Danıştay Kararı 4. Daire 2021/3223 E. 2021/4558 K. 27.09.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/3223 E.  ,  2021/4558 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/3223
Karar No : 2021/4558

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

2- Tasfiye Halinde …İnşaat Gıda Emlak Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, 4. fıkrasında, dosyaların işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararların diğer tarafa tebliğ edileceği, 46. maddesinde ise, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda temyiz edilebileceği belirtilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun tüzel kişilerle ilgili ikinci kısmının “Hak Ehliyeti” başlıklı 48. maddesinde, tüzel kişilerin, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil oldukları, 49. maddesinde; tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanacağı, 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu oldukları belirtilmiş, 52. maddesinde de, sona eren tüzel kişinin kişiliğinin, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam edeceği kuralı öngörülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 636. maddesinde; limited şirketlerde sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, 545. maddesinde tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesinin tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan isteneceği, istem üzerine silinmenin tescil ve ilan edileceği, 547. maddesinde ise; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri hükme bağlanmıştır.
Belirtilen kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, tüzel kişiliği sona eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti son bulacağından, borçlu şirket yeniden ihya edilerek tüzel kişilik kazandırılmadan, yargı mercileri önünde temsil edilmesi mümkün değildir. Ayrıca, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, münfesih şirket adına işlem tesis edilmesi, tesis edilen işlemlerin de herhangi bir hukuki sonuç doğurması, hukuki sonuç doğurmayan bir başka deyişle hukuk düzeninde varlık kazanmayan işlemlerin ise, her hangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesi mümkün bulunmamakla birlikte, şirketin ortaklarının veya temsilcilerinin bu sıfatları nedeniyle takibi halinde kendi adlarına davacı olabilmeleri mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına, muhtelif tarihlerde gerçekleştirdiği satışlar için düzenlediği ödeme kaydedici cihaz fişlerindeki tutarları sıfırlamak suretiyle bu satışlardan elde hasılatı kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle 2010 yılı için re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 213 sayılı Kanunun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davada mahkemece, 10/06/2015 tarihinde davanın kabulüne karar verilmesinden önce şirketin, 26/0/2013 tarihi itibarıyla tasfiyesine karar verildiği ve 02/12/2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu durumun 05/12/2014 tarih ve 8709 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, oluşan bu yeni durum karşısında mahkemece, Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararına uymak suretiyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, şirketin ortaklarının veya temsilcilerinin bu sıfatları nedeniyle davayı takip edecekleri yolunda herhangi bir başvurusu olmadığı, ihtilaf konusu dönemde şirketi temsil yetkisi bulunmayan, ancak tüzel kişiliği sona eren şirketin tasfiye memuru olan … tarafından ise davayı takip etmek üzere yenileme talebinde bulunulduğu, davalı idare tarafından da takip yenilenmediği halde söz konusu Mahkeme kararına karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca dosyanın takip edilmediği anlaşıldığından, sözü edilen karara yönelik tarafların temyiz istemlerinin incelenmesi mümkün değildir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, …TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/09/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, 26/08/2013 tarihi itibarıyla tasfiyesine karar verilen ve davanın açıldığı 04/09/2014 tarihinde tasfiye halinde olan davacı şirketin, 02/12/2014 tarihinde tescil ve 05/12/2014 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen 27/11/2014 tarihli ortaklar kurulu kararıyla tasfiyesinin tamamlandığı ve ticaret sicilindeki kaydının silindiği, böylece tüzel kişiliği de sona ermiş olduğundan, Danıştay bozma kararı üzerine verilen Mahkeme kararıyla, 2577 sayılı Kanun’un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve tüzel kişiliği sona eren şirketin tasfiye memuru olan Cengiz Duru tarafından davayı takip etmek üzere yenileme talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, 4. fıkrasında, dosyaların işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararların diğer tarafa tebliğ edileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun’un 26. maddesi, davanın taraflarının kişilik ve niteliğinde meydana gelebilecek değişiklikler üzerine yapılacak işlemleri düzenlemektedir. Herhangi bir sebeple tarafların niteliğinde değişiklik meydana gelmesi halinde, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilecektir. Dolayısıyla, kişilik ve nitelik değişikliğinin söz konusu olması halinde, davayı takip hakkının kime geçeceğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu olayda, tüzel kişiliği sona eren şirketin tasfiye memuru olan …’nun vekili tarafından davayı takip hakkı kapsamında dosyasına sunulan 20/03/2021 tarihli dilekçe ile işlemden kaldırılan dosya hakkında yenileme talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, söz konusu talebe ilişkin olarak Mahkemece değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyoruz.