Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/4771 E. , 2021/10624 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/4771
Karar No : 2021/10624
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/02/2021 tarih ve E:2016/12343, K:2021/859 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede öne sürülen hususlar, kararın düzeltilmesini sağlayacak nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince işin gereği görüşüldü:
Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın düzeltilmesini gerektirecek nitelikte görüldüğünden, Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/02/2021 tarih ve E:2016/12343, K:2021/859 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek, …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararına ilişkin temyiz başvurusu yeniden incelendi:
…İlaç Sanayi A.Ş.’de çalışmakta iken 30/04/2015 tarihinden imzalanan ikale sözleşmesi ile iş akdi sona eren davacıya kıdem ve ihbar tazminatından ayrı ve bağımsız olarak ”ek ödenek” adı altında 131.840,00-TL olarak ödenen tutar üzerinden kesilen gelir vergisinin kaldırılması ve iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
İşçi ile işverenin kendi aralarında bir anlaşma yapma yoluna giderek aralarındaki iş ilişkisini sonlandırmaları uygulamada ikale sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. İkale sözleşmesine ilişkin gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nda gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda herhangi bir düzenleme yer almamakta, bu sözleşme türüne ilişkin uygulama daha çok Yargıtay tarafından verilen kararlarla şekillenmektedir.
Buna göre, ikale sözleşmesinde sözleşmenin amacı işçi ile işverenin anlaşarak ve özgürce belirleyecekleri koşullar çerçevesinde iş ilişkisini sonlandırmak olup, işçi ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı talebinde bulunmama, iş güvencesi kapsamında olsa bile işe iade davası açmama ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer haklarından vazgeçme karşılığında kayıplarını telafi edecek bir ödemenin yapılmasını, işveren ise işçi ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer hakları ödeme yükümlülüğü ve işe iade davası açılması yükünden kurtulmaktadır.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak belirlendiği; 2. maddesinde, gelire giren kazanç ve iratların ticari kazançları, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ve diğer kazanç ve iratlar olarak tadat edildiği; 25. maddesinin 1. bendinde; ölüm, sakatlık, hastalık (Değişik ibare:16/06/2009-5904 S.K./1.madde) ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımların gelir vergisinden müstesna olduğu açıklanmıştır.
Aynı Kanunun 61. maddesinde, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği, 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde de, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı öngörülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre çalışanlara ücret, ödenek, tazminat veya başka bir ad altında yapılan ödemelerin ücret olduğu, yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olması için 4857 sayılı İş Kanunu’nda tanımlanan tazminatlardan olması veya mahkeme kararına dayalı “işe iade edilmeme tazminatı” olması gerektiği, dolayısıyla davacıya “ek ödenek” adı altında ödenen tutarın ücret olarak kabulü gerektiği, bu değerlendirmelerden de görüleceği üzere bu durumun hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve söz konusu iddiaların ancak ilgili vergi kesintisine karşı süresi içerisinde açılacak bir davada dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.
Öte yandan, anılan Kanunun 61. maddesine 7103 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 21/03/2018 tarihinde eklenen 7. fıkrasında “Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar”ın ücret sayılacağı; yine anılan Kanunun 06/04/2018 tarihinde yürürlüğe giren geçici 89. maddesinde, 27/03/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisinin, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca red ve iade edileceği, bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla ilgili olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının …İlaç Sanayi A.Ş.’de iş sözleşmesi kapsamında çalıştığı, işverence karşılıklı antlaşma sonucu iş sözleşmesinin 30/04/2015 tarihinde fesih edildiği, işveren tarafından davacıya ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, diğer tazminatlar adı altında toplam brüt 240.882,04-TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, davacının 04/05/2015 tarihinde iş yerinden ayrılması üzerine, işveren tarafından, davacı adına 2015/5. dönemde 200.899,75 TL tutarında gelir vergisi matrahının beyan edildiği, 26/06/2015 tarihinde kıdem tazminatı haricindeki ihbar tazminatı ve diğer tazminatlar üzerinden üzerinden 68.711,24-TL gelir vergisi kesintisi yapıldığı, davacı tarafından diğer tazminatlar içerisinde yer alan ”ek ödenek” adı altında, işveren tarafından kendisine 131.840,00-TL olarak yapılan ödemenin gelir vergisinden istisna olduğundan bahisle kesilen gelir vergisinin kaldırılması ve iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, davacıya “ek ödenek” adı altında yapılan ödemenin her ne ad altında ödenirse ödensin sonuç itibariyle ücret kapsamında, gelir vergisine tabi olduğu, Mahkemece davacının iş akdinin fesih edilmesi nedeniyle işsiz kalan davacıya karşılıklı antlaşmaya bağlı olarak yasal zorunluluk olmadan işsizlik sebebiyle yardım amaçlı bir ödeme olduğu, işine son verilen çalışana yapılan ödemenin hizmet karşılığında yapılması söz konusu olamayacağından, ücret olarak nitelendirilemeyeceği, yapılan ödemenin iş akdinin feshi neticesinde ödenen kıdem tazminatı niteliğinde bir tazminat olduğu, dolayısıyla ücret niteliği taşımayan ödemenin hangi ad altında yapıldığının vergisel açıdan bir önemi bulunmadığı, gelir vergisine tabi olmayan söz konusu ödeme üzerinden yapılan gelir (stopaj) vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığından bahisle kabul kararı veren Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenle, temyiz isteminin kabulüne, …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede öne sürülen hususlar, kararın düzeltilmesini sağlayacak nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.