Danıştay Kararı 4. Daire 2021/4624 E. 2022/7069 K. 28.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/4624 E.  ,  2022/7069 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/4624
Karar No : 2022/7069

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sigorta Fonu
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, T.C. Merkez Bankası…Şubesi nezdindeki depo hesabında muhafaza edilmekte olan Devlet İç Borçlanma Senetlerinden elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin iptali ve yasal faiziyle beraber iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 01/01/2005 tarihinde yürürlüğe giren geçici 67. maddesinden sonra 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren ve özel kanun niteliğinde olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre davacının her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması sebebiyle banka tarafından mevduat faizi üzerinden gelir vergisi tevfikatı yapılmasının hukuka aykırı olduğu ve yapılan kesintinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca tecil faiziyle beraber davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na 31/12/2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5281 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere ve 01/01/2006 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde eklenen geçici 67. maddede, gelir sahibinin gerçek veya tüzelkişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği kuralına yer verilmiş ise de, 01/11/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda, davacının her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hükmüne yer verilmesi ve anılan Kanun’un özel kanun niteliğinde bulunması karşısında Gelir Vergisi Kanunu’ndaki düzenlemelerin davacı açısından uygulanmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İstinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 01/01/2006 tarihinde yürürlüğe giren geçici 67. maddesi uyarınca yapılan tevkifatın hukuka uygun olduğu ve kararın faizin başlangıcı yönünden de yerinde olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
İdari Yargılama hukukunun yerleşik içtihatlarından biri olan “taleple bağlılık ilkesi” uyarınca, idari yargı merciilerinde açılan davalarda mahkemelerin, davacının istemi ile sınırlı inceleme yapabileceği, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta davacı tarafından, haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen vergilerin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir. Dava dilekçelerinde talep edilen yasal faizin kanuni dayanağı gösterilmemekle birlikte bu talepten kanuni faize ilişkin özel düzenleme içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen “kanuni faiz”in anlaşılması gerekmektedir.
Dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulması durumunda yargı yerince taleple bağlı kalınmayarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen tecil faizine hükmedilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Bu nedenle haksız olarak tahsil edildiği tespit olunan verginin kesinti tarihinden itibaren “taleple bağlılık ilkesi” göz önünde bulundurularak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiğinden temyiz isteminin kısmen kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının faize ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle kararın belirtilen kısmına katılmıyoruz.