Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/5672 E. , 2022/5169 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/5672
Karar No : 2022/5169
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Mensucat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin içeriği tarhiyatlara açılan davaların bir kısmında davanın incelenmeksizin reddine, bir kısmında davanın reddine, kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrüre isabet eden kısımlarının ise kaldırılmasına karar verilmiş olup, sözü edilen Mahkeme kararlarına istinaden, dava konusu ödeme emrinin 7. satırında yer alan 2016/01-12 dönemine ilişkin 1.443.353,13-TL tutarında vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden 481.117,71-TL’lik kısmında hukuka uyarlık, kalan kısmında ise hukuka aykırılık; dava konusu ödeme emrinin 19. satırında yer alan 2015/12 dönemine ilişkin 527.024,03-TL tutarında vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden 175.674,68-TL’lik kısmında hukuka uyarlık, kalan kısmında ise hukuka aykırılık, dava konusu ödeme emrinin 46. satırında yer alan 2015/01-12 dönemine ilişkin 409.926,78-TL tutarında vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden 136.642,26-TL’lik kısmında hukuka uyarlık, kalan kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı; olayda, davacı şirket hakkında yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar ve kesilen özel usulsüzlük cezaları için (vergi ceza ihbarnameleriyle davacıya tebliğ edilen) davacı şirketin 7143 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında vergi dairesine yapmış olduğu başvuru üzerine ilgili dönem borçlarının yapılandırılması ve ilk taksit tutarının ödenmemesi üzerine yapılandırma işleminin 7143 sayılı Kanun’un 9/6 maddesi hükmü gereğince davalı idarece iptal edilmek suretiyle ilgili dönem borçlarının kesinleştirilerek daha önce vergi ceza ihbarnameleriyle tebliğ edilen vergi ve cezalara ilişkin tutarların tahsili amacıyla davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, yukarıda sözü edilen Mahkeme kararları dikkate alınmak suretiyle, dava konusu ödeme emrinin 7, 19 ve 46. satırlarında yer alan toplam 793.434,65 TL’lik (yukarıda açıklandığı üzere 481.117,71-TL + 175.674,68-TL + 136.642,26-TL =793.434,65-TL) kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin bunun dışında kalan diğer tüm kısımlarında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin tarhiyatlara dava açılmış olduğu, kesinleşmeyen kamu alacağının tahsili için ödeme emri düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davanın tamamının reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Taraflarca temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu Kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından taraflar temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, ödeme emrine karşı böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüştür.
Buna göre, ödeme emri düzenlenebilmesi için ortada tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamaları tamamlanarak kesinleşen ve vadesinde ödenmemesi nedeniyle tahsili kabil hale gelen amme alacağının mevcut olması gerekmektedir.
Mahkemece her ne kadar ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin tarhiyatlara karşı açılan davalarda verilen karar sonuçları kıstas alınmış ise de; 30/06/2019 tarihinde tebliğ edilen ihbarnameler için öncelikle 29/07/2019 tarihinde 7143 sayılı Kanun’dan yararlanmak üzere başvuru yapıldığı, ilk taksitin ödenmemesi üzerine davacı şirketin yapılandırmadan yararlandırılmadığı, akabinde tarhiyatlara karşı süresinde dava açıldığı, dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği 25/10/2019 tarihinde içeriği tarhiyatlara karşı davaların derdest olduğu anlaşıldığından; ödeme emri düzenlendiği tarihte amme alacağının usulüne uygun şekilde tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamaları tamamlanarak kesinleştiğinden söz edilemez.
Dolayısıyla, içeriği amme alacağı usulüne uygun kesinleştirilmeden, tahsili kabil hale gelmeden düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık; amme alacağına ilişkin tarhiyatlara açılan davaların sonuçları değerlendirilerek verilen Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf istemlerinin reddine karar veren Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 26/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.