Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/2090 E. , 2022/7522 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2090
Karar No : 2022/7522
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Büyük Mağazacılık Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla verilen 2020/7 dönemi muhtasar beyannamesine istinaden tahakkuk eden kurum (stopaj) vergisinin 298.449,84 TL’lik kısmının iptali ile ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; iç hukukta ve uluslararası sözleşmede belirlenen işyeri tanımının “elektronik ortamda iş yeri”ni de kapsayacak şekilde yorum ve kıyas yoluyla genişletilmesinin, başta Anayasa olmak üzere mevcut yasal düzenlemelere de aykırı olduğu anlaşılmakla, dava konusu tahakkuk işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne, ödenen tutarın, tahsil tarihinden itibaren işleyecek ve 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ilişkin olarak, dava konusu edilen tutarın 7326 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında yapılandırılarak ödendiği, davacının feragati nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise; 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Kararın 1. maddesinde, internet ortamında verilen reklam hizmetlerinin vergi kesintisi kapsamına alınmış olduğu, bu hizmetlere ilişkin olarak hizmeti verenlere veya internet ortamında reklam hizmeti verilmesine aracılık edenlere yapılan ödemelerden, ödeme yapılan kişilerin mükellef olup olmadığına bakılmaksızın vergi kesintisi yapılması gerektiği, yasal mevzuatımızda iş yerinin tanımı yapılırken söz konusu yerin faaliyetin icrasına tahsis edilmesi veya faaliyetin icra edildiği yer olmasının belirtildiği, buna göre ticari faaliyet için elverişli olan yer, fiziksel bir mekan olabileceği gibi dijital bir alanı da kapsayabileceği, yapılan tahakkuk işleminin hukuka uygun olduğu, dolayısıyla hukuka aykırı olan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, müvekkili firmanın ihtirazı kayıtla beyan ettiği dava konusu 2020/7 dönemi kurum (stopaj) vergisine ilişkin tahakkuk içeriği borçlarını kanuni süresinde ödeyememesi nedeniyle 7326 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere idareye başvurduğu, yapılan başvuruya istinaden yapılandırılan borçların taksitlerinin, davacı firma tarafından süresi içerisinde ödendiği, verginin tahakkuk ve tahsili işlemlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu, yapılandırma işleminin verginin tahsili aşamasına ilişkin olduğu, dava konusu edilen tahakkuku etkilemeyeceği, davadan feragat etmediklerini, zira yapılandırma başvurusu üzerine idarenin mahkemeye herhangi bir feragat bildiriminde bulunmadığı, dolayısıyla usule ilişkin bir sorun olmadığı, esasa ilişkin olarak ise; müvekkili firma tarafından internet ortamında sunulan reklam hizmetlerine istinaden ödeme yapılan firmaların, yurt dışında mukim firmalar olup Türkiye’de dar mükellef statüsünde bulundukları, dar mükellef kurumların Türkiye’de vergilendirilebilmesi için T.C. Anayasası’nın 90. maddesi gereği yerel mevzuat hükümleri yerine Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması (ÇVÖA) hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, Ç.V.Ö.A. hükümleri uyarınca müvekkili firma tarafından yurt dışında mukim firmalara yapılan ödemeler üzerinden kesilen vergilerin hukuka aykırı olduğu, davalı İdare’nin internet ortamında verilen reklam hizmetlerine bağlı olarak dijital ortamda iş yerinin oluştuğu iddiasının hukuki temelden yoksun olduğu, davalı idarenin temyiz dilekçesinde, iç hukuk kuralları kapsamında “iş yeri” kavramının “elektronik ortamdaki iş yeri”ni kapsadığı değerlendirmesi kanuna aykırı olup, işbu dava konusu olayda değerlendirilecek bir husus da olmadığı, uyuşmazlıkla ilgili emsal yargı kararlarının bulunduğu, bu kararların da müvekkili firma lehine olduğu, dolayısıyla tahakkuk işleminin hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırılığı tespit eden iş bu kararın onanması, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı şirket tarafından, dava konusu edilen tahakkuk ile ilgili olarak 29/11/2020 tarihinde elektronik ortamda 7256 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında yapılandırma talebinde bulunulduğu, söz konusu başvuru üzerine …tarihinde …tecil dosya numarası ile borçların yapılandırıldığı, ilk derece mahkemesinin kabul kararından sonra …no’lu düzeltme fişi ile tahakkukun terkin edildiği ve …tarihinde yapılandırmanın …tecil dosya numarası ile revize edildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmış olup, 7256 sayılı Kanun’dan faydalanabilmek için aynı Kanun’un 2. maddesinin 20. fıkrası gereğince borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu hüküm altına alındığından, bu hususun değerlendirilerek bir karar verilmesi için temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un “Kesinleşmiş alacakların yapılandırılması” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen alacaklardan bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil); a bendinde vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergilerin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ile aslı bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının yapılandırma kapsamında olduğu, 3. fıkrasının a bendinde ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında birinci ve ikinci fıkraların (a) bendi hükümlerinin uygulanacağı, 20. fıkrasında ise 2. madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu, “Ortak hükümler” başlıklı 3. maddesinin 13. fıkrasının a bendinde Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları gereken borçluların, bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmelerinin şart olduğu, borçlularca, bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından 2020/7 dönemine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen beyannameye istinaden tahakkuk eden kurum (stopaj) vergisinin 298.449,84 TL’lik kısmının iptali ile fazladan ödenen bu tutarın tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından …tarihinde E.…sayılı yazı ile dosyaya sunulan belgelerden, davacı şirketin dava konusu edilen dönemin de içinde bulunduğu borçlarına istinaden 7256 sayılı Kanun’un 2.maddesi kapsamında kesinleşmiş alacaklar yönünden elektronik ortamda …tarih ve …sayı ile yapılandırma talebinde bulunduğu, …tarihinde … tecil dosya numarası ile borçların yapılandırıldığı, ancak …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı tahakkukun ilgili kısmının kaldırılmasına ilişkin kabul kararından sonra …no’lu düzeltme fişi ile tahakkukun terkin edildiği ve …tarihinde yapılandırmanın …tecil dosya numarası ile revize edildiği, ayrıca davacı tarafından yapılandırmaya ilişkin taksitlerin süresinde ödendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden görülmüştür.
Dava konusu edilen tahakkuka ilişkin borçların 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı ve borçların ödendiği hususunda dosyada ihtilaf bulunmamaktadır.
Bu durumda, 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan dava konusu tahakkuk içeriği borçlarla ile ilgili olarak, anılan Kanun’un 2. maddesinin 20. fıkrası ile 3. maddesinin 13. fıkrasının a bendi gereğince bir değerlendirme yapılarak yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.