Danıştay Kararı 4. Daire 2022/2611 E. 2022/5029 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/2611 E.  ,  2022/5029 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2611
Karar No : 2022/5029

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi hükümlerine göre sorumluluğu vergisel ödevleri yerine getirmekle sınırlı tutulan dolayısıyla, sorumluluk esasının kusura dayandığı kanuni temsilcinin 29/04/2008 tarihinde görevinden ayrıldığı dikkate alındığında, kendisinden sonraki dönemde kanuni temsilcilik görevinde bulunan kişinin vergisel ödevleri yerine getirmemesinden kaynaklanan amme alacağından sorumlu tutulamayacağı açık olduğundan ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; uyuşmazlık konusu ödeme emri içeriği vergilerin 2007 yılı içerisinde şirketin sahte fatura kullanımı yönünden incelenmesi sonucu yapılan cezalı tarhiyatların kesinleşmesi üzerine istenildiği, cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının defter belge ibraz ödevinin yerine getirilmemesi nedeniyle ilgili dönem tüm indirim tutarlarının reddinden değil, davacının temsilci olduğu dönem içerisinde kullanılan sahte belge tutarlarına isabet eden verginin indiriminin reddedilmesi sebebiyle, kurumlar vergisi ve geçici vergi tarhiyatlarının ise yine aynı faturaların bilinmeden kullanıldığının kabulüyle %5 brüt satış kârı uygulanmak ve gelir tablosunun bu suretle oluşturulması sebebiyle yapıldığı anlaşıldığından, Mahkemece 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca davacıya kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı, davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği borçların dayanağını teşkil eden ve şirket adına düzenlenen … tarih ve …, … takip numaralı ödeme emirlerinin; şirketin mükellefiyetinin 21/09/2010 tarihinde re’sen terkin ettirilmesi sebebiyle 26/07/2013 tarihinde şirket müdürü …’un ikametgah adresinde eşine tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan, idarece vergi yasalarında belirlenen şekilde tahakkuk ettirilmiş vergi borçlarının zamanaşımı süresi içerisinde tahsil edilmesi gerektiği, ödeme emri içeriği borçların dayanağını teşkil eden ve şirket adına düzenlenen … tarih ve …, … takip numaralı ödeme emirlerinin 26/07/2013 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, dosya içeriğinde zamanaşımını kesen bir sebebin bulunmadığı hususu dikkate alındığında, 31/12/2018 tarihinde dolan zamanaşımı nedeniyle bu tarihten sonra davacı adına düzenlenerek 16/11/2020 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin dayanağını teşkil eden ve şirket adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emri ile … tarih ve … takip numaralı ödeme emri yönünden; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 104. maddesinde, ilan yazısının bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği düzenlemesine yer verilmesi sebebiyle şirket adına düzenlenen ödeme emri açısından mükellef konumundaki şirketin bilinen son adresinin bağlı bulunduğu mahalle muhtarlığına ilan yazısının gönderilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak şirketin mükellefiyetin re’sen terkin edilmesi sebebiyle şirket adına düzenlenen dayanak ödeme emirlerinin şirket temsilcisinin ikametgah adresinde tebliğe çalışılması yerinde olmakla birlikte , şirket temsilcisinin bilinen “… Mahallesi … Sokak No:…-…/…” adresinde usulüne uygun tebliğ işlemleri yapılmaksızın başka bir adres denenmek suretiyle ilanen tebliğ edilen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiğinden bahsedilme olanağı olmadığından kesinleşmeyen alacak için davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın dava konusu ödeme emri içeriği borçların, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve …,… sayılı ödeme emirlerine isabet eden kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kararın, dava konusu ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri ile ile … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine isabet eden kısımları yönünden;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; Kanun’un, olay tarihinde yürürlükte olan, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı; 103. maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının ortağı olduğu mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilen asıl borçlu … Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri ile ile … tarih ve .. takip numaralı ödeme emirlerinin, şirket temsilcisinin ikametgah adresi olan “… Mahallesi … Sokak No:… …/…” adresine memur eliyle tebliğe çıkarıldığı, adresin sürekli kapalı olduğuna ilişkin şerh ve sadece memurun imzasıyla düzenlenen tebliğ alındısı ile tebliğ edilemeyerek 23/12/2013 ve 05/01/2015 tarihlerinde iade edildiği, daha sonra şirket temsilcisinin ikametgah adresi olarak “… Mahallesi … Sokak No:… …/….” adresine memur eliyle tebliğe çıkarıldığı, adresin boş olduğu şerhiyle mahalle muhtarı ile memur imzası ile düzenlenen tebliğ alındısı ile tebliğ edilemeyerek 05/011/2015 tarihinde iade olunması üzerine ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Mükellefiyeti vergi dairesince re’sen terkin edilen asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan …’un ikametgah adresi olarak idarece bilinen adreslerinden olan “… Mahallesi … Sokak No:… …/…” adresine, daha önce şirkete ait ihbarnamelerin tebliğ edilmeye çalışıldığı, bilinen en son adresin kapalı olduğu hususunun muhtar ve memur imzası ile 08/05/2013 tarihinde tutanak haline getirildiginin tespit edildiği görüldüğünden, kanunun amaçladığı anlamda tebliğ imkansızlığının gerçekleştiği ve söz konusu adrese memur eliyle tebliğ çıkarılması ve adresin boş olduğu şerhiyle usulüne uygun düzenlenen tebliğ alındısı ile tebliğ edilememesi nedeniyle iade olunması üzerine ilanen tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Mahkemece verilen kararın bu kısmının kaldırılması isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının buna ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu ödeme emri içeriği borçların, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve …,… sayılı ödeme emirlerine isabet eden kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine isabet eden kısımlarının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.