Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/354 E. , 2022/6325 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/354
Karar No : 2022/6325
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl amme borçlusu … Büro Makinaları Tic. Ltd. Şti.’nin borçları nedeniyle mirasçı sıfatıyla düzenlenerek tebliğ edilen … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının murisi olan …’in 03/04/2013 tarihinde vefat ettiği, sahibi bulunduğu toplam 130.000,00-TL tutarındaki hissenin 32.500,00-TL tutarına karşılık gelen kısmının veraseten davacıya intikal ettiği, davacının da bu hisselerini şirket ortağı …’e 27/11/2013 tarihli ortaklar kurulu kararı ile devrettiği, şirketin 2009 ilâ 2013 dönemlerine ait vergi borçlarının tahsili için 2. sorumlular mirasçısı sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin tanzim ve tebliğ edildiği, dava konusu … sayılı ödeme emri yönünden; ödeme emri içeriği 2009 dönemine ait vergi borçlarına ilişkin ihbarnamelerin 18/11/2014 tarihinde, 2013 dönemine ait vergi borçlarına ilişkin ihbarnamenin ise 29/09/2015 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, bahsi geçen vergi borçlarının tahsili için şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinin 08/10/2015 tarihinde tebliğ edildiği, 25/12/2017 tarihinde motorlu taşıtlar, tapu kadastro, deniz taşıtları, sivil havacılık ve banka hesaplarında yapılan malvarlığı araştırması ile borcun şirketten tahsil edilemeyeceği ortaya konulduğundan dava konusu … sayılı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, … sayılı ödeme emri yönünden ise; mahkemelerinin 15/03/2019 tarihli ara kararına cevaben sunulan bilgi ve belgelerden, … tarih ve… sayılı dilekçeye istinaden 6736 sayılı Kanun’un 3. maddesi kapsamında şirkete ait bazı vergi borçlarının yapılandırıldığı, yapılandırma kapsamındaki vergi borçlarının ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinin 27/09/2017 tarihinde e-tebliğ yoluyla tebliğ edildiği anlaşılmakla, şirket adına düzenlenen …ana takip dosya numaralı ödeme emri içeriğindeki vergi borçlarına karşılık gelen dava konusu … sayılı ödeme emri içeriğindeki vergi borçlarına ait sorumluluk davacıya değil yapılandırma başvurusu sırasındaki şirket ortağı ve kanuni temsilcilerine ait bulunduğundan, dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “ödeme emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği, aynı Kanunun ”limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları, 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35, mükerrer 35 ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10’uncu maddesi hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin 19/3/2015 tarih ve K:2015/29 sayılı iptal kararına göre; kanuni temsilcilerin sorumluluğu ile limited şirket ortaklarının sorumluluğuna ilişkin koşullar farklı içerik taşımakta olup, kanuni temsilcilerin yerine getirmeleri gereken şirkete ait vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları ve sonraki dönemlerdeki kanuni temsilcilerin ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle önceki kanuni temsilcilere sorumluluk yüklenemeyeceği kural olarak belirlendiği halde limited şirket ortakları için benzer bir hüküm bulunmadığından ve ortaklar doğrudan doğruya sorumlu tutulduklarından, kanuni temsilciler borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları halde, ortakların sorumluluğu sermaye payına isabet eden borçla sınırlandığı ve kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın ortaklara böyle bir rücu olanağı tanınmadığı hususları gözetildiğinde şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin takibinin ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Limited şirket ortağının sorumluluğu, ortağın şirkete karşı koymayı taahhüt ettiği esas sermaye paylarını ödemeye ilişkindir. Bu durumu sınırlı şahsi sorumluluk olarak tanımlamak mümkün olup, aynı zamanda kusursuz sorumluluk olarak da kabul edilmektedir.
Hal böyle olunca bu sorumluluk aslında bir vergi sorumluluğu olmayıp, kimi Danıştay kararlarında da belirtildiği şekilde, tahsilat muhataplığı sorumluluğudur. Bir başka deyişle limited şirket ortağının, vergi alacağından olan sorumluluğu, tahsil ile ilgilidir.
Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinden doğan ve limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan kural karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından sorumlulukları, devralan şahısların ise devir öncesine ait sorumluluklarının devam ettiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu şirketin ortağı ve davacının murisi olan …’in 09/08/1996 tarih 4099 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanla şirkete ortak olduğu, 03/04/2013 tarihinde vefat ettiği, sahibi bulunduğu toplam 130.000,00-TL tutarındaki hissenin 32.500,00-TL tutarına karşılık gelen kısmının veraseten davacıya intikal ettiği, asıl borçlu şirketin borcunu ödememesi ve şirket malvarlığına yönelik yapılan araştırmada yeterli mal varlığı bulunmadığından, davacı adına mirasçı sıfatıyla … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin düzenlenerek teblig edildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, mirası reddetmemiş davacı adına mirasçı sıfatıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle murisin şirket borçlarından sorumlu olup olmadığının irdelenmesinin gerekeceği, muris …’in 09/08/1996 tarihinden vefat ettiği tarihe kadar şirket ortağı olduğu, her ne kadar asıl borçlu şirketin borçlarını 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığı görülmüş olsa da bu tarihten sonra asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinden … tarih … sayılı ödeme emrinin posta, …/…, …/…, …/.., …/… tarih/sayılı ödeme emirlerinin ise e-tebliğat yolu ile tebliğ olunduğu, asıl borçlu şirket adına tanzim ve tebliğ olunan anılan ödeme emirlerine karşı süresinde dava açılmadığı, şirket hakkında yapılan malvarlığı sorgulamasının olumsuz sonuçlandığı hususları da dikkate alınarak dava konusu ödeme emri içeriği borçların döneminin 2009-2013 yıllarına ilişkin yani murisin ortak olduğu döneme ait olması nedeniyle davacının da borçtan miras payı oranınca sorumlu olması gerektiği sonucuna varıldığı, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilip kesinleştirilmediği, borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacıya düzenlenen ödeme emrinin miras payı ile orantılı düzenlenip düzenlenmediği hususları da dikkate alınarak incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekeceğinden, aksi yöndeki Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.