Danıştay Kararı 4. Daire 2021/5405 E. 2021/10626 K. 22.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/5405 E.  ,  2021/10626 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/5405
Karar No : 2021/10626

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN : … Bakanlığı
… Başkanlığı/…

KARŞI TARAF : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN ÖZETİ :Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/02/2021 tarih ve E:2016/16820, K:2021/856 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede öne sürülen hususlar, kararın düzeltilmesini sağlayacak nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince işin gereği görüşüldü:
Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın düzeltilmesini gerektirecek nitelikte görüldüğünden, Danıştay Dördüncü Dairesinin 09/02/2021 tarih ve E:2016/16820, K:2021/856 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına ilişkin temyiz başvurusu yeniden incelendi:
… İlaçları Ltd. Şirketinde çalışmakta iken 13/12/2011 tarihinde imzalanan ikale sözleşmesi ile 02/01/2012 tarihinde geçerli olmak üzere iş akdinin karşılıklı antlaşma ile sona eren davacıya ”kıdem tazminatı” ve ”ek tazminat” adı altında 117.794,10-TL üzerinden tevkif edilerek ödenen gelir ( stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yaptığı düzeltme- şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve fazladan yapılan kesintinin iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın, kıdem tazminatı üzerinden tevkif edilerek ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair kısmının ve kıdem tazminatı üzerinden yapılan kesintinin iadesi yönünden davanın kabulüne dair kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
”Ek tazminat” üzerinden tevkif edilerek ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ”ek tazminat” üzerinden yapılan kesintiye yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 122. maddesinde, vergi mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri; 124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebileceklerinin hükme bağlandığı, aynı Kanunun 116. maddesinde, vergi hatasının, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenilmesi olduğu, 117. maddede hesap hataları, 118. maddesinde de vergilendirme hatalarının düzenlendiği, hesap hatalarının, matrahta hata, vergi miktarında hata ve verginin mükerrer olması olarak; vergilendirme hataları ise mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme veya muafiyet döneminde hata olarak tahdidi olarak sayıldığı, dolayısıyla, anılan Kanun maddeleri kapsamında idareden düzeltilmesini isteme hakkı doğuran vergi hatalarının, yorumlama yöntemiyle çözülmesine gerek duyulmayan açık ve ilk bakışta anlaşılabilir, maddi şartlar veya hukuki değerlendirme bakımından yoruma müsait olmayan hususlar olduğu anlaşılmaktadır.
İşçi ile işverenin kendi aralarında bir anlaşma yapma yoluna giderek aralarındaki iş ilişkisini sonlandırmaları uygulamada ikale sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. İkale sözleşmesine ilişkin gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nda gerekse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda herhangi bir düzenleme yer almamakta, bu sözleşme türüne ilişkin uygulama daha çok Yargıtay tarafından verilen kararlarla şekillenmektedir.
Buna göre, ikale sözleşmesinde sözleşmenin amacı işçi ile işverenin anlaşarak ve özgürce belirleyecekleri koşullar çerçevesinde iş ilişkisini sonlandırmak olup, işçi ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı talebinde bulunmama, iş güvencesi kapsamında olsa bile işe iade davası açmama ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer haklarından vazgeçme karşılığında kayıplarını telafi edecek bir ödemenin yapılmasını, işveren ise işçi ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan döneme ilişkin ücret ve diğer hakları ödeme yükümlülüğü ve işe iade davası açılması yükünden kurtulmaktadır.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak belirlendiği; 2. maddesinde gelire giren kazanç ve iratların ticari kazançları, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ve diğer kazanç ve iratlar olarak tadat edildiği; 25. maddesinin 1. bendinde; ölüm, sakatlık hastalık (Değişik ibare:16/06/2009-5904 S.K./1.madde) ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımların gelir vergisinden müstesna olduğu açıklanmıştır.
Aynı Kanunun 61. maddesinde, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği, 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde de, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı öngörülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre çalışanlara ücret, ödenek, tazminat veya başka bir ad altında yapılan ödemelerin ücret olduğu, yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olması için 4857 sayılı İş Kanunu’nda tanımlanan tazminatlardan olması veya mahkeme kararına dayalı işe iade edilmeme tazminatı olması gerektiği, dolayısıyla davacıya “ek ödeme” adı altında ödenen tutarın ücret olarak kabulü gerek görülmekle birlikte bu değerlendirmeden de görüleceği üzere bu durumun hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve söz konusu iddiaların ancak ilgili vergi kesintisine karşı süresi içerisinde açılacak bir davada dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.
Öte yandan anılan Kanunun 61. maddesine 7103 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 21/03/2018 tarihinde eklenen 7. fıkrasında “Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar”ın ücret sayılacağı; yine anılan Kanunun geçici 89. maddesinde, 27/03/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisinin, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca red ve iade edileceği, bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla ilgili olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, … İlaçları Ltd. Şirketinde çalışmakta iken 13/12/2011 tarihinde imzalanan ikale sözleşmesi ile 02/01/2012 tarihinde geçerli olmak üzere iş akdinin karşılıklı olarak sona erdirildiği, davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kullanılmayan 21 günlük yıllık ücretli izin gününe tekabül eden tutar ile 13 maaş tutarında ek ödemeye tekabül eden ”ek tazminat” adı altında 13/12/2011 tarihinde imzaladığı sözleşme mukabilinde brüt 62,602,54-TL ödeme yapıldığı, işveren tarafından kesilen gelir vergisinin bağlı bulunduğu Vergi Dairesine yatırıldığı, davacı tarafça da yapılan bu ödemenin gelir vergisinden istisna olduğundan bahisle 07/07/2015 tarihinde Büyük Mükellefler Vergi Dairesine düzeltme başvurusunda bulunulduğu, 01/09/2015 tarihinde Vergi Dairesince, ”adı geçen şirketin defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapıldıkta sonra taleplerinin değerlendirilip, sonuçlandırılacağı” hususunun bildirilmesi üzerine, 02/10/2015 tarihinde T.C. Maliye Bakanlığına düzeltme- şikayet yoluyla başvuru yapıldığı, 06/11/2015 tarihinde T.C. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca ” Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığınca yapılan yazışma sonucunda alınan … tarih ve … sayılı yazı ile eklerinin incelenmesi neticesinde, dilekçelerinde bahsedilen hususlar hakkında Denetim Grup Müdürlüğünden inceleme talep edildiği, inceleme sonucuna göre değerlendirme yapılacağı” hususunun bildirilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, olayda 27/03/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında yapılan tazminatın iadesi istemiyle düzeltme ve şikayet kapsamında yapılmış bir başvuru olduğu, ileri sürülen iddiaların açık bir vergi hatası kapsamında olmadığı ve düzeltme şikayet kapsamına girmediği ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 89. maddesinde bahsi geçen karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler içerisinde de değerlendirilemeyeceğinden, Mahkeme tarafından, çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmadığı, 193 sayılı Kanun’un 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında ”ek ödemeden” gelir vergisi tevkifatı yapılmasının açık bir vergilendirme hatası olduğu sonucuna varılarak, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen işlemde yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren Mahkeme kararının belirtilen kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ”kıdem tazminatı” na ilişkin kısmın oybirliği ile onanmasına, ” ek tazminat” üzerinden tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemin ise Başkan …’nın karşı oyu ve oyçokluğu ile bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede öne sürülen hususlar, kararın düzeltilmesini sağlayacak nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.