Danıştay Kararı 4. Daire 2020/3470 E. 2021/10643 K. 22.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/3470 E.  ,  2021/10643 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/3470
Karar No : 2021/10643

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2015/7570, K:2019/8434 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede öne sürülen hususlar, kararın düzeltilmesini sağlayacak nitelikte bulunduğundan istemin kabulü ve Dairemiz kararı kaldırılarak Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2015/7570, K:2019/8434 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına ilişkin temyiz başvurusu yeniden incelenerek işin gereği görüşüldü:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde de, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde, “tahsil edilemeyen amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 08/05/2014 tarihi itibarıyla Ulus Vergi Dairesine 9.150.982,66 TL borcu olduğu, tapu müdürlüğünden alınan taşınmaz belgelerine göre şirketin kamu borçları dışındaki diğer borçları sebebiyle gayrimenkulleri üzerinde çok sayıda ihtiyati haciz ve icrai haciz şerhlerinin bulunduğu, yine kamu borcu dışındaki diğer borçlarının tahsili için icra müdürlüklerince şirketin taşınmazları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak kıymet takdiri işlemlerine başvurulduğu, şirket üzerine kayıtlı 12 adet aracın ise amme alacağını karşılamaya yetmeyeceğinin açık olduğu, mevcut haliyle şirketin amme alacağını karşılayabilecek tutarda bir mal varlığının bulunduğundan söz edilemeyeceği, söz edilse bile söz konusu mal varlığı üzerinde çok sayıda başkaca haciz işlemlerinin bulunduğu, bu haliyle asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı için davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde isabetsizlik bulunmadığından Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin kabulüne, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile Daire kararının kaldırılmasından sonra, temyiz isteminin reddedilerek mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile, karara katılmıyorum.