Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/3141 E. , 2022/5237 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/3141
Karar No : 2022/5237
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; 09/10/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının asıl borçlu şirketteki hisselerini devrettiği ve kanuni temsilcilik görevinin aynı tarihte son bulduğunun 18/11/2009 tarih ve 7441 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği görüldüğünden, dava konusu … sayılı ödeme emrinin 17,80,81. sıralarında bulunan 2013/10, 7-9 dönemlerine ilişkin damga vergilerinden, davacının kanuni temsilci olmadığı döneme ilişkin olmaları nedeniyle davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından, ödeme emrinin bu kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … ve … sayılı ödeme emirlerinin şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edildiği hususu tevsik edilemediğinden, asıl borçlu şirket yönünden usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir kamu alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, söz konusu vergi borçlarının şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin bu kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, diğer kısımlar yönünden, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin 01/12/2015 tarihinde asıl borçlu şirketin adresine tebliğe çıkarıldığı, 20/12/2013 tarihli tebligatın muhatabın adresten taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilemediği, 01/12/2015 tarihli tebligatın ise adres yetersizliğinden bahisle tebliğ edilemediği, bunun üzerine ödeme emirlerinin ilanen tebliğ yoluna gidildiği anlaşılmış ise de; her iki tebliğ alındısında sadece tebliğ memurunun imzasının bulunduğu, tebliğ yapılamadığı hususunun 213 sayılı Kanunun 102. maddesinde sayılan komşularından bir kişi, muhtar, ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memurunun imzası ile tutanak haline getirilmek suretiyle tespiti zorunlu iken, bu işlem gerçekleştirilmeden, ödeme emirlerinin ilanen tebliğ yoluna gidildiği, öte yandan asıl borçlu şirketin 15/06/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile tasfiye haline girdiği, şirkete tasfiye memuru atandığı hususu ile tasfiye memurunun adresinin 17/12/2010 tarih ve 7719 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, tasfiyeye ilişkin ticaret sicil gazetesi ilanlarında da tasfiye memurluğunun adresinin açıkça yazılı olduğu, davalı idarece, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tasfiye memurunun adresine tebliğe çıkarılması gerekirken böyle yapılmadığı, ödeme emirlerinin şirketin bilinen adresinde tebliğ edilmediğinden bahisle doğrudan ilanen tebliğ yoluna gidildiğinden yasal koşulları oluşmaksızın yapılan ilanen tebliğ işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu durumda asıl borçlu şirket yönünden usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleşmiş bir kamu alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, söz konusu vergi borçlarının şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin bu kısımlarında hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.