Danıştay Kararı 4. Daire 2022/1587 E. 2022/4836 K. 20.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/1587 E.  ,  2022/4836 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/1587
Karar No : 2022/4836

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının banka hesabına uygulanan … tarih ve … sayılı e-haciz işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu e-haciz işleminin dayanağı olan … tarihli …, …, …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararıyla; asıl borçlu şirketin 6736 sayılı Kanun’a göre borçlarını yapılandırdığı, yapılandırma sonrası yeni borca dönüşen amme alacağından davacı sorumlu tutulamayacağından, davacı adına düzenlenen …, … ve … sayılı ödeme emirleri yönünden yürütmenin durdurulmasına, idarece takipten kaldırıldığından … sayılı ödeme emrine ilişkin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun hale gelen dava konusu e-haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdarelerince yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Yapılandırma tarihinde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmadığından, yapılandırma sonrası yeni bir borca dönüşen kamu alacağından sorumlu olamayacağından, idarece yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacının banka hesabına uygulanan … tarih ve … sayılı e-haciz işlemine karşı dava açılmıştır.
Dava konusu haczin dayanağı … tarih ve …, …, …, … sayılı ödeme emirlerinin konu edildiği davada verilen kararın temyizi sonucu, Dairemizin 20/09/2022 tarih ve E:2019/5743, K: 2022/4835 sayılı onama kararındaki karşı oyumuzda;
“213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzelkişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağının belirtildiği,
Kanuni temsilcilerin, şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzelkişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulmasından sonra kanuni temsilci olarak sorumlu tutulacağı dönemler dikkate alınarak takibi yoluna gidilmesi gerektiği,
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun miktarı ve vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak ödenmesi konusunda kimi koşullarla kolaylıklar sağlandığı, yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kaldığı yerden devam edilmesinin yasa gereği olduğu,
Amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulmasının ve/veya ödeme planına bağlanmasının, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmeyeceği,
6736 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olması, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte, yapılandırma koşullarına uyulmamasının ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesinin önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyeceği, takibin yeniden başlatılmasını gerektirmeyeceği gibi anlık kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmekle birlikte kaldığı yerden hem asıl borçlu şirket hem kanuni temsilci ve ortakları için devam ettirilmesinin 6183 sayılı Kanun gereği olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenle, dava konusu haciz işleminin de söz konusu kararda belirtilen hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.