Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/5432 E. , 2021/4533 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/5432
Karar No : 2021/4533
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Güvenlik Hizmetleri Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek aleyhlerine olan hüküm fıkralarının taraflarca bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Güvenlik hizmetleri faaliyetiyle iştigal eden davacı şirket adına, 2008 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporlarını dayanak alan takdir komisyonu kararlarına istinaden, ücret matrahı ile ilişkilendirmeksizin iş yerinde çalıştırdığı hizmet erbabına belge karşılığı nakden yaptığı veya yemek kartlarına yüklediği ve istisna tutarını aşan ödemeler ile ulaşım kartları karşılığı nakden yaptığı ulaşım bedeli ödemelerini doğrudan hizmet maliyeti ya da indirilecek katma değer vergisi olarak kayıtlarına aldığı ve gelir vergisi tevkifatı yapmadığından bahisle, 2008/1 ila 12 dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergileri ve bir kat kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; katma değer vergisinin hedefinin nihai tüketiciler olduğu göz önüne alındığında, belirtilen ödemelerin, hizmet erbabınca sunulmuş yemek veya ulaşım ödeme belgelerine bağlı olarak yemek verme ve ulaşım hizmetini sağlayan kişi veya firmalara ticari kazancın idamesi için davacı işveren tarafından yapıldığı ve böylece yemek ve ulaşım bedellerine isabet eden katma değer vergilerinin yine davacı işveren tarafından üstlenildiğinde ihtilaf bulunmadığından, nakden yapılmış olan yemek giderlerinin istisnai tutarın altında kalan kısmı ile ulaşım ödemesi harcamalarının tamamı katma değer vergisi hesabında indirim olarak dikkate alınabileceğinden, cezalı tarhiyatın, nakden ödenen yemek harcamalarının istisnai tutarın altında kalan bölümü ile ulaşım ödemesi harcamalarından kaynaklanan kısmında hukuka uyarlık; istisnai tutarın üzerinde kalması sonucu artık ticari kazancın idamesi için yapılmış bir harcamadan ziyade işverence işçilere sağlanmış bir tür menfaat yani dolayısıyla bir tür ücret niteliği kazanmış olan nakden yapılan yemek ödemelerinin, istisnai tutarın üzerinde kalan kısmına isabet eden katma değer vergisinin indirimi kanuni düzenlemeler karşısında artık mümkün olmayacağından, cezalı tarhiyatın, istisnai tutarı aşan nakden veya yemek kartları aracılığıyla yapılmış yemek ödemelerinden kaynaklanan kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Salt zamanaşımını durdurmak amacıyla takdir komisyonuna başvurulmasının, söz konusu takdir komisyonu kararına istinaden yapılan cezalı tarhiyatı maksat unsuru yönünden hukuka aykırı hale getirdiği, bozma kararı üzerine mahkemece takdir komisyonu kararlarının vergi dairesine tevdi tarihi araştırılmadan karar verildiği, personele yemek tedariki için yapılan ödemelerin tamamı ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan zorunlu gider niteliğini taşıdığından, söz konusu ödemelere ait belgelerdeki katma değer vergilerinin indirim konusu yapılabileceği, temyize konu kararın aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : İşveren tarafından personele sağlanan toplu taşıma kartı dolum bedelleri, yemek bedelleri karşılığı nakden yapılan ödemeler ve yemeğin iş yeri dışından karşılandığı hallerde belirlenen sınırları aşan yemek bedelleri ücret kapsamında olduğundan gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği, bu kapsamda toplu taşıma bedellerine ilişkin katma değer vergileri ile yemeğin iş yeri veya müştemilatında verilmemesi ve yemek bedelinin belirlenen sınırı aşması hallerinde aşan kısma ilişkin katma değer vergilerinin indirim konusu yapılamayacağı, temyize konu kararın aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/09/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Güvenlik hizmetleri faaliyetiyle iştigal eden davacı şirket adına, 2008 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporlarını dayanak alan takdir komisyonu kararlarına istinaden, ücret matrahı ile ilişkilendirmeksizin iş yerinde çalıştırdığı hizmet erbabına belge karşılığı nakden yaptığı veya yemek kartlarına yüklediği ve istisna tutarını aşan ödemeler ile ulaşım kartları karşılığı nakden yaptığı ulaşım bedeli ödemelerini doğrudan hizmet maliyeti ya da indirilecek katma değer vergisi olarak kayıtlarına aldığı ve gelir vergisi tevkifatı yapmadığından bahisle, 2008/1 ila 12 dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergileri ile bir kat kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı kısmen kabul, kısmen reddeden Vergi Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın redde ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 23/10. maddesinde; hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan taşıma giderlerinin gelir vergisinden istisna olduğu, 23/8. maddesinde; hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatlerin vergilendirilmeyeceğinin öngörüldüğü, işverenlerce, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 6.000.000 (2008 yılı için 9 TL) lirayı aşmaması ve buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılmasının şart olduğu, ödemenin bu tutarı aşması halinde, aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak nakden yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatlerin ücret olarak vergilendirileceği belirtilmiş ve “Ücretin Tarifi” başlıklı 61. maddesinde; “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer yerilmiştir.
Aynı Kanun’un “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” düzenlemesine yer verilerek, anılan fıkranın 1. bendinde hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemeler, tevkifata tabi ödemeler arasında açıkça sayılmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin personeline, avans adı altında bankadan ödeyerek personelce akbil dolumu karşılığında İETT’den alınan fişlerin ibrazı üzerine avans hesaplarını kapatmak suretiyle yaptığı ödemelerine ve personelin yemek kartlarına yüklediği bedellerin 193 sayılı Kanundaki istisna tutarını aşan kısmı ile nakden yapılan yemek bedeli ödemelerine ilişkin katma değer vergisini indirim konusu yaptığından bahisle dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının yapıldığı anlaşılmıştır.
193 sayılı Kanun’un 23/8 ve 23/10. maddelerinde yer alan istisnalar şartlı olup, 23/8. maddede yer alan istisnadan yararlanabilmek için ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere doğrudan yapılması, 23/10. maddede yer alan istisnadan yararlanabilmek için ise işverenler tarafından yapılan bir taşıma giderinin mevcut olması gerekmektedir. Bu nedenle davacının, kendisi tarafından yapılan herhangi bir taşıma faaliyeti bulunmadığı veya taşıma faaliyetini bir başka işletmeye yaptırmadığı, yemek ödemelerini doğrudan yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapmadığı açık olduğundan, doğrudan çalışanlarına yaptığı ödemelerin ücret olarak tanımlanması gerekmekte olup, istisna kapsamında da değerlendirilemeyecektir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen teslim ve hizmetlerin davacı şirkete değil, doğrudan çalışanlarına yapıldığı anlaşılmakta olup, söz konusu giderlere ilişkin belgeler mükellefe yapılmış bir teslim veya hizmete ilişkin olmadığından bu giderlere ait katma değer vergisinin davacı şirket tarafından indirime konu edilmesinde hukuka uyarlık, yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve temyize konu Vergi Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.