Danıştay Kararı 4. Daire 2021/2146 E. 2022/7105 K. 28.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/2146 E.  ,  2022/7105 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/2146
Karar No : 2022/7105

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sigorat Fonu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
(… Başkanlığı)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, banka mevduat hesaplarından elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme/şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ile yapılan kesintinin faiziyle beraber iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun bankaya yatırdığı mevduatlar neticesinde elde ettiği mevduat faizleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılıp yapılamayacağı, hangi kanun hükmünün uygulanacağı hususlarının netleştirilmesi gerektiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesinde gelir sahibinin vergiden muaf olup olmamasına bakılmaksızın mevduat faizi ödemelerinde bankalarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılacağının açık olarak hükme bağlandığı, fakat 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda vergi türü ayrımı yapılmaksızın ve hiçbir istisnaya yer verilmeksizin Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu düzenlemesine yer verilmiş olup, bu minvalde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bakımından özel bir kanun ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu bakımından sonraki bir kanun olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun yapılacak vergi kesintisi bakımından olaya uygulanması gerektiğinden, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması sebebiyle banka tarafından mevduat faizi üzerinden menkul sermaye iradı olarak gelir vergisi tevfikatı yapılmasının hukuka aykırı olduğu, vergilendirme hatası yapılarak yersiz olarak kesildiği açık olan dava konusu gelir vergisi kesintisinin iadesine yönelik düzeltme/şikayet başvurusunun reddi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ve yapılan kesintinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda işleyecek faiziyle beraber iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; mevzuat hükümleri uyarınca düzeltme/şikayet başvurusu kapsamındaki vergi hatalarının sayma yoluyla açıkça düzenlendiği, davacının yaptığı başvuru içeriğinden davacının isteminin sayılan vergi hatalarından hiçbirisine girmediği, hukuki yorum gerektiren bir ihtilaf olduğu, ihtilafın çözümüne yönelik bu incelemenin ise konuya ilişkin mevzuat hükümlerinin yorumunu gerektirdiği ve bunun ancak tahakkukun iptali istemiyle süresinde açılan davalarda yapılabileceği, hukuki ihtilaf niteliğindeki dava konusu uyuşmazlığın vergi hatası kapsamında incelenmesi mümkün olmadığından düzeltme/şikayet başvurusunun reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca her türlü vergiden muaf tutulmalarına rağmen elde edilen faiz geliri üzerinden vergi kesintisi yapılmasının açık bir vergi hatası olduğu, açılan davalarda bu yönde kararlar verildiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde, vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış, 117. maddesinde “Hesap hataları”, 118. maddesinde ise “Vergilendirme hataları” sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Aynı Kanunun 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 3.maddesinde, bu Kanun’un uygulanmasında Fon kelimesinin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunu ifade ettiği, 140. maddesinde, Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, davacı fonun kuruluşu, yönetimi ve çalışma esaslarına ilişkin özel hükümlerin yer aldığı ve kendisi açısından özel kanun niteliğinde olan 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesinde, davacının her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunun açıkça düzenlendiği ve bu konuda herhangi bir istisnaya yer verilmediği görüldüğünden, davacının elde ettiği faiz geliri üzerinden kesinti yapılmasında 213 sayılı Kanun’un 118. maddesi kapsamında bir vergilendirme hatası bulunduğu ve davaya konu düzeltme/şikayet başvurusunun reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.