Danıştay Kararı 4. Daire 2021/4640 E. 2022/7114 K. 28.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/4640 E.  ,  2022/7114 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/4640
Karar No : 2022/7114

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Fonu
VEKİLİ: Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, banka mevduat hesaplarından elde ettiği faiz geliri üzerinden yapılan kesintinin iptali ve tahakkuk tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; kanunla her türlü vergiden muaf tutulduğu anlaşılan davacının elde ettiği faiz gelirinden yapılan vergi tevkifatında hukuka uygunluk bulunmadığı, davacının faiz istemi yönünden ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112. maddesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası yeniden düzenlenen 4. fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği ve aynı Kanunun geçici 29. maddesinde, 112. maddenin 4. fıkrasının bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, davacı tarafından talep edilen yasal faizden anlaşılması gerekenin 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tacil faizi olduğu sonucuna varıldığından, yapılan kesintinin tahakkuk tarihinden itibaren tecil faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinafa konu kararın faizin türü hariç davanın kabulüne dair diğer kısımlarının usul ve hukuka uygun olduğu, 213 sayılı Kanunun 112. maddesinde, 6322 sayılı Kanunla yapılan son değişiklik sonrası, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde, “tecil faizi” uygulanacağı yolundaki açık hüküm uyarınca ve fazla veya yersiz tahsilatın davacıdan kaynaklanmadığı da dikkate alınarak, davacıdan tahsil edilen verginin, tahsil tarihinden itibaren işleyecek ve 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte davacıya iadesi gerekmekle birlikte, faizin türü yönünden, davacının, dava dilekçesinde belirtilen yasal faiz istemiyle bağlı kalınması da, yargılama usulünün bir gereği olduğundan davacı talebi ile bağlı kalınarak iadesine hükmedilen tutar için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda öngörülen oranda hesaplanacak yasal faizin davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmekte olup, mahkeme kararının tecil faizine ilişkin hükmünün kaldırılması gerektiği belirtilerek istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kısmen reddine, tecil faizine ilişkin kısım kaldırılarak yasal faize hükmedilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın faizin türüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, gelir vergisi kanunu uyarınca yapılan tevkifatın hukuka uygun olduğu ve kararın aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DAVALININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın aleyhe olan kısımlarının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davacının, kararın yasal faize hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “Kanuni Faiz” başlıklı 1. maddesinde, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödemenin yıllık yüzde oniki (19/12/2005 tarih ve 2005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince yüzde dokuz) oranı üzerinden yapılacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin, 15/06/2012 tarih ve 28324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle yeniden düzenlenen 4. fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği hükme bağlanmış, aynı Kanun’a, 6322 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen geçici 29. maddeyle, bu Kanunun 112. maddesinin 4.fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı kararıyla iptal edilen 4. fıkrası, 6322 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ve Vergi Usul Kanunu’na 6322 sayılı Kanun ile eklenen geçici 29. maddeyle birlikte, 15/06/2012 tarihinden sonra haksız veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte iade edileceği açıkça hükme bağlanmış bulunmaktadır. Böylece, haksız olarak tahsil edildiği tespit edilen vergilerin iadesi yönünden yasal/kanuni faiz, Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen tecil faizi haline gelmiştir.
Bu kapsamda haksız olarak 15/06/2012 tarihinden sonra tahsil edilen vergilere ilişkin dava dilekçesinde yer alan ve yasal dayanağı gösterilmeyen yasal/kanuni faiz talebinden, ilk maddesinde Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde uygulanacağı belirtilen 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre özel hüküm niteliğinde olan Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 6322 sayılı Kanun’la değişik (4) numaralı fıkrasında belirtilen tecil faizinin anlaşılması gerekmektedir. Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 18/05/2022 tarih ve E:2020/1647, K:2022/639 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu olayda 15/06/2012 tarihinden sonraki dönemde haksız olarak tahsil edildiği anlaşılan kesintilerin iadesinde, 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında faiz hesaplanması gerektiğinden, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faize hükmeden Vergi Dava Dairesi kararının belirtilen kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, faizin türüne ilişkin hüküm fıkrası dışındaki kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının faizin türüne ilişkin kısmının oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği görüşüyle kararın aksi yöndeki kısmına katılmıyoruz.