Danıştay Kararı 4. Daire 2020/3158 E. 2022/5054 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/3158 E.  ,  2022/5054 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/3158
Karar No : 2022/5054

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU :…Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, …Elektrik Bilgisayar ve Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti.’nin vadesi geldiği halde ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; ara karara cevaben sunulan bilgi ve belgelerden, asıl kamu borçlusu …Elektrik Bilgisayar ve Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinde bulunulduğu, bunun üzerine asıl kamu borçlusu şirketin tüm borçlarının yapılandırıldığı, yani şirketin tüm borçlarına ilişkin taksitlendirme tablosunun oluşturulduğu, işbu dava konusu ödeme emri içeriği borçların da asıl kamu borçlusu şirket tarafından yapılan yapılandırma başvurusuna konu olan ve davalı idarece yapılandırılan borçlar içerisinde yer aldığı, dolayısıyla işbu dava konusu ödeme emri içeriği borçların 30/07/2018 tarihinde asıl kamu borçlusu şirket tarafından yapılandırıldığı, 7143 sayılı Kanun’da yapılandırılan borçlar ile ilgili ihtilafların idarece de sürdürülmeyeceği hüküm altına alındığından, asıl kamu borçlusu şirket tarafından yapılan yapılandırma başvurusu ile yapılandırılan işbu dava konusu ödeme emri içeriği borçlar için de artık ihtilafın sürdürülmemesi gerektiği dolayısıyla asıl kamu borçlusu şirket tarafından yapılandırılan borçlara ilişkin olarak davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl amme borçlusunun kanuni temsilcisi olan davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek tebliğ edildiği, ihtilafa konu olan amme borçlarının asıl borçlu şirketten tahsili için daha önce şirket adına ödeme emirleri tanzim ve tebliğ edildiği, ancak ilgili ödeme emirlerinin ihtiva ettiği borcun süresi içerisinde ödenmediği, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda amme borcunun tahsiline kabil malvarlığı değerlerine ulaşılamadığı, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca ödeme emrine karşı açılacak davalarda ileri sürülebilecek iddiaların; böyle bir borcun olmadığı veya borcun kısmen ödendiği veya borcun zamanaşımına uğradığı hususlarıyla sınırlı olduğu, dava dilekçesinde ise ödeme emrinin iptalini gerektirecek söz konusu yasal gerekçeler çerçevesinde ileri sürülmüş bir iddianın bulunmadığı, bu kapsamda ödeme emrinin yasal ve yerinde olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir. Buna göre, şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu şirkete ait olan vergi borçlarının 30/07/2018 tarihli başvuru üzerine 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, ihlal üzerine yapılandırmanın iptal edildiği ve şirket kanuni temsilcisi olduğu döneme ait olan vergi borçlarının davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
7143 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olması, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte yapılandırma koşullarına uyulmaması ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesi önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyecek ve takibin yeniden başlatılmasına neden olmayacak olup, kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmesiyle birlikte takibin kaldığı yerden hem asıl borçlu olan şirket hem de kanuni temsilci ve ortakları adına devam ettirilmesi 7143 sayılı Kanun gereğidir.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu borcun ait olduğu dönemde şirket kanuni temsilcisi olduğundan bahisle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, Vergi Mahkemesince, öncelikle ödeme emri içeriği borçların davacının kanuni temsilci olduğu dönemleri kapsayıp kapsamadığı değerlendirildikten ve kapsadığı sonucuna varıldıktan sonra davacının takip edilebilmesi için Kanunda aranan diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususu değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.