Danıştay Kararı 4. Daire 2021/5200 E. 2021/5425 K. 21.10.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/5200 E.  ,  2021/5425 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/5200
Karar No : 2021/5425

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av…..

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Plastik İnşaat Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte belge düzenlediğinden bahisle takdir komisyonu kararları ile belirlenen matrahlar üzerinden re’sen tarh edilen 2010/1-3,4-6,7-9 ve 10-12 dönemi üç kat vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Dava Dairesince verilen kararda, davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin değerlendirilmesinden, davalı idare bilgisinde de bulunan şirket merkez adresinde, şirket faaliyetine yönelik olarak yapılmış ve şirketin faal olmadığı yönünde tespit içeren herhangi bir yoklamanın bulunmadığı, uyuşmazlık yılından çok sonra 2014 yılında depo olarak bildirilen ve tapuya arsa olarak kayıtlı … yolu … ada … parsel’de yapılan ve uyuşmazlık yılı ile ilgili hiç bir veriyi içermeyen “numaranın boş arsaya denk düştüğü, yapılan çevre araştırmasında mükellefin tanınmadığı” tespitini içeren tutanağın davacı şirketin 2010 yılında faal olmadığı veya faaliyetini yürütmediğine karine oluşturmasının ticari ve teknik icaplara uygun düşmeyeceği, noter tasdikli yasal defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmiş olduğu, tüm dönem beyannamelerinin yasal sürelerinde verildiği, muhtasar beyannamelerde asgari ücretli bir işçi çalıştırıldığının beyan edildiği, Ba-Bs formlarının verildiği, verilen bu formlardaki alım-satım tutarlarının yasal defter ve belgelerle uyumlu olmadığının hukuken geçerli somut verilerle ortaya konulamadığı keza bir kısım karşıt firmalarca davacı şirkete yapılan satış veya alımlarla ilgili olarak verilmesi gereken Bs-Ba formlarının verilmemiş olması fiilinden kaynaklı sorumluluğun davacı şirkete izafe edilmesinin hakkaniyete uygun düşmeyeceği, alışlarının sahteciliğinin tek başına satışlarının da sahte olduğuna karine teşkil etmeyeceği, davacının satış yaptığı bir firma nezdinde yapılan karşıt tespitte bedellerinin tamamına yakının çekle ödendiğinin tespitli olduğu hususları dikkate alındığında 2010 yılında gerçek bir mal teslimine ilişkin olmaksızın komisyon karşılığı fatura düzenlediği şüpheden uzak hukuken geçerli somut verilerle ortaya konulamayan davacı şirket adına eksik incelemeye dayalı olarak tanzimli vergi tekniği raporu dayanak alınmak suretiyle takdir edilen matrahlar üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yasal mevzuatlara istinaden yapılan işlemlerin yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararına karşı yöneltilen temyiz istemi, Vergi Dava Daireleri Kurulunun 28/04/2021 tarih ve E:2021/384, K:2021/477 sayılı kararı ile bozmaya uygunluk yönünden reddedilerek kararın temyiz incelemesinin yapılması için Kurulca Dairemize gönderilen dosyada Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu öngürülmüş, 30. maddesinin 1. fıkrasında, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlandıktan sonra, aynı maddenin 6. bendinde, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hali re’sen tarh nedeni olarak belirtilmiş, 134. maddesinin 1. fıkrasında ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmıştır.
… Plastik İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında tanzimli … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle; belli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda ikinci el eşya ticareti ile hurda toptan ticareti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, şirketin iki ortaklı olduğu, ortakların başka bir şirkette ortaklıklarının bulunmadığı, şirket müdürü …’un ortağı olduğu … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında 2010 ve 2011 yıllarında sahte belge düzenlemekten tespit bulunduğu, 12/12/2014 tarihinde yapılan yoklamada, adresteki numaranın boş arsaya denk düştüğü, yapılan çevre araştırmasında ödevlinin tanınmadığı, … Vergi Dairesine vadesi geçmiş ve bugün ödenmesi gereken toplam vergi borcunun 21.978,51 TL olduğu, … Vergi Dairesine ise 566.445,44 TL olduğu ve 59,77 TL vergi aslı ödemesi olduğu, 2010 yılı katma değer vergisi matrahının 24.612.672,11 TL olduğu, mükellefin 2010 yılında Ba formuyla ile beyan ettiği alış tutarının 24.329.384,00 TL olmasına rağmen, mükellef kuruma mal sattığını beyan eden firmaların Bs beyanının 8.336.158,66 TL olduğu, 2 firma dışında karşılık Bs bildiriminde bulunulmadığı, mükellef kurumun Bs formuyla beyan ettiği satışlarına ilişkin beyanının 24.029.501,00 TL olmasına karşın, mükelleften alış yapan firmaların Ba fomlarında beyan ettiği tutarın 24.099.409,00 TL olduğu, mükellef kurumun 2010 yılında Ba formunda yer alan ya da Ba formunda yer almayıp mal ve hizmet satın aldığı mükelleflerin Bs formlarında yer alan şahıs ya da şirketlerin büyük çoğunluğu hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu raporu veya olumsuz tespitler bulunduğu, 2010 yılında incelemeye ibraz ettiği defter kayıt ve belgelerine göre herhangi bir elektrik ve su gideri bulunmadığı yolundaki tespit ve belirlemelerden hareketle, mükellefin 2010 yılında herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın komisyon karşılığında sahte fatura düzenlemek amacıyla faaliyet gösterdiği tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinden; yoklama için şirket tarafından belirtilen adresin boş arsa olması, faaliyette olduğu dönem içerisinde beyan ettiği KDV matrahı nispetinde iş yapabilecek ekip ve organizasyona sahip olmaması, çok yüksek tutarda vergi borcu bulunmasına rağmen, çok cüzi tutarda ödeme yapılması, satış yaptığı mükelleflerin büyük çoğunluğu hakkında sahte belge düzenleme bakımından vergi tekniği raporu veya olumsuz tespitler bulunması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından 2010 yılında düzenlenen ve raporda eleştiri konusu edilen söz konusu faturaların sahte faturalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan aynı nedenle tarh edilen 2010 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada da, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun bozma kararına uyularak verilen … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile davacının 2010 yılında düzenlediği faturaların komisyon karşılığı düzenlenen sahte faturalar olduğu ve sevk olunan takdir komisyonu tarafından %2 komisyon geliri dikkate alınmak suretiyle takdir edilen matrahlar üzerinden re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığından davanın kabulü yönündeki Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine gerekçe belirterek reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/10/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 45. maddesinin 2. fıkrasında, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un yine 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik 49. maddesinin 1. fıkrasında ise, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın; kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı Kanunun, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu yolundaki düzenlemesini içeren 45. maddesinin 2. fıkrasının, istinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyaların bölge idare mahkemelerine gönderileceği kuralına dair cümleyle tamamlanması ve fıkrada Kanunun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesine herhangi bir atıfta bulunulmamış olması karşısında, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olacağı yolundaki kuralın, istinaf dilekçeleri ve bu dilekçeler üzerine Kanunun 48. maddesine göre bölge idare mahkemelerince yapılacak işlemlerle ilgili olarak getirilmiş olduğunun kabulü gerekir. Başka bir ifadeyle, değinilen bu kuralın, Danıştay’ın temyiz incelemesi sonunda verdiği kararlarla ilgili 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin, istinaf incelemesi üzerine verilecek kararlar için de uygulama imkânı getirdiğinden söz edilemez.
Nitekim istinaf başvuruları üzerine bölge idare mahkemelerince verilecek kararlara ilişkin 45. madde düzenlemesi ile temyiz incelemesi üzerine Danıştay tarafından verilecek kararlara ilişkin 49. madde düzenlemesi, 2577 sayılı Kanunda 6545 sayılı Kanunla eş zamanlı getirilmiş değişiklikler olup, Yasa koyucu tarafından 49. maddede, temyiz incelemesi üzerine verilecek onama ve bozma kararları bentler halinde ayrıntılı biçimde belirtilmişken, aynı Kanunun 45. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında istinaf başvuruları üzerine verilecek kararla ilgili olarak 49. maddeden farklı terimler ve usuller getirilmiş olması yukarıdaki görüşü doğrular mahiyettedir.
Belirtilen nedenlerle, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması durumunda istinaf başvurusunun reddine; hukuka uygun bulmaması durumunda ise istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak işin esası hakkında yeniden bir karar verecek olan bölge idare mahkemelerince, istinaf incelemesine konu kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemekle birlikte gerekçesinin hukuka uygun bulunmadığı hallerde, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek istinaf isteminin reddine karar verilemeyeceğinden, Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun, kararın gerekçesi değiştirilerek reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararında yargılama usulüne uygunluk bulunmadığından, bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.