530,00-TL olduğu, banka verilerinin mükellefin kısmi de olsa gerçek bir satışı olabileceği yönünde bir karine teşkil etmediği, …’in defter ve belgeleri …’e vermesinin bir takim bilgilerin gizlendiğinin göstergesi olduğu, …’ın ödemeyi çekle yaptığını sözleşmesine rağmen 320-Satıcılar hesabını kullanmasının şüpheli olduğu açıklamalarına ve tespitlerine yer verilerek mükellefin sahte belge düzenlemek maksadı ile mükellefiyet tesis ettirdiği 01/01/2016 tarihinden itibaren düzenlediği tüm faturaların sahte olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığı görülmüştür.
Yukarıdaki tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacıya ait banka verilerinin tetkikinde 2015 yılına ilişkin elde edilen cüzi miktardaki havale ve EFT tutarları ile 2016 yılında gerçekleştirdiği tespit edilemeyen havale ve EFT tutarlarının davacının satış miktarı ile mukayese edecek düzeyde olmadığı, tebliğe rağmen defter ve belgelerini ibraz etmediği, beyanlarda gözüken iş hacmine ulaşabilecek aracı, deposu, çalışanı olmayan davacının, yaptığı alım ve satımları ispatlayacak bilgi belgeleri de sunmadığı dikkate alındığında, düzenlediği faturaların gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifası içermediği sonucuna ulaşılmış olup aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 08/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.