Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/2784 E. , 2022/2809 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2784
Karar No : 2022/2809
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
2- … Turizm Akaryakıt İnşaat Nakliye ve Taşımacılık Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı hakkında, sahte fatura kullanıldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden resen tarh edilen 2010/1, 2, 3, 4, 9, 10 ve 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:.. , K:… sayılı kararda; ihtilaflı dönemde davacının fatura aldığı Seğmenler Vergi Dairesi mükellefi … Petrol ve Petrol Ürünleri Otomotiv … Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitler düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koymaya yeterli olmadığından bahsi geçen firmadan alınan faturalar nedeniyle yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık, Hitit Vergi Dairesi mükellefi … Akaryakıt İnş. Eml. Gı. Ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitler düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koymaya yeterli olduğundan bahsi geçen firmadan alınan faturalar nedeniyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı mükellefin sahte faturaları temin ettiği alt mükellefler hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında faturaların sahte olduğu hususu yeterli ve hukuken geçerli tespitlerle ortaya konulduğundan bahisle dava konusu tarhiyatların hukuka uygun olduğu belirtilerek söz konusu Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19’uncu maddesiyle değiştirilen “İstinaf” başlıklı 45’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, 6’ncı fıkrasında; bölge idare mahkemelerinin 46’ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 2577 sayılı Kanuna 4577 sayılı Kanunun 11’inci maddesiyle eklenen Geçici 4’üncü maddesinde; bu Kanunun 45’inci maddesinin değişik 1’inci fıkrasında yazılı uyuşmazlıklarla ilgili olarak verilen nihai kararlardan, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar ile Danıştayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece verilen kararların, Danıştayda temyiz edilebileceği, kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanuna 6545 sayılı Kanunun 27’inci maddesiyle eklenen Geçici 8’inci maddenin 1’inci fıkrasında; ivedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3’üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı, bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, Geçici 8’inci maddenin gerekçesinde ise, Resmi Gazetede ilan tarihinden önce idare ve vergi mahkemelerince verilip ilan tarihinden önce ya da sonra kanun yollarına müracaat edilen ve bozulmak suretiyle idare ve vergi mahkemelerine gönderilen dosyalar hakkında da ilk kararın verildiği tarihte uygulanan kanun yoluna ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir. 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar” ile, bölge idare mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta görevlerine başlayacakları ilan edilmiştir.
Aktarılan düzenlemelere göre ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden önce verilen (ivedi yargılama usulüne tâbi olan uyuşmazlıklarla ilgili bulunanlar hariç olmak üzere) kararlar için kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yoluna ilişkin hükümlerin uygulanmaya devam edileceği, 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak bölge idare mahkemelerinin göreve başladığı tarihten önce idare ve vergi mahkemelerince verilmiş olup temyiz incelemesi sonucunda bozularak idare ve vergi mahkemelerine gönderilen dosyalar hakkında mahkemelerce bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen kararların ilk kararın verildiği tarihte uygulanan kanun yollarına tâbi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, sahte fatura kullanıldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden resen tarh edilen 2010/1, 2, 3, 4, 9, 10 ve 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılan davada … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu tarhiyatların kaldırılmasına karar verildiği, davalı idarenin temyiz istemi üzerine söz konusu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 03/12/2018 tarih ve E:2016/253, K:2018/12421 sayılı kararıyla bozulduğu, … Vergi Mahkemesince … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabul, kısmen reddine Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olarak karar verildiği, bu karara karşı taraflarca temyiz başvurusunda bulunulduğu fakat … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla tarafların istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarih olan 20/07/2016 tarihinden önce idare veya vergi mahkemelerince verilmiş olan kararların bozularak mahkemelere gönderilmesi üzerine mahkemelerce verilecek kararlar ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına tâbi olduğundan, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının istinaf değil Danıştay temyiz incelemesine tâbi tutulabileceği açıktır.
Bu itibarla, istinaf başvurusu incelenmeyerek Vergi Mahkemesince verilen kararın temyiz yoluna tâbi olduğu değerlendirilmek suretiyle dosyanın Danıştaya gönderilmesi gerekmekte iken, temyiz başvurusu olarak kabul edilmesi gereken dilekçenin istinaf başvurusu olarak incelenmesi suretiyle verilen kararda usule uygunluk bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı kaldırılarak davalı idarenin temyiz istemi … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik olarak incelendi;
Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar kararın … Akaryakıt İnş. Eml. Gı. Ve Tic. Ltd. Şti’den kaynaklanan tarhiyatlara ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Kararın … Petrol ve Petrol Ürünleri Otomotiv … Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalardan kaynaklı tarhiyata ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının fatura aldığı Seğmenler Vergi Dairesi mükellefi … Petrol ve Petrol Ürünleri Oto. … Nak. San. Tic. Ltd. Şti hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; şirketin akaryakıt alım satımında bulunmak üzere 01/01/1997 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, hakkında farklı sebeplerden bir çok defa inceleme yapılması isteminde bulunulması nedeniyle incelemeye başlanıldığı, merkez adresinde 15/02/2008 tarihinde yapılan yoklamada aynı adreste başka bir mükellefle birlikte iş yeri içinde bir odada faaliyet gösterdiği, kira olduğu, işçi çalıştırmadığı, petrol ürünlerinin toptan pazarlama ve satışı işiyle uğraştığı tespitinde bulunulduğu, 19/02/2008 tarihinde mükellefin Kırşehir’deki şube iş yerinde yapılan yoklamada iş yerinin kira ve 250 m2 olduğu, şirket ortağı …’ın şube iş yerinde çalıştığı, 09/07/2008 tarihli yoklamada şube iş yerinde 1 adet pompa ve bu pompaya bağlı ödeme kaydedici cihaz bulunduğu, 12/02/2009 tarihli yoklamada mükellefin merkez iş yerini değiştirdiği, yeni iş yerinin 60 m2 olduğu, 3 işçi çalıştırdığı ve iş yerinin kira olduğu, bu iş yerini de değiştirerek 22/03/2011 tarihinde naklen gittiği yeni iş yerinde 14/04/2011 tarihinde yapılan yoklamada, iş yerinin 3+1 kiralık daire olduğu ve büro olarak kullanıldığının belirlendiği, 23/01/2013 tarihinde yapılan merkez adresindeki yoklamada mükellefin adresinde bulunmadığı ve yeni adresinin bilinmediğinin tespit edildiği, 2011 yılı itibarıyla 8.402,56 TL demirbaşı olduğu, 2008 ila 2011 yıllarında mükellefin maddi duran varlıkları içinde bina, depo, taşıt, kamyon, makina veya cihaz bulunmadığı, akaryakıt satışı ile ilgili lisanslarının, iş yeri açma izin belgelerinin, akaryakıt taşıma izin belgelerinin olup olmadığı şeklindeki soruya şirket yetkilisinin bildiği kadarıyla sorulan belgelerin olmadığı, akaryakıtı toptan alıp sattıkları, akaryakıtın nakliyesinin büyük bölümünü akaryakıt satın aldıkları firmaların gerçekleştirdiği şeklinde cevap verdiği, mükellefe 21/09/2006 tarihinde 12 yıl süreyle Kırşehir’de bayilik faaliyeti yapması için Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından lisans verildiği, mükellefin 2009 yılında Bs belgeli satış beyanının 20.557.440 TL olduğu, buna karşılık mükelleften mal veya hizmet aldığını bildiren Ba belgeli alış beyanının 17.246.144 TL olduğu, aynı yıl mükellefin Ba belgeli alış beyanının 22.021.738 TL, mükellefe mal veya hizmet sattığını bildirenleri Bs belgeli satış beyanının 19.424.418 TL olduğu, 2010 yılında mükellefin Bs belgeli satış beyanının 24.979.356 TL olduğu, buna karşılık mükelleften mal veya hizmet aldığını bildiren Ba belgeli alış beyanının 23.194.979 TL olduğu, aynı yıl mükellefin Ba belgeli alış beyanının 26.005.884 TL, mükellefe mal veya hizmet sattığını bildirenleri Bs belgeli satış beyanının 15.903.028 TL olduğu, 2011 yılında ise mükellefin Bs belgeli satış beyanının 18.437.339 TL olduğu, buna karşılık mükelleften mal veya hizmet aldığını bildiren Ba belgeli alış beyanının 18.592.588 TL olduğu, aynı yıl mükellefin Ba belgeli alış beyanının 19.415.857 TL, mükellefe mal veya hizmet sattığını bildirenleri Bs belgeli satış beyanının 1.914.093 TL olduğu, mükellefib 2008 Ocak ile 2012 Aralık aylarında 0 ile 5 arasında değişen sayılarda işçi beyan ettiği, 2008 Ocak ile 2012 Nisan ayları arasında düzenlemiş olduğu akaryakıt satış faturalarının katma değer vergisi hariç toplam tutarının 82.400.922,68 TL olduğu, bu dönemdeki alışlarının katma değer vergisi hariç 78.254.154,89 TL’sinin sahte belge düzenlediği yönünde tespitler bulunan mükelleflerden yapılan alımların oluşturduğu, mükellefin … Ltd. Şti.’den aldığı ve indirim konusu yaptığı 2.769.145,65 TL tutarındaki fatura ile 2008 yılı Eylül ayında düzenlemiş olduğu katma değer vergisi hariç 1.300.927,04 TL tutarındaki satış faturalarını incelemeye ibraz etmediği, şirketin 25/11/2008 tarihinde ortaklıktan ayrılan eski ortaklarından … hakkında sahte belge düzenleyicisi olduğu yönünde vergi tekniği raporu bulunduğu, defter ve belge isteme yazısının 04/10/2011 tarihinde tebliğ edildiği, 2008 yılı envanter ve defteri kebiri hariç defterlerin incelemeye ibraz edildiği, 2006 ila 2009 yılları için 6111 sayılı Kanun kapsamında katma değer vergisi ve kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunduğu, bu nedenle mükellef hakkında 2008 ve 2009 yılları için kurumlar vergisi ve katma değer vergisi incelemesi yapılmadığı, çok yüksek tutarlarda katma değer vergisi matrahı ve indirilecek katma değer vergisi beyan edilmesine rağmen çok düşük miktarlarda ödenecek vergi beyan ettiği, düşük miktarlarda beyan edilen verginin de ödenmediği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, anılan şirketin söz konusu hasılata ulaşabilecek ticari organizasyona sahip olmadığı, alımlarını kanıtlayamadığı, bir dönem şirket ortağı olan … hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunduğu, vergi borçlarının ödenmediği dikkate alındığından, bu şirket tarafından davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle aksi yöndeki Mahkeme kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının … Akaryakıt İnş. Eml. Gı. Ve Tic. Ltd. Şti.’nden kaynaklanan tarhiyatlara ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının … Petrol ve Petrol Ürünleri Otomotiv … Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalardan kaynaklı tarhiyata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 21/04/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının … Petrol ve Petrol Ürünleri Otomotiv … Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalardan kaynaklı kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Bakılmakta olan davada yargılama usulüne ilişkin uygulanacak yasa kuralları göz önüne alındığında, çoğunluk görüşünde belirtildiği gibi, Bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladığı tarih olarak belirlenen 20/07/2016 tarihinden önce idare veya vergi mahkemelerince verilmiş olan kararların bozularak mahkemelere gönderilmesi üzerine mahkemelerce verilecek kararlar ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına tâbidir.
Buna göre … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının istinaf değil temyiz incelemesine tâbi tutulabileceği açıktır. Nitekim taraflar da temyiz başvurularını Danıştay başkanlığına hitaben yazılmış dilekçelerle yöntemine uygun olarak yapmıştır. Hal böyle iken … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesi temyiz dilekçelerini istinaf başvurusu olarak görüp karar vermiştir. Bu açıdan görevsizlik kararı verilerek dosyanın, Danıştay’a gönderilmesi gerekirken, tarafların temyiz istemlerinin istinaf başvurusu olarak incelenerek, başvuruların reddine karar verilmesinde yargılama usulü kurallarına uygunluk görülmemiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesine göre bu husus bir bozma sebebidir.
Açıklanan nedenle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi … Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.