Danıştay Kararı 4. Daire 2021/2347 E. 2022/6436 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/2347 E.  ,  2022/6436 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/2347
Karar No : 2022/6436

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, asıl amme borçlusu Kalenderler … Taahhüt İnşaat ve Yapı Malzemeleri Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği 2007/4, 6, 7, 9 dönemi katma değer vergisi ve gecikme faizi, 2008/11 dönemi katma değer vergisine ilişkin amme alacağının 6111 sayılı Kanun’lardan yararlanılmak suretiyle yeniden yapılandırılıp taksitlendirilmesi nedeniyle yeni bir borca dönüştüğü, yapılandırma sonrasında yeni bir borca dönüşen asıl borçlu şirketin vergi borçları nedeniyle, öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla, şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra yapılacak malvarlığı araştırması üzerine herhangi bir malvarlığına rastlanılamaması ve amme alacağının tahsil edilememesi sonrasında davacı adına ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, anılan işlemler yapılmadan düzenlenen dava konusu ödeme emrinin 2007/4, 6, 7, 9 dönemi katma değer vergisi ve gecikme faizi, 2008/11 dönemi katma değer vergisine ilişkin kısmı yönünden (dava konusu ödeme emrinin 5 ve 9. sıralarında yer alan alacaklar dışında kalan bölümlerinde) hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin 5. ve 9. sırasında yer alan 2008/1-12 özel usulsüzlük cezası (2008….22 sayılı ihbarnameye istinaden), 2008/1-12 özel usulsüzlük cezası yönünden (2008…18 sayılı ihbarnameye istinaden); söz konusu amme alacaklarının vadesinin 2008 yılı olduğu, söz konusu cezaların ödenmemesi üzerine şirket adına … tarih ve … sayılı ile … sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği ve 22/06/2010 tarihinde vergi dairesinde davacıya tebliğ edildiği, ödeme emirlerinin tebliğinden sonra tahsil zamanaşımının 01/01/2011 tarihi itibariyle yeniden işlemeye başladığı ve tahsil zamanaşımı süresi olan 5 yıllık sürenin 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle dolduğu, zamanaşımına uğramış bir alacağın tahsili amacıyla davacı adına 27/05/2019 tarihinde düzenlenen dava konusu ödeme emrinin bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davalı idare istinaf başvurusu üzerine verilen kararda, dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan 2007/4, 6, 7, 9 dönemleri katma değer vergisi ve gecikme faizi ile 2008/11 dönemi katma değer vergisi kısmını iptal eden Mahkeme kararına yönelik iddialar, kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı, dava konusu ödeme emri içeriği 2008/1-12 özel usulsüzlük cezası (2008….22 sayılı ihbarnameye istinaden) ve 2008/1-12 özel usulsüzlük cezası (2008…18 sayılı ihbarnameye istinaden) kısmı bakımından davalı idarenin istinaf başvurusuna gelince; asıl borçlu şirketin söz konusu borçlar için 22/03/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadan faydalandığı, hiç ödeme yapılmadığından 11/12/2012 tarihinde yapılandırmanın iptal edildiği, yapılandırma sonrasında yeni bir borca dönüşen asıl borçlu şirketin vergi borçları nedeniyle, öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla, şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra yapılacak malvarlığı araştırması üzerine herhangi bir malvarlığına rastlanılamaması ve amme alacağının tahsil edilememesi sonrasında davacı adına ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, anılan işlemler yapılmadan düzenlenen dava konusu ödeme emrinin belirtilen kısmlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenlerle istinaf isteminin kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Vergi ve vergiye bağlı borçların ilgili vergi affına ilişkin özel yasalardan yararlanılarak ödenmesi amacıyla başvuruda bulunulmuş olmasının, başvuru tarihinden önce kamu alacağının tahsili için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu veya 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılan işlemleri geçersiz hale getirmesine hukuken olanak bulunmadığından, özel yasadan yararlanma hakkının kaybedildiği hallerde, tahsilat işlemlerine kaldığı aşamadan devam edilmesi gerektiğinden temyiz isteminin kabulü, Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzelkişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir.
Kanuni temsilcilerin, şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzelkişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulmasından sonra kanuni temsilci olarak sorumlu tutulacağı dönemler dikkate alınarak takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun, miktarı ve vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi yasa gereğidir.
Amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez.
6111 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte yapılandırma koşullarına uyulmaması ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesi önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyeceği, takibin yeniden başlatılmasını gerektirmeyeceği gibi anlık kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmekle birlikte kaldığı yerden hem asıl borçlu şirket hem kanuni temsilci ve ortakları için devam ettirilmesi 6183 sayılı Kanun gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi gerekçe ile verilen Vergi Mahkemesi kararına ilişkin istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.