Danıştay Kararı 4. Daire 2020/2972 E. 2021/4319 K. 21.09.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/2972 E.  ,  2021/4319 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2972
Karar No : 2021/4319

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… (… ) Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte belge düzenleme faaliyeti dolayısıyla elde ettiği komisyon geliri nedeniyle sevk edildiği takdir komisyonu kararı uyarınca re’sen tarh edilen 2012 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aynı yıl için bütün dönemler vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı hakkında düzenlenen yeterli ve somut tespitler ihtiva etmeyen vergi tekniği raporuna istinaden sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu öngürülmüş, 30. maddesinin 1. fıkrasında, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlandıktan sonra, aynı maddenin 6. bendinde, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hali re’sen tarh nedeni olarak belirtilmiş, 134. maddesinin 1. fıkrasında ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmıştır.
Davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunda özetle; mükellefin … Mahallesi, … Cad. No:… … Beyoğlu/İstanbul adresinde elektrik malzemeleri alım-satım işleri yapmak üzere 05/03/2012 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, mükellef tarafından yasal süresi içerisinde defter ve belgelerinin ibraz edildiği, mükellefin işyeri adresinden başka bir işyeri adresi yada deposu olduğuna ilişkin bir tespite rastlanılmadığı gibi mükellefin başka herhangi bir firmada ortaklık ve yöneticiliğinin tespit edilmediği, mükellefin iş yeri adresinde 12/03/2012 tarihinde yapılan yoklamada, işyerinin 20 metrekare civarında bir büro olduğu, bir masa, dört sandalye, bilgisayar ve 2.500 TL lik mal olduğunun tespit edildiği, yine iş yeri adresinde 01/02/2013 tarihinde yapılan yoklamada ise faaliyetinin terk ettiğinin tespit edildiği, mükellef tarafından 2012 yılı KDV beyannamesinde toplam 737.522,85-TL matrah beyan edildiği, ancak mükelleften mal ve hizmet aldığını beyan eden mükelleflerin beyanına göre 2.998.047,00-TL tutarında mal ve hizmet alındığının beyan edildiği, öte yandan mükellefin mal ve hizmet alışına ilişkin herhangi bir beyanı olmamakla birlikte ibraz edilen defter ve belgeler üzerinden 740.978,00-TL tutarında mal ve hizmet alındığı, mükellefin bu alışlar karşılığında ise yaklaşık 3 trilyonluk mal ve hizmet satmış olduğu, ayrıca mükellefin birbirinden farklı çok sayıda firmanın faturalarını kullandığı halde ve firma yetkililerinin farklı kişiler olmasına rağmen mal alış faturaları üzerindeki el yazılarının birbiriyle bariz benzer olduğu, mükelleften alınan ifadelerde ödemelerin genelde tahsilat makbuzları karşılığında nakit olarak yapıldığı, şirketin herhangi bir şubesi yada deposunun bulunmadığı gibi sigortalı çalışanının da olmadığı, faturalarının bilgisi dışında taklit edildiği yönünde beyanda bulunulduğu, mükellefin mal alımında bulunduğu çok sayıda firma hakkında sahte belge düzenlemeden dolayı vergi tekniği raporlarının düzenlenmiş olduğu, mükellefin faaliyetini 2012 yılından önce terk ettiği tespit edilmiş olan mükelleflerden mal ve hizmet alındığı, ayrıca bir çok mükellefin mal alış ve satışına ilişkin herhangi bir Ba-Bs beyanı ve herhangi bir KDV matrahı da olmamasına rağmen, mükellef tarafından 2012 takvim yılı içinde çeşitli tarihlerde bu firmalardan mal ve hizmet alındığına ilişkin faturaların yer aldığı, tüm bu tespitlerden hareketle mükellefin belirtilen hasılatı elde edebilecek kapasitede olmadığı gibi faaliyetinin gerçek olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge, ya da kanıt ortaya koyamadığından mükellef tarafından 05/03/2012 tarihinden itibaren düzenlenmiş olan faturalarına itibar edilmemesi ve bunlar hakkında sahte olduğu yönünde işlem yapılması gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Yukarıdaki tespitlerin değerlendirilmesinden; açılışından itibaren kısa süre içerisinde ulaşılamaz hale gelen, beyan ettiği satışlarıyla kendisinden alış bildiren mükelleflerin bildirdiği miktarlar arasında çok ciddi farklar bulunan, tespit edilen ticari hacmi gerçekleştirebilecek bir organizasyonu bulunmayan, mal/hizmet alışlarıyla ilgili olumsuz tespitler bulunan ve vergisel ödevlerini yerine getirmeyen davacı adına sahte fatura karşılığı komisyon geliri elde ettiğinden bahisle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığından Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı hakkında matrahın bulunuşu hususunun araştırılarak yeniden bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan; geçici vergi asılları ile bunlar üzerinden hesaplanan üç kat vergi ziyaı cezaları yönünden yeniden verilecek kararda ayrıca bir değerlendirme yapılması gerektiği tabidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 21/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.